Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'nın birinci yıl dönümü kapsamında düzenlediği buluşmanın odağı, PKK lideri Abdullah Öcalan’dan gelecek ikinci mesajdı.

BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM ÇAĞRISI BİRİNCİ YILDÖNÜMÜ
Abdullah Öcalan’ın yeni mesajının tam metni
Yaklaşık 500 kişi yeni dönemde Öcalan'ın yeni mesajını dinlemek üzere Ankara'da Yılmaz Güney Sahnesi’nde bir araya geldi. Hem yerel hem de uluslararası basının ilgiyle takip ettiği etkinliğe, pek çok siyasetçi, hukukçu, aydın ve hak savunucusu katıldı.

"Atılmayan adımlar eleştirildi"
Gerek ortak masadan çıkan konuşmalar gerekse de salonda yapılan değerlendirmelerde çözüm sürecinde yeni bir aşama tariflenirken, geçen sürecin hem eleştirisi hem de özeleştirisi yapıldı. Eleştirilerin merkezinde geçen bir yılda süreç pek çok aşama katetmesine rağmen hala atılmayan adımlar vardı.
Mesajın okunması için kurulan masada İmralı Sekreteryası'ndan Veysi Aktaş, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğlulları, yerine kayyım atanan Mardin Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk, İmralı Heyeti üyeleri Mithat Sancar, Pervin Buldan, Faik Özgür Erol ve Cengiz Çiçek bulundu.

Öcalan'ın yeni fotoğrafı ve mesajı
Etkinlik, sürece önemli katkılarıyla bilinen ve geçtiğimiz yıl 3 Mayıs'ta geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden DEM Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Başkanvekilli Sırrı Süreyya Önder'in barış için söylediği sözlerin hatırlatıldığı bir video ile başladı. Önder, hemen her konuşmacı tarafından tekrar tekrar anıldı. Videonun devamında sürecin bir yılını özetleyen anlardan görüntüler yer aldı.
Önce Türkçesi okundu
Görüntülerin sonunda Öcalan'ın elinde ikinci mesajının yer aldığı yeni bir fotoğrafı ekrana yansıtıldı. Eş başkanların açılış konuşmalarının ardından beklenildiği gibi mesajın Türkçesini Pervin Buldan, Kürtçesini ise Veysi Aktaş okudu. Bir önceki çağrının aksine bu kez önce metnin Türkçesi ardından Kürtçesi okundu. Mesaj, eş zamanlı İngilizce ve Arapça olarak da basına servis edildi.

Öcalan'ın mesajı
Atılmayan adımlar, DEM Parti'nin sürece düştüğü şerh ve dile yönelik bir takım eleştiriler Öcalan'ın mesajında da görülüyordu. İlk mesajında örgütü PKK'ye kendini feshederek sorumluluk alması yönünde çağrı yapan Öcalan'ın, ikinci mesajı ise iktidara adım atması yönünde bir çağrı niteliğindeydi. Mesaj, yeni bir aşamayı tariflerken atılmayan adımların hızlandırılması noktasında yeni bir çağrı da barındırıyordu.
Bahçeli’nin sözüne gönderme
Öcalan’ın sık sık iktidara sorumluluklarını hatırlattığı mesajında Bahçeli’nin bir sözüne gönderme yapması dikkat çekti.
MHP lideri Devlet Bahçeli TBMM partisinin 22 Ekim 2024 tarihli Grup Toplantısında ve örgüte ilk çağrısında "Yavrularımız gadre uğramışlar, şiddete bulanmışlar, tüyleri diken diken eden caniliklerin sırayla kurbanı olmuşlardı" ifadesini kullanmıştı.
Öcalan, mesajında "Bütün gadre uğramışların var olma ve kendilerini özgürce ifade edebilme haklarını savunuyoruz" ifadesine yer verdi.
DEM Parti'nin 'değişim' süreci
Öcalan'ın gönderdiği yeni metnin satır aralarındaki mesajları salondaki katılımcılarla konuştuk. Öcalan, bugüne kadar yaptığı açıklamalarının pek çoğunda 'Demokratik Cumhuriyet' vurgusunu sık sık yapıyor. Hatta bu vurgu çeşitli mecralarda parti adının da bu yönde değişeceğine dair iddiaları da gündeme getirdi. Öncelikle Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan'a her ne kadar genel kurul tartışmaları başlamasa da Öcalan'ın bu mesajlarının DEM Parti'nin 'değişim' sürecinde karşılık bulup bulmayacağını sorduk. Doğan, şu yanıtı veriyor:
"'Demokratik Cumhuriyet' zaten halihazırda bizim parti programımızda yer alan bir başlık. Dolayısıyla yeni bir başlık değil. Bugüne kadarki tüm siyasi partiler -kapatılmış olanlar da dahil olmak üzere- ve DEM Parti'nin bugün temsil ettiği geleneğin en temel vurgularından biri Türkiye'nin demokratikleşememesi. Bu bizim ismimize de yansımış vaziyette biliyorsunuz. Her zaman bu vurgu oldu. Tabii ki biz her siyasi partinin olduğu gibi siyasi doğası gereği, kongre yılındayız ve kongremizi yeni dönem politikalarını belirlemek üzere toplayacağız. Elbette kongre ile birlikte yenilikler olacak, yeniden yapılanacağız, örgütlenme gücümüzü nasıl arttıracağımızı tartışacağız, buna göre bir yeniden yapılandırma ve yol haritası belirleyeceğiz. Tüm bu hazırlıklar tabii ki içinden geçtiğimiz sürecin temposuna, hedeflerine, amaçlarına uygun bir biçimde yapılacaktır. Demokratik Cumhuriyet'te bunlardan biri."
"Uzun yıllardır uğruna mücadele ettiğimiz Barış ve Demokratik Toplum mücadelesi bizim için yeni başlayan bir mücadele değil. Sayın Öcalan'ın ifade ettiği Barış ve Demokratik Toplum Modeli ve bu bağlamda bir demokratik ulus ve demokratik Türkiye ve aynı zamanda Kürtlerin de demokratik birliği ilk defa vurguladığı konular değil. Onlarca yıldır üzerinde tartışılan konular aslında. Yani Türkiye'nin birliği ve bütünlüğü içerisinde herkesin eşit ve özgür bir şekilde yaşayabileceği, kimsenin ötekine dil, din, milliyet dayatmacılığı yapmayacağı, ikinci mesajda da yer aldığı üzere yeni bir toplumsal sözleşme ihtiyacı ve bunun programı ilk kez ifade edilen konular değil."

