“Sınırda Çocuk Var” diyerek Kapıköy’den Kilis’e yürüyecek
Davranış analisti ve çocuk gelişim uzmanı Tanyel Süzer, çocukların yaşam hakkına dikkat çekmek için Türkiye-İran sınırındaki Kapıköy'den başlayıp Kilis'e kadar "Yaşam Hakkı Yürüyüşü" gerçekleştirecek. Van, Hakkari, Şırnak, Mardin, Urfa ve Antep üzerinden ilerleyecek olan Süzer, çocukların savaş, yoksulluk, şiddet, istismar ve eşitsizlik nedeniyle karşılaştıkları hak ihlallerini gündeme taşımayı hedefliyor.
Yol boyunca sivil toplum örgütleriyle bir araya gelecek, her hafta çocuk haklarının farklı alanlarını gündeme getirecek. Süzer ayrıca geçtiği illerde ebeveynlere ve öğretmenlere çocukların cinsel istismardan korunması konusunda eğitimler verecek. Çocuk haklarının yalnızca ailelerin değil, kamunun ve toplumun da sorumluluğu olduğunu vurgulayan Süzer, yürüyüşe katılım için çağrıda bulunuyor.
Davranış analisti ve çocuk gelişim uzmanı Tanyel Süzer, çocukların yaşam hakkına dikkat çekmek için Türkiye-İran sınırındaki Kapıköy’den başlayıp Kilis’e kadar uzanacak bir yürüyüşe hazırlanıyor. “Yaşam Hakkı Yürüyüşü” adını verdiği projeyle bölge illerinden geçecek olan Süzer, çocukların savaş, yoksulluk, şiddet, istismar ve eşitsizlik nedeniyle karşı karşıya kaldıkları hak ihlallerini gündeme taşımayı hedefliyor.
Süzer yürümeye Kapıköy’den başlayacak.
Van, Hakkari, Şırnak, Mardin, Urfa ve Antep üzerinden ilerleyerek Kilis sınır kapısında yürüyüşünü tamamlamayı planlıyor.
Yol boyunca her hafta çocuk haklarının farklı bir alanını gündeme getirecek; geçtiği illerde sivil toplum örgütleriyle bir araya gelmeye, yerelde yaşanan hak ihlallerini dinlemeye ve çocukların haklarına ilişkin çözüm önerilerini görünür kılmaya çalışacak.
Bu yolculuğun temasını ise üç kelimeyle anlatıyor:
Süzer, rotasını belirlerken sınır illerini bilinçli olarak seçtiğini söylüyor. Rota üzerindeki illerde çocuk nüfusunun yüksekliğine ve kırsalda yaşayan çocukların toplumsal yaşama erişiminde karşılaştıkları güçlüklere dikkat çekiyor:
"Bir taraftan çocuk nüfusu açısından çok kalabalık illerden oluşurken bir taraftan da kırsal bölgelerde çocukların toplumsal yaşama erişimi çok kısıtlı ve bir süre sonra çocuksuz, gençsiz kalan köyler var."
Komşu ülkelerde yaşanan savaşların beraberinde getirdiği göç ve yoksulluğun çocuklar üzerindeki etkilerinin de yürüyüşün çıkış noktalarından biri olduğunu anlatıyor.
Dünyanın neredeyse tamamında sınırların her iki tarafında da hem kalan hem giden çocukların yaşadıkları hak ihlallerine dikkat çekmek amacıyla bir farkındalık eylemi gerçekleştirmek istedim.
Kapıköy’den başlayan sembolik rota
Süzer için Kapıköy yalnızca yürüyüşün coğrafi başlangıç noktası değil.
İran’da yaşanan savaş sırasında bir okulun bombalanması ve kız çocuklarının yaşamını yitirmesine ilişkin haberlerin kendisini derinden etkilediğini söylüyor.
"Böyle katliamları unutmamam için İran-Türkiye sınır kapısı olan Kapıköy’den başlamanın anlamlı olacağını düşündüm."
