Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği İstanbul Şubesi son dönemde artan kadın cinayetlerine dikkat çekerek, toplumsal cinsiyet eşitliği alanında elde edilen kazanımların sistematik olarak aşındırıldığına dikkat çekti.
Dernek açıklamasında, toplumsal cinsiyet eşitliğini savunmanın artık yalnızca politik bir tutum değil, yaşam hakkını, beden bütünlüğünü ve insan onurunu korumanın vazgeçilmez bir parçası olduğu vurgulandı.
Açıklamada, bir gün içinde altı kadının erkekler tarafından katledilmesine dikkat çekilerek, “Kadınlardan beşinin boşanma sürecinde ya da boşanmış olması, kadınların en temel hakkı olan yaşam hakkının ne derece tedbirsiz bırakıldığını bir kez daha gösteriyor” denildi.
Dernek, boşanma kararının erkek egemen tahakküm açısından “itaatsizlik” olarak kodlandığını ve bu iradeye yönelen ölümcül saldırıların, kadınların kendi yaşamları üzerindeki söz hakkına yönelik doğrudan bir cezalandırma biçimi olduğunu söyledi.
Sosyal hizmet mesleğinin eşitlik, sosyal adalet ve ayrımcılık karşıtlığı ilkeleri doğrultusunda hareket ettiğini belirten dernek, mevcut siyasal iklimde mesleğin itibarsızlaştırılmak ve kriminalize edilmek istendiğine dikkat çekti.
Açıklamada, kadınların bedenlerinin ve yaşamlarının değersizleştirilmesi, ötekileştirilmesi ve şiddetin gündelik hayatın olağan bir parçası haline getirilmesi konularının kaygı verici olduğu vurgulandı.
"Kadınların yaşam hakkı pazarlık konusu yapılamaz"
Dernek, kadın cinayetlerinin istatistiksel verilere indirgenmesinin toplumsal vicdanı aşındırdığını ve şiddeti normalleştirdiğini belirtti.
Kadınların boşanma sürecinde hedef alınmasının, erkek egemenliğinin “mülkiyet” ve “denetim” iddiasının ölümcül tezahürü olduğunu vurgulayan açıklamada, şiddetin yalnızca fiziksel değil, toplumsal düzeni tesis eden bir disiplin aracı olarak işlev gördüğü ifade edildi.
Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği İstanbul Şubesi, açıklamasında şunları kaydetti:
“Kadınların yaşam hakkı pazarlık konusu yapılamaz, şiddetin hiçbir biçimi meşrulaştırılamaz ve kadın cinayetleri münferit değil, yapısal bir sorundur. Toplumsal cinsiyet eşitliğini savunmaya ve kadınlarla yürüttüğümüz güçlenme çalışmalarını sürdürmeye devam edeceğiz.”










