Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği (mahallede bilindiği ismiyle Tarlabaşı Toplum Merkezi, TTM) hakkında kanuna ve ahlaka aykırılık iddiasıyla açılan fesih davasının 12. duruşması 21 Ocak 2026 Çarşamba günü saat 10’da İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinde görüldü. Duruşmayı TTM gönüllüleri, hak savunucuları ve diplomatik temsilciler izledi. Fesih davasının sonraki duruşması 16 Eylül 2026 saat 10’da görülecek.
Şubat 2022’de açılan fesih davası, dernek yöneticileri hakkında açılan ceza davası gerekçe gösterilerek sonuçlandırılmıyor. Ancak Haziran 2021’den beri süren karalama kampanyası, çeşitli davalar ve dernek merkezinin mühürlenmesi TTM’yi mahalledeki faaliyetlerini yürütemez hale getirdi.
29 Eylül 2025 tarihli 11. duruşmada, aralarında baroların ve hak örgütlerinin olduğu 11 kurum TTM yanında dosyaya fer’i müdahil olma talebinde bulunmuştu. 11 kurum, TTM hakkındaki fesih davasının tüm sivil alana ve özellikle kadın ve çocuk haklarına yönelik bir tehdit olduğunun altını çizmişti.
TTM: “Mücadelemizi ilk günkü kararlılıkla sürdürüyoruz”
Duruşma öncesi Çağlayan Adliyesi önünde toplanan TTM gönüllüleri ve hak savunucuları, basın açıklaması okudu. Açıklama şöyle:
“Bugün Tarlabaşı Toplum Merkezi’ne açılan kapatma davasının 12. duruşması için adliyedeyiz. Uzatılan yargılamalarla bizi pes ettirmeye çalışanlara inat, mücadelemizi ilk günkü kararlılıkla sürdürüyoruz. TTM Tarlabaşı’na geri dönsün, Tarlabaşılı kadınlar ve çocuklar güvenli alanlarına kavuşsun, hak savunucuları işlerini yapabilsin diye, “TTM’yi geri istiyoruz” demek için buradayız.”
Basın açıklamasında sivil alana yönelik artan baskılara ve Aralık 2025’te müstehcenlik iddiasıyla mahkeme kararıyla feshedilen Genç LGBTİ+ Derneği’ne de değinildi ve dayanışma çağrısında bulunuldu.
Açıklama şöyle:
“Türkiye’de hak temelli çalışan sivil toplum örgütlerinin maruz kaldığı ihlaller ağırlaşarak devam ediyor. Derneklere kapatma davaları, dernek yöneticilerine ise ceza davaları açılıyor. 2021 yılından bu yana Türkiye'de en az 6 derneğe kapatma davası açıldı ve bunlardan 4’ü mahkeme kararıyla feshedildi.
Bunun son örneği olarak geçtiğimiz ay İzmir’deki Genç LGBTİ+ Derneği, “müstehcenlik” iddiasıyla mahkeme tarafından kapatıldı ve dernek yöneticileri ve çalışanlarına ceza davası açıldı. Müstehcenlik iddiasına kanıt olarak ise derneğin sosyal medya hesabından paylaştığı sanatsal çizimler gösterildi. TTM’nin kadınlarla, çocuklarla ve gönüllüleriyle yaptığı toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmalarını “LGBTİ olmaya özendirmek” safsatasıyla hedef alan zihniyet, bilimsel dayanaktan ve gerçeklikten yoksun ve yalnızca LGBTİ+’lara yönelik nefreti körüklemeye yönelik iddialarını bu sefer Genç LGBTİ+ Derneği’ne yöneltti. İfade ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik bu açık saldırının karşısında, Genç LGBTİ+ Derneği’nin ve tüm dernek yöneticilerinin yanındayız.
“Toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik çalışmaların “genel ahlak” kisvesi altında suç haline getirilmesi, başta bu çalışmalara katılan ötekileştirilen grupları etkiliyor. Halihazırda haklarına erişimi kısıtlanan kadınlar, çocuklar ve LGBTİ+’lar, destek mekanizmalarından, güvenli alanlarından, ait hissettikleri topluluklardan koparılıyor. Bundan 4,5 yıl önce TTM’ye yönelen ve halen devam eden kapatma tehdidinin, LGBTİ+ karşıtı yasa teklifi önerilerinin tartışıldığı 2025’te Genç LGBTİ+ Derneği’ne karşı uygulanması, sivil alana karşı saldırılar karşısında ortak mücadelenin önemini ortaya koyuyor. Hak savunucuları olarak tüm sivil alanı amasız ve fakatsız olarak Genç LGBTİ+ Derneği ve TTM’yle dayanışmaya davet ediyoruz.”