Buradan başlayan yürüyüş boyunca Süzer yalnızca çocukların yaşadığı sorunları sıralamak istemiyor. Çocuk haklarının hangi yasal dayanaklarla güvence altında olduğunu ve hak ihlallerinin önlenmesi için neler yapılabileceğini de tartışmaya açmayı planlıyor.
Her hafta farklı çocuk hakları ve ihlal alanlarına yönelik temaları gündeme getirerek hem bölgede yaşanan hak ihlallerini görünür kılmak hem de yasal dayanakları ve hak ihlallerinin çözümüne ilişkin örnekleri ve görüşleri paylaşarak çocuk hakları temelinde politikalar geliştirilmesi için kamuoyu oluşturabilmeyi umuyorum.
“Bir şey yapmam lazım, eylemde olmaya ihtiyacım var”
Yaşam Hakkı Yürüyüşü fikrinin ardında Süzer’in uzun yıllara yayılan gönüllülük ve çocuklarla çalışma deneyiminin yanı sıra son yıllarda takip ettiği gelişmeler de var.
Lise yıllarında Babaeski Halkevi’nde bir izci kulübü kurarak başlayan gönüllülük hikâyesi, üniversite döneminde 1999 depremlerindeki arama kurtarma çalışmalarına destek vermesiyle devam etti. 2002’de okul öncesi öğretmenliği bölümünden mezun oldu. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalıştı; arama kurtarma alanında köpek eğitimi üzerine gönüllülük yaptı. Daha sonra Düşler Akademisi ve Kızlar Atakta gibi projelerde yer aldı.
Engelli hakları, kız çocuklarının güçlendirilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği ve çocuk hakları alanlarında çalışan Süzer, son üç yıldır ağırlığını çocuk haklarına verdiğini söylüyor.
Ancak yürüyüş kararını yalnızca mesleki geçmişiyle açıklamıyor.
Türkiye’de çocukların şiddet, istismar, yoksulluk ve ihmalle karşı karşıya kaldığını; barınma, eğitim, sağlık, beslenme, oyun, kültür ve sanat gibi temel haklarının ihlal edildiğini belirten Süzer, çocuk işçiliği, suça sürüklenme ve cinsel istismar vakalarının kendisinde giderek büyüyen bir harekete geçme ihtiyacı yarattığını söylüyor.
Sadece yazıp çizmek, bazen oturup ağlamak, bazen de sokaklara çıkıp öfkeyle haykırmak bana yetmiyor. Bir şey yapmam lazım, eylemde olmaya ihtiyacım var.
“Sadece kendi çocuklarımızı korumak gerçek çözüm değil”
Süzer’in yürüyüşle tartışmaya açmak istediği temel meselelerden biri de çocukların korunmasının kimin sorumluluğu olduğu.
Ona göre çocuk hakları yalnızca ebeveynlerin ya da çocuklarla çalışan kuruluşların meselesi değil.
"Eğer sadece kendi çocuklarımızın ya da en fazla yakın çevremizdeki çocukların güvenliğini, haklarını korumaya çalışırsak ne yazık ki gerçek çözüme ulaşamayız.Akranları tarafından öldürülen çocuklar hepimiz için bir yara. Ancak tehlikeler sadece koruma girişimleriyle çözülemiyor."
Süzer’e göre çözüm, çocukları yalnızca risk ortaya çıktıktan sonra korumaya çalışmaktan değil; hiçbir çocuğun başka bir çocuğa ya da çevresindeki canlılara zarar vermeyi normalleştirmeyeceği bir toplumsal ortam yaratmaktan geçiyor.
Bu nedenle sorumluluğun yalnızca ailelere yüklenmesine karşı çıkıyor.
Çocukların onurlu bireyler olarak yetişmesi için yapılması gerekenleri sıfırdan keşfetmemiz gerekmiyor. Ancak bu sorumlulukları sadece ailelere yükleyerek büyük bir değişim beklemek gerçekçi değil.