İki mesaj arasındanki temel fark
Doğan, Öcalan'ın birinci mesajıyla ikinci mesajı arasındaki temel farka dair ise "Daha net ve daha somut bir biçimde bunun tek taraflı bir şekilde yürütülmesinin mümkün olamayacağını ifade etmesidir" dedi.
Doğan, Bahçeli'nin son konuşmasında yaptığı statü çıkışına ilişkin ise şunları söyledi: "Bu sürecin önemli aktörlerinden biri Öcalan. Bu kadar kritik bir sorumluluk üstlenmiş, inisiyatif kullanmış, aynı zamanda da risk almış. Ancak hiçbir somut adım karşılığında yapılmamış bir inisiyatiften ve stratejik bir karardan bahsediyoruz. Kendisinin de ifade ettiği üzere bunu bir al-ver süreci olarak görmüyor Öcalan. Bu böyle olmamasına rağmen üstlenilmiş olan bu sorumluluk hangi koşullarda oluyor? Daha önce mutlak iletişimsizlik koşullarının yarıp bir şekilde Urfa Millet Vekilimiz Ömer Öcalan'la yaptığı görüşmede ilk mesajı gönderdi. Çatışmadan çatışmasızlığa, şiddetten siyaset ve hukuk zeminine vurgu yaptı. Şimdi bu zeminlerin gerçekleşmesini talep etmek yalnızca Öcalan'ın talebi değil, toplumun talebi."
Sürece özel yasa
Ayşegül Doğan, tüm bu taleplerin ve sürecin çıkarılacak özel yasalarla güvence altına alınabileceğini söylüyor: "Raporda da bu teminat altına alındı, bir yasa yapılacak. Biz bu raporu bağlayıcı kabul ediyoruz. Ama bu raporun altı nasıl doldurulacak? Bu ana başlıkların, alt başlıkların nasıl olacak? Mesela silahını bırakan 30 kişi Türkiye'ye dönebildi mi? Dönemedi çünkü bunu yasal zemini yok, hukuki zemini yok. Yapmamız gereken şey eşit, kapsayıcı, kategorize etmeyen bir yasal düzenleme."

"Büyük bir değişime hazırlanıyoruz"
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç ise Öcalan'ın açıkça sürecin tek taraflı ilerleyecek bir süreç olmadığını ve karşılıklı adımlarla beslenmesi gerektiği mesajı verdiğini söylüyor. Değişim iddialarına ilişkin ise şu mesajı veriyor:
"Biz değişeceğiz. Toplum demokratik zeminde değişecek, dönüşecek. Devlet demokratik düzlemde değişecek, dönüşecek ve bir bütün değişimden bahsediyoruz. Biz de sürecin buna uygun, ihtiyaçlarına uygun, yeni dönemin siyasetine uygun olarak tabii ki biz de değişeceğiz ve dönüşeceğiz. Bu konuda hiçbir sorun yok. Bunun en temelde tartışmasını yürüteceğiz. Büyük bir değişim ve dönüşümü ve biz de hazırlık yapıyoruz tabii ki."