Önceki celsede TTM yanında davaya fer’i müdahale talebinde bulunan hak örgütlerinin temsilcileri bu duruşmada tekrar söz aldı. Sulukule Gönüllüleri Derneği avukatı, davanın çocuklarla hak temelli çalışmalar yürüten tüm sivil toplum örgütlerinin örgütlenme özgürlüğüne yönelik doğrudan bir müdahale olduğunun altını çizdi. Kadının İnsan Hakları Derneği avukatı da davanın kadın hakları üzerine çalışan tüm örgütleri ilgilendirdiğini ifade etti. Bu celseye katılarak TTM’yi kendileri anlatmak isteyen kadınların bakım yükümlülükleri nedeniyle duruşmaya katılamadığını hatırlatarak, “bu durum TTM’nin önemini göstermektedir” dedi. Mor Çatı Vakfı avukatı da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın TTM karşısında dosyaya müdahil olduğu da düşünüldüğünde toplumsal yarar gözetilerek müdahale taleplerinin kabul edilmesini talep etti.
Mahkeme, Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, İstanbul Barosu, İzmir Barosu, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği, Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği, Kırmızı Şemsiye Derneği, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, Sivil Toplum Geliştirme Merkezi (STGM), Sulukule Gönüllüleri Derneği ve Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği’nin (TODAP) fer’i müdahale taleplerini reddetti.
Fesih davası yine uzatılıyor: Ceza dosyasının sonucunu bekleyecek
İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi, TTM yöneticileri hakkında fesih davasıyla aynı gerekçelerle açılan ceza davasının sonucunu bekleyeceğine dair ara karar vermişti. TTM, ceza davasının sonucunun beklenmesine gerek olmadığını belirtmiş ve davanın derhal reddedilmesini talep etmişti. Mahkeme bugünkü celsede TTM’nin bu talebini de reddetti ve ceza davasının sonucunu bekleyeceğini yineledi.
Fesih davasının sonraki duruşması 16 Eylül 2026 saat 10’da görülecek.
"Mücadelemiz sürecek"
Duruşma sonrası mahkemenin ara kararlarına ilişkin konuşan TTM gönüllüleri, taleplerinin reddedilmesine tepki gösterdi.
“Bu duruşmayla TTM hakkındaki taciz kampanyasının yargı eliyle meşrulaştırılması çabalarının sürdüğünü bir kez daha gördük. Oysa yaşananlar, toplumun belli kesimlerine karşı nefret örgütleyerek kendini var eden iktidar odaklarının yargıyı nasıl araçsallaştırdığını ortaya koyuyor. Hem İçişleri Bakanlığı hem de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın ve çocuk haklarını korumak için çalışan bir derneğin karşısında davaya müdahil olması, bu derneğin kapatılması için uğraşmaları karşısında hak örgütlerinin TTM yanında müdahale talepleri reddedildi. Tüm sivil alanı ilgilendiren, herkesi tehdit eden, “çok takipçili hesaplar bizi yarın hedef alırlarsa bizim de hakkımızda fesih davası açılabilir” diye korkutmaya çalışan bir davaya hak örgütlerinin müdahil olması engellendi.
Devletin sivil alana ve onu korumaya çalışanlara karşı ördüğü duvarda bu ara karar da bir tuğla aslında. Yine bu davanın uzatılmasını da aynı şekilde değerlendiriyoruz. Aynı safsatalarla açılmış ceza davalarıyla TTM gönüllüsü arkadaşlarımız hedef alınırken fesih davası da bilinmezliğe uzatılıyor, bu sayede TTM fiilen kapatılmaya çalışılıyor. Kapatma kararı verilmese dahi, kapatma davalarının kendisinin yarattığı tehditler bile sivil toplum örgütlerinin çalışmalarını yürütemez hale gelmesine sebep olabiliyor.
Bu da en çok ötekileştirilen, zaten haklara erişimi güç olan grupları etkiliyor. Asgari ücretin açlık sınırı altında açıklandığı Türkiye’de, kamu kaynakları yoksul kadın ve çocuklar için değil, yoksul kadın ve çocuklarla çalışan bir derneği taciz etmek için harcanıyor. Bu adaletsizliğe itirazımız sürecek.”
Ne olmuştu?
Haziran 2021’de TTM’nin toplumsal cinsiyet eşitliğine dair faaliyetlerini hedef gösteren bazı sosyal medya hesapları bir karalama kampanyası başlatmış ve ardından TTM’ye yönelik çeşitli idari denetimler yapılmıştı.
Bu denetimlerin ardından TTM hakkında iki farklı kapatma davası açıldı. Ekim 2021’de açılan “yokluğun tespiti” davası Mayıs 2024’te reddedildi; karar istinafta. Şubat 2022’de açılan fesih davası halen sürüyor. Ayrıca dernek yöneticileri hakkında Dernekler Kanunu’na muhalefetten devam eden ceza yargılamaları bulunuyor. Ekim 2024’te dernek merkezi “ruhsatsız eğitim faaliyeti” iddiasıyla mühürlendi. TTM’nin bu idari işlemlere yönelik itirazları henüz sonuçlanmadı.

TARLABAŞI TOPLUM MERKEZİ DAVASI
Bir Avuç Platformu üyeleri, TTM gönüllülerini tehdit etti

TTM kapatılma davasında ikinci duruşmaya çağrı
(EMK)









