Toplum Gönüllüleri Vakfı’nda (TOG) DİSK Sosyal-İş Sendikası çatısı altında yeniden başlayan örgütlenme sürecinde toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmeleri yönetimin kararıyla sona erdi.
TOG çalışanları 2026’nın ilk aylarında yeniden sendikada örgütlenmeye başlamış, TİS görüşmeleri öncesinde yaşanan işten çıkarmaların sendikal süreçle bağlantılı olduğunu savunmuştu.
Vakıf yönetimi ise işten çıkarmaların sendikal örgütlenmeyle ilgisi bulunmadığını, kararların “yönetimsel planlama, finansal sürdürülebilirlik ve kaynakların etkin kullanılması” kapsamında alındığını açıklamıştı.
DİSK Sosyal-İş de TOG yönetiminin sendikal örgütlenmeden ve sürece öncülük eden çalışanlardan haberdar olduğunu, vakıfla TİS ya da benzeri bir protokol için müzakere yürütmek istediklerini duyurmuştu. TOG’da 2010-2021 arasında altı dönem toplu iş sözleşmesi imzalandı.
Sendikalı TOG çalışanları, TİS sürecinin sona ermesi ile birlikte gelinen aşamayı bianet'e anlattı.

TOG’DA SENDİKALAŞMA SÜRECİ
"Toplumsal barış vizyonu olan kurum kendi iş barışını sağlayamıyor"
Dört görüşmenin ardından TİS süreci sona erdi
Çalışanların aktardığına göre TOG yönetimi ile Sosyal-İş arasındaki TİS görüşmeleri 6 Haziran’da başladı.
Dört görüşmenin ardından yönetim, 4 Ağustos’ta süreci oybirliğiyle sonlandırdı.
Çalışanlara gerekçe olarak “ekonomik darboğaz” gösterildi. Ancak görüşmelerin bu aşamasında ekonomik bir taleplerinin bulunmadığını söylüyorlar:
Biz taslağı hazırlarken ekonomik talepleri özellikle gündeme getirmedik. Mevcut haklarımızın güvence altına alınmasını istedik. Ekonomik konuları daha sonraki görüşme dönemine bıraktık.
TOG’un geçmişte de ekonomik açıdan zor dönemlerden geçtiğini hatırlatan çalışanlar, önceki küçülme süreçlerinin bugünkü tabloya benzemediğini anlatıyor:
“Bizim bildiğimiz kadarıyla daha önceki küçülme dönemleri, çalışanların onurunun ve örgütlenme hakkının bu şekilde tartışmaya açıldığı bir noktaya gelmemişti."

TOG’da sendikal süreç: Vakıftan açıklama, Sosyal-İş’ten yanıt
“Çalışanların söz söyleme imkânı ortadan kaldırıldı”
Sendikalı TOG çalışanlarına göre TİS sürecinin sona erdirilmesi yalnızca bir sözleşme görüşmesinin kesilmesi anlamına gelmiyor. Kararla birlikte çalışanların yönetim karşısında ortak söz üretme ve taleplerini müzakere etme imkânının da ortadan kaldırıldığını düşünüyorlar:
“Bizim açımızdan sonuç; çalışanların söz söyleme, birlikte hareket etme, taleplerini toplu biçimde dile getirme ve yönetimle bunları müzakere etme imkânının ortadan kaldırılması oldu.”
Çalışanlar, TİS masasının sona ermesinin ardından çalışma ortamındaki denetimin de arttığını öne sürüyor.
İş yapış biçimlerinin daha yakından izlenmeye başladığını, “Yeterince çalışmıyorsunuz”, “İş bilmiyorsunuz” gibi ifadelerin kullanıldığını ve yapılan işlerin ne kadar sürdüğünün sürekli sorgulandığını aktarıyorlar.
“Bazen bize doğrudan ya da ima yoluyla, ‘Siz çalışmıyorsunuz, biz sizi çalıştıracağız’ denildiğini duyduk.”
“Özel sektör mantığı sivil topluma yerleşiyor”
Sendikalı çalışanlar, TOG’da yaşananların yalnızca tek bir kuruma özgü olmadığını düşünüyor.
Onlara göre sivil toplum alanındaki çalışma ilişkileri giderek özel sektör mantığıyla şekilleniyor:
Bizce burada daha büyük bir sorun var: Özel sektör mantığının sivil toplum alanına giderek daha fazla yerleşmesi.
DİSK Sosyal-İş Genel Sekreteri Deniz Gülşen de Mayıs ayında bianet’e yaptığı açıklamada sivil toplum alanında yeni bir “emek rejimi” oluştuğunu, fon baskısının çalışanlara daha fazla performans ve kaynak geliştirme baskısı olarak yansıdığını söylemişti.

İş hayatında tükenmişlik: Nasıl anlamalı, ne yapmalı?
“İşyeri temsilcisine baskı arttı”
Çalışanların kaygı duyduğu başlıklardan biri de sendika işyeri temsilcisine yönelik tutum.
“TİS sürecine dahil olduktan sonra sendika işyeri temsilcimize yönelik baskının arttığını gördük” diyen çalışanlar, yönetimin temel itirazının ekonomik talepler olmadığını düşünüyor:
“Asıl meselenin örgütlü çalışanlarla masaya oturmak istememek olduğunu düşünüyoruz.”
Mütevelli Heyeti’ne çağrı yanıtsız kaldı
TİS görüşmelerinin sona ermesinin ardından sendikalı çalışanlar ve Sosyal-İş, TOG Mütevelli Heyeti’ne başvurdu.
Çalışanların aktardığına göre 17 Ağustos’ta sendika aracılığıyla yapılan çağrıda Mütevelli Heyeti’nden yazılı yanıt istendi.
Ancak çağrıya doğrudan yanıt verilmedi. Bunun yerine sendikaya noter aracılığıyla ihtarname gönderildi.
Çalışanlar, ihtarnamede sendikadan TİS talebinden vazgeçmesinin istendiğini, sendikanın yetkisine itiraz edildiğini ve vakıftaki “iç huzuru bozduğu” görüşünün dile getirildiğini aktarıyor.
Müzakere talebinde ısrar edilmesi halinde sendikanın şikâyet edileceği yönünde bir tutum ortaya konulduğunu söyleyen çalışanlar, buna şöyle yanıt veriyor:
Bize göre iç huzuru bozan şey sendikanın varlığı değil; masaya oturulamaması, işten çıkarmalar ve çalışanların kendilerini güvende hissetmemesi.
Sendikalı çalışanların üç talebi var
TOG’daki sendikalı çalışanlar, örgütlenme sürecinin başından bu yana taleplerinin değişmediğini söylüyor.
Taleplerini üç başlıkta topluyorlar:
“İşten çıkarılan arkadaşlarımızın işe iade edilmesini istiyoruz.
“Sendikal faaliyet nedeniyle herhangi bir baskı uygulanmamasını istiyoruz.
“Ve en önemlisi, çalışanların çalışma koşullarını konuşabileceği bir TİS masasının yeniden kurulmasını istiyoruz.”
bianet’in Mayıs ayında yayımladığı ilk haberde de çalışanlar müzakere sürecinin başlatılmasını, TİS imzalanmasını, işten çıkarılanların işe iadesini ve güvenli, şeffaf ve adil bir çalışma ortamı sağlanmasını talep etmişti.
(NÖ)