Yürüyeceği yolun sonunda anlatmak istediği dünyayı da şöyle tarif ediyor:
Bu yürüyüşü; çocukların savaş nesnesi yapılmadığı, sınırların güçsüzler için duvar, yoksulluğun bir kader olmadığı, eğitim, sağlık, barınma hakkının her çocuk için ulaşılabilir olduğu bir dünya talebini dile getirmek için gerçekleştirmek istiyorum.
Yürüyüş rotasında güvenlik eğitimleri
Davranış analisti olarak otizmli çocuklar ve yetişkinlerle çalışan Süzer, uzun yıllardır ebeveynlere ve öğretmenlere cinsel gelişim ve çocukların cinsel istismardan korunması üzerine eğitimler veriyor.
Yüksek lisans tezinde de cinsel istismardan korunma becerilerinin öğretimini ele aldı. Şimdi bu çalışmalarını yol boyunca ziyaret edeceği illere de taşımak istiyor.
Süzer, toplumda çocukların cinsel gelişimini konuşmanın dahi çoğu zaman tabu kabul edildiğini, buna karşın çocukların cinsel istismara uğramasının yaygınlığını kabul edemediğini söylüyor.
Yaşandığında gizlenmesi ya da cezasız bırakılması sadece bu travmayı yaşayan çocukların hayatını değil, toplumun güven ve adalet duygularını zedeleyen bir şey. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin cinsel istismarı fark edebilmelerini ve öncesinde çocuklarına güvenlik becerilerini öğretebilmelerini sağlayacak yöntemleri anlatma imkanı bulacağım.
“Kişisel Güvenlik Becerilerinin Öğretimi” başlığı altında planlanan eğitimlerin, yerel sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve milli eğitim müdürlükleriyle kurulabilecek işbirlikleri sayesinde daha fazla kişiye ulaşmasını umuyor.
Yol boyunca katılım bekliyor
Süzer, yürüyüşün yalnızca kendi attığı adımlardan oluşmasını istemiyor.
Rotanın geçtiği illerde yaşayanlara, yürüyüşün tamamına değil birkaç kilometresine dahi olsa kendisine eşlik etmeleri için çağrıda bulunuyor.
Dilerim ki benimle benzer duyguları paylaşan kişiler 3, 5 km demeden Yaşam Hakkı Yürüyüşü’nde bana eşlik etme imkanı bulurlar. Daha kalabalık şekilde adımlarımızı birlikte atarak, paylaşarak, öğrenerek, öğreterek ve hep birlikte sesimizi daha etkili duyurabiliriz.
Yürüyüşe fiziksel olarak katılamayanlar ise projeyi sosyal medyada takip ederek, başkalarıyla paylaşarak ya da çocuk hakları alanındaki bilgi ve deneyimlerini aktararak destek olabilecek. Teknik ekipman ve yolculuğun diğer ihtiyaçları için kitle fonlaması ve sponsorluk desteği de planlanıyor.
Kapıköy’den Kilis’e uzanacak yürüyüşün hedefi, Süzer için yalnızca bir sınır kapısından diğerine ulaşmak değil. Yol boyunca çocukların korunmasının yalnızca ailelerin değil, kamunun ve toplumun da sorumluluğu olduğunu gündemde tutmak istiyor. Bu nedenle yürüyüşün sonunda varılacak yer kadar, yol boyunca kimlerin bu meseleye ortak olacağı da projenin bir parçası.
(NÖ)
Okul masrafı büyüyor: Eski çanta dikiliyor, yedek forma alınamıyor
Diyarbakır’da köpeklerin toplandığı alan için ‘yaşam hakkı’ çağrısı
İMRALI HEYETİ GAZETECİLERLE BULUŞTU
Yasa çıktı, şimdi barışın sınavı başlıyor
Epilepsi hastası 4 yaşındaki Ezidi çocuk geri gönderme merkezinde tutuluyor
Tülay Hatimoğulları: Garanti aramanın yolu süreci dönülmez hâle getirmek