Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları Derneği (İHD), Mardin’in Nusaybin ilçesindeki Rojava protestoları sırasında gözaltına alındıktan sonra işkenceye maruz bırakılan D.K. adlı yurttaş için yazılı açıklama yaptı.
Suriye geçici hükümetine bağlı güçler ve beraberindeki düzensiz grupların Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik artan saldırılarına dikkat çeken TİHV ve İHD, “Bu saldırıları protesto etmek amacıyla 20 Ocak 2026 tarihinde Mardin’in Nusaybin ilçesinde düzenlenen barışçıl toplantı ve gösterilere müdahale eden kolluk güçleri birçok kişiyi fiziksel şiddet kullanarak gözaltına almıştır” dedi.
İşkence kayda alındı, görüntüler sosyal medyada paylaşıldı
TİHV ve İHD, sınır hattında gözaltına alınıp işkenceye ve kötü muameleye maruz bırakılan D.K.’ye ilişkin kaydetti:
“Basından, sosyal medyadan, insan hakları ve hukuk alanında çalışan sivil toplum örgütlerinden edilen bilgilere göre bu kişiler arasında sınır hattında gözaltına alınan D.K. isimli bir yurttaşımız da bulunmaktadır. Ancak sözü edilen yurttaşımız gözaltına alındığı andan itibaren kolluk güçleri tarafından işkence ve kötü muameleye maruz bırakılmıştır. Söz konusu işkence uygulamaları kayda alınmış ve görüntüler sosyal medya platformları üzerinden kasıtlı olarak kamuoyuna yansıtılmıştır.”
“İşkence yasağı ihlal edildi”
İşkence ve diğer kötü muamelenin gerek Anayasa gerekse Türkiye’nin de bir parçası olduğu uluslararası hukuk tarafından mutlak olarak yasaklandığını hatırlatan İHD ve TİHV, açıklamayı şöyle sürdürdü:
“Nitekim, Birleşmiş Milletler (BM) İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme’nin 2. Maddesinde “Hiçbir istisnai durum, ne harp hali ne de bir harp tehdidi, dahili siyasi istikrarsızlık veya herhangi başka bir olağanüstü hal, işkencenin uygulanması için gerekçe gösterilemez.” denilmektedir. Bu net ifadeler de açıkça göstermektedir ki, işkence ve diğer kötü muamele yasağı uluslararası hukuk açısından buyruk emir (jus cogens) niteliğindedir.
“Buna karşın D.K. isimli yurttaş hayati tehlike yaratılacak biçimde işkenceye maruz bırakılmıştır. Böylece işkence yasağı ihlal edilmiş; Anayasa’ya ve Uluslararası Hukuk hükümlerine uyulmamıştır. Yanı sıra işkence görüntüleri bazı kişiler tarafından sosyal medya platformlarında bilinçli olarak yaygınlaştırılmış; bu ağır suç övülmüş ve kamuoyu suç işlemeye teşvik edilmiştir.”
“Sürecin takipçisi olacağız”
TİHV ve İHD, daha işkence ve diğer kötü muamele yasağının mutlak niteliğini yetkililere hatırlatarak ‘sorumluluk’ çağrısında bulundu:
“Toplumsal ve siyasal kutuplaşmayı derinleştirmenin bir fırsatı haline getirmeden, cezasızlık zırhının arkasına saklanmadan insanlığa karşı gerçekleştirilen bu suçu derhal etkin bir şekilde soruşturun, sorumlularını tespit edip ivedilikle yargı önüne çıkarın. Ayrıca bu sürecin takipçisi olacağımızı yetkililere ve kamuoyuna duyururuz.”
(VC)

