Zilan Havzası'nın en canlı yaşam alanlarından Koçköprü Kanyonu'nda, Pay Sulama Kanalı Projesi için yürütülen çalışmalar hukuki başvurulara rağmen hız kesmeden sürüyor.
Olayı yerinde izleyen Mezopotamya Çevre ve Ekoloji Platformu Sözcüsü Mirbahattin Demir, dün Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Gelişmenin ardından projeyi yürüten şirket sahadaki makine sayısını artırdı ve çalışmalarını hızlandırıldı.
İş makineleri, önceki günlerde çalışılan alanların ötesine geçerek kanyonun iç kesimlerine ve kanal hattına indi. Güzergah üzerindeki ağaçların bir bölümü kesildi, bir bölümü ise makinelerin geçişi sırasında kırıldı.

"Zilan'ın kalbine kepçelerle girdiler"
Demir, suç duyurusunun ardından sahada yaşananları şöyle anlattı:
"Kepçeleri durduramıyoruz. Burada açık bir tahribat var. Özellikle dün Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığımız başvurunun ardından bugün işlemler hızlandırıldı. Makineler artırıldı ve çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. Ciddi anlamda bir tahribat söz konusu."
Demir, kanyonun barındırdığı canlılara dikkat çekerek alanda hiçbir koruma önlemi alınmadığını kaydetti:
"Burada çok sayıda endemik bitki, endemik canlı var. Su samuru gibi koruma altındaki, nesli tükenenler listesine alınmış hayvanlar yaşıyor. Aynı zamanda Anadolu semenderine de rastlanmış bir alan burası. Buna rağmen hiçbir koruma önlemi, hiçbir güvenlik önlemi alınmadan bu çalışmalar sürüyor."
Demir, çalışmaların yalnızca kanyondaki canlıları değil, bölgede yaşayanları da tehlikeye attığını belirtti:
"Kazdıkları derin kanallar nedeniyle küçük çocuklar, köy çocukları tehlike altında. İş güvenliği hiçbir şekilde sağlanmıyor."

Günlerdir sahada olduklarını ve çağrılarını sürdürdüklerini belirten Demir, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bütün çevrecilere, bütün duyarlı yurttaşlara, milletvekillerine, meclise ve Türkiye kamuoyuna sesleniyoruz. Zilan'ın kimliği yoktur, ideolojisi yoktur. Zilan bu halkın ortak değeridir; bu ülkenin, dünyanın ortak değeridir. Bugün Zilan'ın kalbine kepçelerle girdiler. Zilan'ı darmadağın ediyorlar."
Kanyon bir "alan" değil, canlı bir bütün
Ekoloji örgütlerinin Zilan'da günlerdir dile getirdiği "geri dönüşü olmayan yıkım başlayabilir" uyarısı artık bir olasılık değil.
Koçköprü Kanyonu yalnızca kayalıklardan ve bir dere yatağından oluşmuyor. Akan su, kıyı boyunca uzanan söğütler ve çalılar, kayalıklarda yuva kuran kuşlar, dere kıyısında yaşayan su samurları ve daha nice canlı birbirine bağlı bir yaşam ağı oluşturuyor.

Bu ağın bir halkasını koparmak, bütününü sarsmak anlamına geliyor. Kıyı bitki örtüsü yok edildiğinde yaban hayvanları barınaklarını ve besin kaynaklarını kaybediyor, köklerin tuttuğu toprak erozyona açılıyor, dereye taşınan sediment artıyor ve suyun çevresindeki küçük yaşam alanları bozuluyor.
Ekolojistler, Zilan'da yaşananları tek tek ağaç kesimi olarak değil, kanyon ekosisteminin bütünlüğüne yönelik bir müdahale olarak tanımlıyor.
Mahkeme bekliyor, makineler beklemiyor
Bölge halkı ve ekoloji örgütleri, kanyonu korumak için hukuki süreci geçtiğimiz dönemde başlatmıştı. Van 4. İdare Mahkemesi'nde açılan davada çalışmaların durdurulması istendi. Ancak yürütmeyi durdurma talebiyle ilgili henüz bir karar verilmedi.

Mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verse ya da ileride projeyi hukuka aykırı bulsa bile kesilen ağaçlar, parçalanan yaşam alanı ya da biçimi değiştirilen kanyon eski haline getirilemeyecek.
Jandarmada "sorumluluk bizde değil" döngüsü
Çalışmalar nedeniyle jandarmaya da birden fazla ihbarda bulunuldu. Ancak ihbarlar, iki jandarma birimi arasında karşılıklı yönlendirmeyle sonuçsuz kaldı.
Bölge halkı, Hara Jandarma Karakolu'na yapılan başvurularda alanın İlçe Jandarma Komutanlığı'nın sorumluluğunda olduğunun söylendiğini, İlçe Jandarma'da ise bölgenin Hara Jandarma Karakolu'na bağlı olduğu yanıtını aldıklarını anlatıyor.