"Çerçeve yasa bir an önce çıkmalı"
DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Türkdoğan, ikinci çağrının hukuki başlıklarını değerlendirdi:
"Negatif aşamanın gerçekleşebilmesi için meclis komisyon raporunda da tavsiye edildiği gibi bizim barış yasası dediğimiz toplumsal bütünleşme ve barış yasasının, çerçeve yasanın bir an önce çıkması gerekiyor. Çünkü o yasayla birlikte silah bırakma ve demokratik Topluma entegrasyonun önü açılmış olacak. Dolayısıyla ondan sonra da demokratik entegrasyon dediğimiz toplumumuza bütünleşme aşamaları için çok kapsamlı yasal değişiklikler gerekecek. Bugün bu açıklamayla birlikte aslında siyasi olarak yeni bir aşamaya geçtiğimizi bir merdiven daha yukarı çıktığımızı söyleyebilirim. Ama tabii ki siyasi iktidar hala kendisinden beklenen yasal adımları atmadı. Onları atması gerekecek.
"Bu süreç özellikle son bir yıldır Sayın Öcalan'ın tek taraflı adımlarıyla ilerledi. Yani sürekli adımı hep Öcalan attı ve Kürt hareketi de onun çağrısına uygun da davrandı. Siyasi zeminde bir tek Meclis komisyonu raporunu tamamladı. Buna rağmen hala somut adım bekleniyor. Kayyımlar sona erdirilebilir. Siyasi mahpuslar tahliye edilebilir. Bunlar için hiçbir yasal değişiklik yapmaya gerek yok. Sayın Öcalan'ın çağrısındaki eleştiriler haklı eleştirilerdir. Ama bu yeni aşamada artık müzakere ile yasaların yapılacağı bir aşama olarak da değerlendirebiliriz."
Sürecin aksaklıkları ve eksiklikleri
DEM Parti Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, mesajın sürecin bir yılına ilişkin aksak ve eksik yönlerine önemli vurgular yaptığını söylüyor:
"Bu çağrının esasında geçen seneden bu seneye yürüyen aksaklıklara, eksikliklere çok güçlü bir vurgu vardı. Bunlardan biri dildir, diğeri yasal çerçevedir, hukuki boyuttur. Diğer bir boyutu vatandaşlık konusunda 'herkes, Türk vatandaşıdır' tanımında ısrar var. Daha çok o aidiyet yerine değil, devletle kurulan hukuka vurgu yapıyor. Yani aslında Türk olan da Türk olmayan da bu devletin yurttaşı olabilir. Bu çok önemli bir vurgu bence. 'Cumhuriyetle barış' bir süreci tanımlıyor, bu gerçekleşmiş değil. 27 Şubat çağrısı 'Kürt ve Türk kardeşliğinin ve barışının gerçekleştirilmesinin başlangıcı olarak tanımlıyor."

Barış Anneleri: Kürtçe bile konuşamadık
Barış Annelerinden Peyruze Kurt da Öcalan'ın mesajlarının herkes için barış ve huzur talebini barındırdığını belirterek, "Umut Hakkı, konusunda bir yıldır devam eden süreçte hiçbir resmi adım atılmadı, hiç bir güvence verilmedi. Annelerin Kürt diliyle Meclis'te konuşmasına izin verilmedi. Geç kalındı daha da geç kalınsın istemiyoruz. Kardeşlik zamanı, özgürlük zamanı, huzur zamanı. Öcalan da dedi Kürt'ü de Türk'ü de beraber yaşıyoruz. Birbirimizi kabul etmemiz gerekiyor" diyor.

"Müzakere yeteneği ve gücü açığa çıktı"
TJA üyesi ve Kürt siyasetçi Sebahat Tuncel ise Öcalan'ın sürecin birinci yılında verdiği mesajının en önemli noktalarını şöyle özetliyor:
"Sayın Öcalan bir yılı değerlendirirken aslında kendi üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğine dair ve aynı zamanda devletin yapması gerekenlere vurgu yapan cümleleri var. Bu önemli. Diyor ki; müzakere yeteneği ve gücü de açığa çıktı. Biz burada kendi irademizi, toplumsal gücümüzü gösterdik. Bundan sonrası devletin yapması gerekenler. Bence birinci mesele bu.
"İkincisi de şöyle: Aslında 200 yıldır Orta Doğu'da savaş ve çatışma zemininde barış ve demokratik zemine geçişte önemli bir aşama yakalanmıştır. Günlük dar çıkarıcı yaklaşımlardan uzak durup bu işin ciddiyetinin farkına varıp gerekli adımları atmak gerekir. Bunun için dil üslup ve zihniyet değişimine ihtiyaç var. Bir arada nasıl yaşarız ve nasıl bunu geleceğe taşırız meselesi. Bence açıklamanın en önemli mesajlarından birisiydi. Esasta dediğiniz gibi devlete çağrı içeriyor. Sürecin ilerlemesini istiyorsanız bundan sonra yapması gereken şey devletin gerekli hukuki adımları atmasıdır.
'Cumhuriyetle barıştık' göndermesi
"Yıllardır Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kürtleri reddetti. Özellikle 1924 Anayasası ile birlikte. Aslında bu iki taraflı çağrı. Yani biz isyan siyasetinden vazgeçiyoruz. Cumhuriyetle barışma konusunda bir irade gösteriyoruz. Cumhuriyetin de Kürtlerle barışmasına ihtiyaç var. Bu aslında ikili bir gönderme bana göre tek başına değil. Çünkü bu barışma olursa özgür yurttaşlık, eşit yurttaşlıkta bunun beraberinde gelecek, bir çözüm planı olacak."
(AB)







