Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen), "6 Şubat Depremlerinin 3. Yılında Deprem Bölgesinde Eğitimin Durumu" başlıklı raporunu açıkladı.
Rapor, 6 Şubat depremleri nedeniyle 11 ilde yaklaşık 4 milyon öğrenci ve 200 bin öğretmenin doğrudan etkilendiğini ortaya koydu. Türkiye genelinde her 5 öğrenciden 1’inin ve öğretmenlerin yaklaşık beşte 1’inin deprem bölgesinde bulunduğu belirtilerek geçen üç yılda eğitim hakkının kamusal bir anlayışla değil; politik tercihlerle ele alındığı, eşitlikten uzaklaşıldığı eleştirisi yapıldı.
“Bugün gelinen noktada yıkılan ya da hasar alan okul binalarının ancak üçte biri tamamlanabilmiş; tamamlanan okulların önemli bir bölümünde elektrik, su, ısınma, internet, kanalizasyon ve temizlik gibi temel altyapı sorunları devam etmektedir. Okullara ulaşım yolları ağır iş makineleri, çamur-balçık ve açıkta bırakılan kanalizasyon hatları nedeniyle öğrenciler için ciddi riskler taşımaktadır. Adıyaman, Maraş, Hatay ve Malatya başta olmak üzere birçok ilde on binlerce öğrenci hâlâ konteyner sınıflarda, geçici ve pedagojik olmayan koşullarda eğitim görmek zorunda bırakılmakta; bu durum eğitim hakkını fiilen ortadan kaldırarak, eşitsizlikleri derinleştirmektedir.”

TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI
“6 Şubat depremlerinin 3. yılında dünden daha hazır değiliz”
"Eğitimden kopuş süreci"
Eğitim Sen raporuna yansıyan bölgesel durum analizleri şöyle:
Hatay
Yıkımın ağır yaşandığı ilçeler ve kent merkezinde kalıcı konutların yalnızca üçte biri teslim edilebilmiştir. Teslim edilen konutlarda ise yol, su, elektrik, kanalizasyon ve temizlik gibi en temel altyapılar tamamlanmamış. Okul çevrelerinin adeta şantiye alanına dönüştürülmesi, çocukları ağır vasıta trafiği, açık kanalizasyon hatları ve ciddi güvenlik riskleriyle yüz yüze bırakmaktadır.
Hatay genelinde öğrenci sayısının 500 binden 400 bine gerilemesi, kitlesel nüfus kaybının ve eğitime erişimde yaşanan derin eşitsizliğin açık göstergesidir. Antakya ve Defne ilçelerinde öğrenci sayıları, depremin üzerinden geçen üç yıla rağmen deprem öncesi düzeylerin çok uzağında kalmıştır.
Bu dramatik düşüşün arkasında, çözülemeyen altyapı sorunları, derinleşen barınma krizi ve ekonomik yıkımın dayattığı göç ile eğitimden kopuş süreci bulunmaktadır.
Kamu emekçileri, “teneke kutu” olarak tabir edilen 21 metrekarelik konteynerlerde yaşamakta ve sık sık tahliye tebligatlarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Kente yeni atanan yaklaşık 4500 öğretmenin, bu elverişsiz koşullar nedeniyle ilk fırsatta yer değiştirme eğilimine girmesi, bölgedeki pedagojik sürekliliği ve öğrenci-öğretmen arasındaki güven bağını kökten sarsacak sistemik bir risk oluşturmaktadır.
Adıyaman
Okul binalarının yıkılması ve kurumsal işleyişin prefabrik/konteyner gibi geçici mekanlara sıkışmasıyla öğrenme alanlarının niteliksizleşmesine neden olmuştur. Eğitim maliyetlerinin artması ve mevsimlik işçilik gibi zorunluluklar nedeniyle dezavantajlı grupların eğitimden kopması; eşitsizliğin kalıcı hale gelmesine neden olmuştur. Depremin yarattığı ağır travmanın anadilde ifade edilememesi ve pedagojik ilkelerin yerini “kriz yönetimi” adı altındaki biçimsel uygulamalar almıştır.
