Kanada Başbakanı Mark Carney, Avrupa Birliği ve Kanada arasında savunma, ticaret, enerji ve teknoloji alanlarında daha ileri bir ortaklık kurulmasını görüşmek üzere çıktığı Avrupa temasları kapsamında perşembe günü Strasbourg’da Avrupa Parlamentosu’na hitap etti.
Konuşma, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in bir gün önce Kanada’nın AB’nin ilk “ortak üyesi” olmasının önünü açmayı önermesinin ve ABD Başkanı Donald Trump’ın bu yakınlaşmayı “düşmanca bir eylem” sayabileceğini söyleyerek Avrupa’yı ağır tarifelerle tehdit etmesinin hemen ardından geldi. Fransa’nın Avrupa Bakanı Benjamin Haddad da Washington’ın Avrupa Birliği’nin jeopolitik tercihleri üzerinde karar verme yetkisi bulunmadığı yönünde karşılık verdi.
Carney: "Ekonomik bütünleşme silah haline getirildi"
Carney konuşmasında Trump’ın adını anmadı. Ancak uluslararası düzenin içinde bulunduğu krizi tarif ederken ticaret, finans, teknoloji ve tedarik zincirlerinin baskı araçlarına dönüştürülmesini konuşmasının merkezine yerleştirdi.
Kanada Başbakanı, ekonomik bütünleşmenin “silah haline getirildiğini”, tarifelerin baskı aracı, mali mekanizmaların da zorlama aracı olarak kullanıldığını, tedarik zincirlerinin de ülkelerin açıklarından yararlanmak için istismar edilebildiğini söyledi.
Carney, bu koşullarda egemenliğin yalnızca bir ülkenin kendi gıdasını, enerjisini ve savunmasını sağlayabilmesinden ibaret olmadığını, yapay zekâya, yarı iletkenlere, kritik minerallere, ödeme sistemlerine, temiz enerji teknolojilerine, aşılara ve uzay iletişimine güvenli erişimin de artık egemenliğin bir parçası haline geldiğini vurguladı.
Kanada ve Avrupa’nın bu alanların hiçbirinde tek başına eksiksiz olamayacağını söyleyen Carney, çözümü ekonomik içe kapanmada değil, birbirlerinin açıklarını kapatacak bir “kolektif dayanıklılık”*ta gördüğünü belirtti.
“Hegemonun küstahlığı”
Carney konuşmasının merkezine yerleştirdiği büyük güçlerle kurulacak ilişkinin mantığını doğrudan doğruya hegemonya kavramı etrafında ele aldı.
“Tahakküm, hegemonun küstahlığıdır” diyen Carney, güçlü aktörlerin diğerlerinin kendisine bağımlılığından doğan üstünlüğünün, tam bağımsızlık sağlanmasa bile alternatifler çoğaldıkça aşınacağını söyledi. Carney’ye göre amaç, kendi kendine yeterlilik değil, kolektif dayanıklılık yaratmak.
Carney’ye göre Kanada ve Avrupa’nın amacı bütün ihtiyaçlarını tek başına karşılayan kapalı ekonomiler yaratmak değil; herhangi bir devlete ya da şirkete aşırı bağımlılığı azaltacak kadar seçenek üretmek olmalı.
Carney, yeni ortaklığın hedefini yalnızca ekonomik büyümeyle tanımlamadı. Kanada Başbakanı, kurulacak ittifakın hiçbir aktörün açık pazarları denetleyemeyeceği, ülkelerin egemenliğini zedeleyemeyeceği, toprak bütünlüğünü tehdit edemeyeceği, özgürlükleri, demokrasiyi ve hukuk devletini aşındıramayacağı bir dayanıklılık yaratmasını istedi.
Carney, bunun yeni bir güç bloku kurmak anlamına gelmediğini vurgulayarak Kanada ve Avrupa’nın amacının mevcut büyük güçlerin karşısına yalnızca “daha iyi davranan” yeni bir rakip çıkarmak olmadığını söyledi.
Kanada Başbakanı, konuşmasını, “kimsenin neyi tercih edeceğimizi bize dikte edemeyeceği kadar güçlü”, başka demokrasilere de açık ve gücünü uluslararası hukukun yerine değil arkasına koyan bir ittifak çağrısıyla tamamladı.
Avrupa Kanada’ya kapıyı açtı
Carney’nin konuşmasından önceki gün Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Kanada’nın AB’nin ilk “ortak üyesi” (associate member) olmasının önünü açmayı önermişti.
"Ortak üyelik" henüz hukuken tanımlanmış ve kabul edilmiş bir AB üyelik kategorisi değil. Böyle bir statütün tek pazara erişimden karar mekanizmalarına kadar hangi hak ve yükümlülükleri kapsayacağı henüz belirlenmemiş durumda.
Ancak çağrının siyasi hedefi açık: Kanada ve AB arasındaki mevcut serbest ticaret ilişkisinin savunma, enerji, kritik hammaddeler, yapay zekâ ve ileri teknoloji alanlarına genişletilmesi. Carney de öneriyi memnuniyetle karşıladığını dile getirdi; ancak konuşmasında statünün adından çok, kurulacak ilişkinin içeriğine ağırlık verdi.
Kanada hükümeti, Avrupa’yla yakınlaşmayı açıkça daha fazla “stratejik özerklik, dayanıklılık ve egemenlik” yaratma politikasının bir parçası olarak tanımlıyor.