Bu döngü nedeniyle sahada etkin bir müdahale yapılmadığını belirten ekoloji örgütleri ve yöre halkı kanyonda yıkım sürerken kurumların sorumluluğu birbirine devretmesini kabul edilemez buluyor.
ÇED muafiyeti 33 yıllık
Pay sulama Kanalı Projesi'nin ilk onayı, 1993 tarihli ÇED Yönetmeliği'nden önceye dayanıyor ve proje bu gerekçeyle ÇED sürecinden muaf tutuluyor. Ancak proje sonraki yıllarda revize edildi ve 2016'da ihale edildi.

Ekolojistler, ilk projeden farklılaşan ve sonradan değiştirilen güzergahların eski tarihli bir muafiyetle korunamayacağını savunuyor. Onlara göre revize edilen bölümlerin kanyon üzerindeki etkileri, bugünün bilgisi ve bugünün ekosistemi göz önüne alınarak yeniden incelenmeli.
Sulamaya değil, kanyonun feda edilmesine itiraz
Ekoloji örgütleri ve yöre halkı tarımsal sulamaya ya da çiftçinin suya erişimine karşı olmadıklarının altını her fırsatta çiziyor.
Türkiye Çevre Platformu Genel Sekreteri Ali Kalçık da Zilan'da yaptığı açıklamada tarımsal üretimle doğanın korunmasının birbirinin alternatifi olmadığını belirtmiş, alternatif güzergahların ve mevcut altyapının bilimsel olarak değerlendirilmesini istemişti.

İtirazın özü şu soru: Suyun tarlaya ulaşması neden bir kanyonun içinden geçmek zorunda? Koçköprü Barajı yakınındaki mevcut altyapının kullanılması, kanal güzergâhının değiştirilmesi ya da kanyonu ve Dücane Şelalesi'ni teğet geçen seçeneklerin araştırılması gibi öneriler daha önce de gündeme getirilmişti. Ekolojistlere göre çiftçinin suyu ile kanyonun yaşamı birbirine karşı konumlandırılmak zorunda değil.
"Suyun olduğu yere su çekilmez"
Konuya ilişkin açıklamada bulunan Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP) Genel Sekreteri Ali Kalçık, projenin mantığını sorguladı. Kalçık, su kaynağının zaten bulunduğu bir noktaya kilometrelerce öteden su taşınmasının arkasında başka bir hesap olabileceğini öne sürdü:
"İşin garip tarafı şu: Bir su kaynağının olduğu, Zilan Çayı'nın geçtiği, Koçköprü'nün bulunduğu ve orada bir pompanın olduğu bir noktaya 30 kilometre öteden, Morgedik Barajı'ndan su getirmek çok ilginç. Burada gizli saklı bir film var ve bu filmi anlamakta zorlanıyoruz. Suyun olduğu yere su çekmek nasıl bir mantıktır? Hangi mantığa dayandığını anlamış değiliz.
"Mutlaka bunun arkasında farklı bir hesap, farklı bir uygulama var. Acaba başkasının alanına mı su çekiliyor? Yetmeyen bir suya takviye mi yapılıyor? Yüzde doksan aklımıza gelen şu: Suyun olduğu yere su çekilmez. Ama orada bir HES varsa, onun verimini yükseltmek için Koçköprü Barajı'na su taşınıp HES'e verilmesi söz konusu."
Kalçık, bölgedeki mevcut suyun sulama için fazlasıyla yeterli olduğunu da kaydetti:
"Oradaki su, sulama amacının çok ötesinde, birçok alanı sulayabilecek potansiyelde. Hiçbir mesafeye, çelik boruya gerek kalmadan bu işlem orada zaten yürütülebilirdi. Önümüzdeki süreçte bunun açık bir şekilde ortaya çıkacağı net. Bu, köylünün arazisini sulamaya, tarım ve hayvancılığa yönelik bir uygulama değil. Sadece ve sadece kapitalist bir anlayışla, birilerinin çıkar ilişkisinden kaynaklanan bir uygulamadır."
Zilan'da zamanla yarış
Bir yanda yürütmeyi durdurma talebini inceleyen mahkeme, öte yanda her gün biraz daha ilerleyen iş makineleri var.
Mahkeme dosyayı incelerken kanyondaki fiziksel müdahale derinleşiyor: Ağaçlar kesiliyor, kıyı bitki örtüsü zarar görüyor, yaban hayvanlarının yaşam alanı daralıyor.

Ekoloji örgütleri bu nedenle yargı süreci sonuçlanana kadar kanyondaki çalışmaların ihtiyati olarak durdurulmasını, alanın bağımsız uzmanlarca incelenmesini, kesilen ağaçların ve tahrip edilen alanların kayıt altına alınmasını ve revize edilen güzergahların ekolojik etkilerinin yeniden değerlendirilmesini talep ediyor.
Sosyal medyada ortak çağrı: #Zilandatalanvar
Kanyonda süren çalışmalara dikkat çekmek için bu akşam (23 Eylül 2026 Çarşamba) saat 20.00'de sosyal medyada #Zilandatalanvar etiketiyle ortak paylaşım yapılacak.
Çevreciler, konuya dikkat çekmek amacıyla 20 Eylül'de de bir basın açıklaması gerçekleştirmişti.

Zilan’da sulama projesine itiraz: “Çiftçinin suyunu da kanyonu da korumak mümkün”
(HA)




