Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) 1 Mart 2025 – 1 Aralık 2025 tarihleri arasında insan hakları savunucularının yaşadığı hak ihlallerini derlediği "Türkiye’deki İnsan Hakları Savunucularının 2025 Yılında Karşılaştığı Baskı, Engel ve Zorluklar" başlıklı raporunu yayımladı. Rapor, deprem bölgesinde faaliyet yürüten bölgesel dayanışma ve işbirliği grupları tarafından derlenen verilere dayanıyor.
Çalışma Doğu Anadolu, Ege, Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu, Marmara ve 2023 depremlerinden etkilenen illeri kapsıyor. Raporda, 2025 yılı boyunca insan hakları savunucularına ve örgütlerine yönelik baskıların yalnızca artmakla kalmadığı, belirli örüntüler üzerinden sistematikleştiği vurgulandı.
"Hak kullanımı istisna, ihlaller kural"
Raporda, Türkiye’nin kalıcı hale getirilen düzenlemelerle fiilen bir olağanüstü hal rejimi altında yönetildiği ifade edilirken, bu rejimin belirsizlik, keyfilik ve kuralsızlık üzerinden yeniden üretildiğine dikkat çekildi. Bu koşullarda hak kullanımının istisnaya dönüştüğü, insan hakları ihlallerinin ise kural haline geldiği vurgulandı.
TİHV, raporda yer alan vakaların, ülkede yaşanan ihlallerin tamamını yansıtmadığını da özellikle not düşüyor. Kayıt altına alınamayan, başvurulamayan ya da aktarılması mümkün olmayan çok sayıda ihlalin bulunduğu belirtiliyor.
"Amaç dayanışmayı güçlendirmek"
Raporun temel amacının, insan hakları savunucularına yönelik baskı ve engelleri görünür kılmak ve savunucular arasındaki dayanışmayı güçlendirmek olduğu ifade ediliyor. Çalışma, yalnızca sayısal bir döküm sunmakla yetinmeyip, baskıların hangi yöntemler ve örüntüler üzerinden üretildiğini ortaya koymayı hedefliyor.
290 hak savunucusu engellendi
TİHV’in raporuna göre hak savunucuları; yargısal ve idari taciz, tehdit, fiziksel şiddet, hedef gösterme ve barışçıl toplantı, gösteri ve yürüyüşlerin engellenmesi gibi uygulamalara maruz bırakıldı.
Raporlama döneminde insan hakları alanındaki çalışmaları nedeniyle en az 290 insan hakları savunucusu baskı ve engellemelerden en az birine maruz kaldı. Aynı dönemde en az 7 insan hakları örgütü doğrudan ya da dolaylı biçimde hedef alındı. Ayrıca 6 farklı şehirde, insan hakları ihlallerine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen en az 46 barışçıl etkinlik engellendi.
Yargısal taciz
TİHV raporuna göre yargısal taciz, insan hakları savunucularının en sık maruz kaldığı baskı biçimi olarak öne çıkıyor. Savunucular; temelsiz ceza soruşturmaları ve davalar, hukuka aykırı ve keyfi gözaltı ve tutuklamalar ile sivil toplum kuruluşlarına yönelik yargı süreçleri üzerinden sistematik biçimde hedef alınıyor.
Raporlama döneminde insan hakları savunucularına yönelik 299 yargısal taciz vakası kayda geçirildi.
Gözaltılar
Raporlama döneminde en az 81 insan hakları savunucusu gözaltına alındı; savunucular 1 ila 3 gün arasında gözaltında tutuldu. Gözaltıların büyük bölümünün, barışçıl toplantı ve gösterilere katılmak ya da bu etkinlikleri izlemek gibi meşru insan hakları faaliyetleri gerekçe gösterilerek gerçekleştirildiği belirtildi.
Raporda ayrıca, Hatay Samandağ Kurtderesi’nde çevre mücadelesi yürüten insan hakları savunucularına yönelik tekrar eden gözaltılar, çevre savunucularını hedef alan sistematik bir baskı örüntüsü olarak kayda geçti. İlayda Çekiç, Emir Döner ve Tuncay Yılmaz’ın barışçıl protestolar nedeniyle farklı tarihlerde gözaltına alınıp serbest bırakılması, bu baskının sürekliliğine işaret etti.
Ceza davaları
TİHV raporuna göre 2025 yılında insan hakları savunucularına yönelik ceza davaları, soruşturma aşamasındaki örüntüyü sürdürdü. En az 92 insan hakları savunucusu, barışçıl toplantı ve gösterilere katıldıkları gerekçesiyle yargılanırken; en az 40 savunucu çeşitli terörizm suçlamalarıyla ceza davalarına konu edildi.
Raporda, adil yargılanma hakkı ihlal edilerek yıllardır süren ceza davalarının bir taciz aracı olarak kullanılmaya devam ettiği vurgulandı. Bu kapsamda, en eskisi 2016 yılına dayanan ve raporlama döneminde de devam eden davalarda en az 73 insan hakları savunucusu hâkim karşısına çıktı.
Raporlama döneminde sonuçlanan 5 davada 55 savunucu beraat ederken, 2 davada toplam 4 yıl 7 ay hapis cezası verildi. Ayrıca en az 8 insan hakları savunucusunun kolluk görevlileri tarafından işkence ve kötü muameleye maruz bırakıldığı kaydedildi.
Eylemlerin engellenme yöntemleri
Engellenen eylemlerin büyük çoğunluğunun;
- insan hakları ihlallerine ilişkin basın açıklamaları,
- anma ve protesto etkinlikleri,
- kadın ve LGBTİ+ haklarına ilişkin eylemler,
- savaş karşıtı ve barış talepli açıklamalar,
- çevre ve yaşam alanlarını savunmaya yönelik protestolar
olduğu görülmüştür.
Barışçıl etkinlikleri engellemeye yönelik müdahalelerin birkaç temel yöntem etrafında toplandığı görülmekte;
- Mülki idare amirleri tarafından alınan genel veya süreli yasaklama kararları,
- Polis tarafından alanın kapatılarak herhangi bir yasaklama kararı belirtilmeden basın açıklamasına izin verilmemesi,
- Toplanma alanının, kolluk görevlileri tarafından etkinlik öncesi abluka altına alınması,
- Eylemcilerin, işkence ve diğer kötü muameleye varan güç kullanan kolluk görevlileri tarafından dağıtılması veya alandan uzaklaştırılması
Bu yöntemlerin ise çoğu zaman birlikte kullanıldığı kaydedildi.
(AB)