Trump: Düşmanca bulursak ağır tarife uygularız
Washington gelişmelere dolaysızca tepki verdi.
Trump, Kanada’nın AB ile bu tür bir ilişki kurması fikrini “gülünç” olarak nitelendirdi; düzenlemeyi ABD’ye karşı düşmanca bulması halinde Avrupa’ya ağır tarifeler uygulayabileceğini ve bazı ticari ilişkileri sınırlandırabileceğini söyledi.
Carney ise Kanada’nın hangi ülkelerle nasıl ortaklık kuracağına kendisinin karar vereceğini belirtti. Avrupa Komisyonu da önerinin üçüncü bir ülkeye karşı geliştirilmediğini açıkladı. Fransa’dan gelen yanıt daha açıktı: Paris, ABD’nin AB’nin jeopolitik tercihlerine karar veremeyeceğini bildirdi.
Tartışma, bu müdahalelerle birlikte Kanada-AB ticaret meselesi olmanın ötesine geçerek Batılı müttefiklerin Washington’dan bağımsız stratejik karar alma alanlarının nerede başlayıp nerede bittiğine ilişkin bir anlaşmazlık hüviyetine büründü.
Monroe Doktrini’ne “Trump Eki”
Bu gerilimin arkasında Trump yönetiminin Batı Yarımküre’ye ilişkin daha geniş stratejik hegemonya iddiası yatıyor.
Beyaz Saray, Aralık 2025’te 1823 tarihli Monroe Doktrini’ni “Trump Corollary – Trump Eki” adıyla yeniden ilan etti. Yönetim, Batı Yarımküre’de ABD’nin “önceliğini yeniden tesis edeceğini”, bölge dışındaki rakiplerin stratejik varlık ve tesisler edinmesini engelleyeceğini ve Amerika kıtasındaki kritik coğrafyalara erişimini koruyacağını açıkladı.
Klasik Monroe Doktrini, ilan edildiği dönemde Avrupa devletlerinin Amerika kıtasında yeni sömürgeler oluşturma girişimlerine karşı çıkarken, Trump yönetiminin yorumu Washington’un Kanada'nın Kuzey Kutup kıyılarından Arjantinin Güney Kutup kıyılarına, Pasifik Okyanusu'ndaki ekonomik alanlara kadar yarımküre genelindeki ayrıcalıklı stratejik nüfuz iddiasını çok daha açık bir biçimde sergiliyor.
Kanada’nın Avrupa ile savunmadan enerjiye uzanan kurumsal bir yakınlaşmaya yönelmesine Washington’ın “düşmanca eylem” addederek ve tarife artırımı tehdidiyle karşılık vermesi, bir ticaret anlaşmazlığının ötesinde, Kanada’nın kendi dış politika alanını belirleme hakkı üzerinde ABD vesayeti tartışması olarak da ortaya çıkıyor.
Grönland’dan NATO’ya
Trump, ocak ayında da, ABD’nin Grönland’ı kendisine bağlamasına karşı çıkan 8 Avrupa ülkesini yeni yüksek tarifelerle tehdit etmişti. Danimarka ve Grönland Trump'ın iddialarına karşı çıkarken, Avrupa hükümetleri Kopenhag ve Nuuk’la dayanışma açıklamıştı.

Grönland'ı ABD topraklarına katmak isteyen Trump'a yanıt

Danimarka: Binler, ABD istilasına karşı alana çıktı: “Grönland'a Dokunmayın”
Grönland tartışması NATO içinde de güven sorununu büyüttü. Trump yönetiminin Avrupa’daki Amerikan askeri varlığına ve ittifak yükümlülüklerine yaklaşımı, Avrupa ülkelerini savunma harcamalarını artırmanın yanı sıra Amerikan askeri teknolojilerine bağımlılıklarını azaltabilecek seçenekler aramaya yöneltti. Kanada, Amerikan olmayan savunma tedarikçilerine yönelen ülkeler arasında yer alıyor.
Kanada ile AB’nin savunma yakınlaşması ise daha önce başlamıştı. Ottawa, AB’nin Avrupa için Güvenlik Eylemi (SAFE) ortak savunma sistemine katılan ilk Avrupa dışı ülke oldu. Carney, bunu Strasbourg’da daha geniş Kanada-Avrupa ortaklığının başlangıç noktalarından biri olarak gösterdi.
Washington’dan kopuş değil, bağımlılığı azaltma
Carney’nin izlediği siyaset ABD ile ittifakı sona erdirmek veya Washington’a karşı yeni bir blok kurmayı amaçlamıyor. Kanada ekonomisi ABD ile son derece bütünleşmiş durumda ve iki ülke NATO ile NORAD içinde yakın güvenlik ortakları.
Carney'in Strasbourg konuşmasının özü, bu bağımlılığın Kanada’nın siyasi tercihlerini belirleyecek bir kaldıraç haline gelmesini engellemekle ilgili.
Carney’nin “kolektif dayanıklılık” kavramı bunu anlatıyor: Washington dahil herhangi bir büyük gücün ekonomik, teknolojik veya güvenlik alanındaki üstünlüğünü Kanada’nın tercihlerini belirleyecek ölçüde kullanmasını önleyecek kadar alternatif yaratmak.
Avrupa’nın Kanada’ya daha ileri bir kurumsal ortaklık kapısı açması da aynı arayışa Avrupa cephesinden verilen karşılık olarak biçimleniyor.
(AEK)