Adıyaman’da yaklaşık 3 bin öğrencinin hâlâ konteyner ve prefabriklerde eğitim görmesi, mekânın ruhsal iyileşme üzerindeki etkisini zayıflatmaktadır.
Adıyaman’daki 462 ücretli öğretmen varlığı, eğitimin güvencesiz ellerde olduğunu göstermektedir. Ayrıca kadrolu rehber öğretmenlerin rızası dışında (resen) atanması, çocukla kurulan güven bağını koparmaktadır.
Çözüm önerileri
- Adıyaman’da eğitimi yeniden ayağa kaldırmak, sadece binaları onarmak değil, toplumsal adaleti tesis etmektir. “Afet sonrası okul”, çocuğun üstün yararını her türlü siyasi ve idari kaygının önüne koyan bir mekân olmalıdır.
- Yoksulluğun derinleştiği afet bölgesinde beslenme bir “yardım” değil, öğrencinin öğrenme hakkını kullanabilmesi için anayasal bir zorunluluktur.
- Travmanın etkilerini azaltmak için çocuğun kendini en güvenli hissettiği dilde hizmet alması, toplumsal entegrasyon ve ruhsal sağlık için hayatidir.
- Ücretli öğretmenlik ve resen atamalar durdurulmalı; eğitim emekçilerinin barınma sorunu çözülerek okulda “süreklilik ve güven” inşa edilmelidir.
- TOKİ alanlarına acilen liseler açılmalı ve internet erişimi bir kamu hizmeti olarak her konteynere ücretsiz ulaştırılmalıdır.
- Okullar askeri sergilerin veya sosyal medya odaklı “algı projelerinin” mekânı olmaktan çıkarılmalı, pedagojik özerkliklerine kavuşturulmalıdır.

MEB'den 6 Şubat depremleri etkinliği kararı
Malatya
Malayta’da AFAD tarafından kurulan 74 konteyner kentte hâlâ yaklaşık 77 bin kişi yaşam mücadelesi vermektedir. Konteyner mahallelerinde büyüyen binlerce çocuk açısından eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanma ilkesi, fiziksel enkazın altında kalan bir ideale dönüşmüş durumdadır.
852 okulda, 12.953 öğretmen ve 150.515 öğrenci ile eğitim-öğretim faaliyetleri sürdürülmektedir. Resmî veriler, kaybedilen kapasitenin telafi edilmesinin ötesinde, 2026 yılına kadar niceliksel bir sıçrama hedeflendiğini göstermektedir. Ancak bu büyük ölçekli yatırımın, 150 bini aşkın öğrencinin niteliksel ihtiyaçlarına ne ölçüde yanıt vereceği bir soru işaretidir.
Maraş
6 Şubat 2023 depremleri Kahramanmaraş’ta büyük bir yıkıma yol açmış, 53 bin bina ağır ve orta hasarlı hale gelmiş, on binlerce bağımsız bölüm yok olmuştur. Eğitim alanında da tablo vahimdir: 1073 okuldan 356’sı, 10 binden fazla derslikten 1666’sı kullanılamaz hale gelmiştir. Aradan geçen süreye rağmen hâlâ 5 konteyner okulda 2186 öğrenci eğitim görmeye çalışmakta, şehir merkezinde ikili eğitim uygulaması devam etmektedir.
Deprem yalnızca binaları değil, eğitime erişimdeki eşitsizlikleri de derinleştirmiştir. Kırsalda yaşayan öğrencilerin oranı %40’a çıkmıştır. Kız çocuklarının eğitime devam oranında düşüş, devamsızlık ve erken evlilikler artarken, çocuk emeğini MESEM uygulamalarıyla sömürüsü meşrulaştırılmaktadır.

