Sosyalistlere yönelik operasyonlar sonrasında havalimanında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan avukat ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Sezin Uçar ilk duruşmada tahliye edildi.
İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, savcılığın tutukluluğun devamı yönündeki talebine karşı Uçar’ın yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol uygulanarak tahliyesine karar verdi.
Duruşmayı İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri, Tehlike Altındaki Avukatlar Uluslararası Gözlemevi temsilcileri, çok sayıda avukat ile DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş izledi. Katılımın yoğun olması nedeniyle duruşmayı takip etmek isteyenler için ikinci bir salon açıldı.
İddianame 13 kişinin ifadelerine dayanıyor
Bakırköy Cezaevi’nden duruşmaya getirilen Uçar hakkındaki üç sayfalık iddianamenin, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan 13 kişinin ifadelerine dayandığı belirtildi.
Uçar suçlamaları reddederken, yaklaşık 20 yıldır İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat olduğunu ve toplumsal davaları takip ettiğini söyledi.
Mesleki ve siyasi faaliyetlerinin suçlama konusu haline getirildiğini belirten Uçar, şöyle konuştu:
“İddianameye yansıdığı şekliyle suçlamaları kabul etmiyorum. Yoksa bu zamana kadar mesleğimi yapmaktan gurur duyuyorum, eylem ve faaliyetlerimin arkasındayım.”
Uçar, adalet mücadelesini yalnızca mahkeme salonlarıyla sınırlı görmediğini belirterek, “Hak ve özgürlük mücadelesini avukatlığın temel faaliyeti olarak görüyorum” dedi.
Savunmasında Atılım Gazetesi’nin yıl dönümü etkinliğine katılması, ESP ve Suruç Aile İnisiyatifi’nin sosyal medya paylaşımlarını kendi hesabından paylaşması gibi faaliyetlerinin de dosyaya konulduğunu anlatan Uçar, Suruç Katliamı davasının avukatlarından olduğunu ve ailelerin adalet mücadelesine katılmasının suçlama konusu yapılamayacağını söyledi.
Etkin pişmanlık ifadelerine itiraz
Uçar, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan kişilerin beyanlarının güvenilirliğinin değerlendirilmesi gerektiğini de ekledi.
“Korktuğu için başkalarını yalan söyleyerek suçlayan kişilerin beyanlarının delil olarak kullanılmasını kabul etmiyorum, bunu hukuki ve etik bulmuyorum” diyen Uçar, bu tür beyanların delil olarak kullanılmasına ilişkin Yargıtay kararlarını da hatırlattı.
Duruşmada mahkeme, Uçar’a bilgisayarının güvenlik şifresini paylaşmayı düşünüp düşünmediğini de sordu. Uçar, mesleki ve özel hayatının mahremiyetini gerekçe göstererek şifresini vermeyeceğini söyledi.
Tanık: “Ben böyle bir ifade vermedim”
Duruşmada iddianamede beyanına yer verilen Mustafa Tezel de tanık olarak dinlendi.
Tezel, Uçar’ı tanımadığını ve Uçar hakkındaki “MLKP üyeliği” suçlamasına ilişkin bilgisinin bulunmadığını söyledi.
Hakimin soruşturma aşamasında Tezel tarafından verildiği belirtilen ifadeyi okumasının ardından Tezel, “Ben böyle bir ifade vermedim, ifade doğru değil” dedi.
Uçar’ın suçlama konusu yapılan bir Google Meet toplantısına katılıp katılmadığı sorulan Tezel, bunu da hatırlamadığını söyledi. Avukatların sorusu üzerine daha önce örgüt suçundan yargılandığını belirten Tezel, soruşturma aşamasındaki ifadesi için, “Bu ifade alınırken bana baskı yapıldı” dedi.
Savcılık tutukluluğun sürmesini istedi
İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu da duruşmada söz aldı. Anayasa’nın kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını düzenleyen 19. maddesine işaret eden Kaboğlu, tutuklamada ölçülülük ilkesinin gözetilmesi gerektiğini söyledi.
Uçar’ın avukatlarından Serhat Çakmak ise aynı suçlamalara ilişkin devam eden başka bir dava bulunduğunu belirterek dosyanın mükerrer olduğunu savundu. Çakmak, tutuklama için gerekli koşulların oluşmadığını söyledi.
Savcı Uçar’ın tutukluluk halinin devamını talep etti. Verilen aranın ardından mahkeme, Uçar’ın yurt dışına çıkış yasağı uygulanarak tahliye edilmesine karar verdi.
Kararın ardından Uçar akşam saatlerinde Bakırköy Cezaevi’nden tahliye edildi. Uçar'ı kalabalık bir grup karşıladı.
(HA)