6 ŞUBAT DEPREMLERİNİN ÜÇÜNCÜ YILI
‘Asrın inşası’ değil, hayatta kalma mücadelesi
Adana’da 2025/26 eğitim öğretim yılı itibariyle 1650 eğitim kurumu/okulda 24.746 öğretmen ve 473.650 öğrenci bulunmaktadır. Ancak rakamların büyüklüğü, kentin eğitimdeki ağır sorunlarını perdeleyememektedir. 6 Şubat 2023 depremleri Adana’yı derinden etkilemiş, okullarda ciddi hasarlar bırakmış olmasına rağmen aradan geçen sürede eğitim ortamları hâlâ belirsizlik ve plansızlık içinde sürmektedir.
Depremde hasar alan 35 okul için alınan yıkım veya güçlendirme kararları kamuoyundan gizlenmiş, kimi raporlar değiştirilerek okullar “sağlam” gösterilmiş, kimi okullarda ise hiçbir işlem yapılmadan eğitim-öğretim sürdürülmüştür.
6 Şubat Depremi sonrasında 11.233 ağır-orta hasarlı yapının yıkımı tamamlanmıştır. Yetkililer yerinde dönüşüm kapsamında 2.000 hanenin yeniden yapımının sürdüğünü ve konut ihtiyacınınyaklaşık yüzde 60 oranında karşılandığını ifade etmektedir. Ancak bu veriler, deprem sonrasıyaşanan büyük yıkımın hâlâ tam anlamıyla telafi edilmediğini, binlerce hanenin barınma sorunuylakarşı karşıya olduğunu gizleyememektedir.
Eğitim altyapısında da kimi adımlar atıldığı belirtilmektedir. Depremde hasar gören okulların birkısmı yıkılıp yeniden yapılırken, bu eğitim-öğretim dönemine 71 yeni okulun yetiştiği ve dersliksayısında yüzde 11 artış sağlandığı duyurulmuştur. Buna rağmen il genelinde hasarlı okulların yerine140 okul yapılacağı söylenmiş, ancak 2025 sonu itibarıyla yalnızca 84’ünün tamamlanacağı belirtilmiştir. Bu tablo, planlanan okulların ancak yüzde 50’sinin hayata geçirilebildiğini göstermektedir.
Tüm bu resmî açıklamalara karşın eğitimde manzara hâlâ kritiktir. Çok kalabalık sınıflar, ikili eğitim uygulamaları, ciddi öğretmen açığı, mevsimlik çocuk işçiliği ve okul temizliği sorunları öne çıkmaktadır. Öğretmen açığının 12 bin bandına çıkması sınıf mevcutlarını artırmakta, eğitimin niteliğini düşürmektedir.
Osmaniye’de depremle birlikte 29’u Millî Eğitim Bakanlığı personeli, 23’ü öğrenci, 9’u sağlık personeli olmak üzere yüzlerce yurttaşımızı yitirdik; binin üzerinde insan hayatını kaybetti. Ancak bu ağır tabloya rağmen aradan geçen 32 ayda eğitim alanında ve şehir yaşamında kalıcı çözümler üretilmedi. Raporlarda “öğretmen ihtiyacının bulunmadığı, okulların açıldığı, internet sorununun giderildiği” gibi ifadeler yer alsa da gerçekte öğretmen ve öğrencilerin barınma sorunları hâlâ konteynerlerle geçiştirilmektedir.

6 ŞUBAT DEPREMLERİNİN ÜÇÜNCÜ YILI
“Depremden en çok etkilenen beş ilde hava kirliliği hâlâ yasal sınırların üzerinde”
Deprem öncesi 210 okul bulunan Kilis’te, 36 okul orta ve ağır hasarlı olarak yıkılmış, bunların yerine yalnızca 18 yeni okul yapılabilmiş, 12 okulda ise güçlendirme çalışması gerçekleştirilmiştir. Buna rağmen konteyner okulların sayısı ve birleştirilmiş sınıfların durumu hakkında kamuoyuna herhangi bir net veri paylaşılmamıştır.
Eğitim alanında Diyarbakır’da depremde hasar gören 20 okul yıkılmış, bu okulların yerine ve kalıcı konutların inşa edildiği bölgelerde 1.190 derslikli 70 okul tamamlanmış, 1.259 derslikli 70 okulun inşası ise devam etmektedir. Bu projelerin tamamlanmasıyla derslik kapasitesinin yüzde 15–17 oranında artacağı ifade edilse de sahadaki ilerleme hızı ve tamamlanma tarihleri belirsizdir. 467.725 öğrenci ve 24.865 öğretmenin görev yaptığı kentte merkez ile kırsal arasındaki eşitsizlik sürmekte, öğrenciler konut taşınmalarıyla birlikte ulaşım ve devamsızlık sorunları yaşamaktadır.
Eğitim alanında da sorunlar derindir. Nurdağı’nda hâlen 5 konteyner okul eğitim verirken, İslâhiye’de birleştirilmiş sınıflar, ücretli öğretmenlerin yoğunluğu ve kadro yetersizliği devam etmektedir. Gaziantep merkez ve diğer ilçelerde ise yıkılan okulların yerine yenileri yapılmadığı için öğrenciler ikili eğitim yapmak zorunda kalmaktadır. Geçici ve güvencesiz istihdam politikalarıyla düşük ücretle çalıştırılan öğretmenler ve destek personeli, kamusal eğitimin ne kadar geri plana itildiğinin somut göstergesidir.

6 ŞUBAT DEPREMLERİNİN ÜÇÜNCÜ YILI
DEM Parti: Diyarbakır’da deprem suç zinciri araştırılsın
Deprem sonrası Elâzığ’da 8 okulun yeniden inşası sürmektedir. Resmî açıklamalarda “40’tan fazla yeni okul” ve “yaklaşık 400 dersliğin 2 yıl içinde devreye gireceği” belirtilmiştir. 2025 başında 7 okul eğitime başlamış, 14 okulda (260 derslik) yapım devam etmektedir. Ancak sahadaki ilerleme ile açıklanan veriler arasındaki farklılık, sürecin şeffaf yürütülmediğini göstermektedir. Bugün Elâzığ’da 647 okul ve kurum, 5.960 derslik, 9.041 öğretmen ve 110.381 öğrenci bulunmaktadır. Rakamlar derslik başına ortalama 18,5 öğrenci gibi makul bir görünüm verse de özellikle kırsal bölgelerde sınıflar kalabalık, ulaşım ve taşımalı eğitim sorunları belirgindir. Rehber öğretmen ve psikososyal destek hizmetleri ise deprem sonrası ihtiyaçlara kıyasla oldukça yetersizdir.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın (SES) ve Türk Tabipleri Birliği’nin deprem bölgelerinde yaptığı saha çalışmasında konteyner yaşamının sorunları, suça sürüklenme, erken yaşta çalıştırılmak zorunda bırakılma, MESEM’ler, bağımlılıklar, akran zorbalığı ve bunun yanında taciz, istismar vakalarının sıklığı da kaydedildi.
Raporun sonuç bölümünde ise şu ifadeler yer aldı:
"Deprem bölgelerindeki eğitim tablosu, yalnızca bir doğal afetin yıkımı değildir; siyasi tercihlerle derinleştirilen bir eşitsizlik rejiminin sonucudur. Çocuklar konteyner sınıflara, okullarımız şantiye koridorlarına sıkıştırılırken; kamu kaynakları rant odaklı projelere akıtılmış, “acele kamulaştırma” ve rezerv alan uygulamalarıyla yurttaşların mülkiyet ve barınma hakkı aşınmıştır. Üç yılın sonunda hâlâ ikili öğretim, kalabalık sınıflar, hijyen ve personel eksikliği, öğretmen güvencesizliği konuşuluyorsa, sorun “imkânsızlık” değil, siyasi irade eksikliğidir."
(NÖ)

