İsmini Paulo Coelho’nun Simyacı kitabından etkilenerek seçen Sîmyager, Diyarbakır’da yaşıyor ve Kürtçe politik rap yapıyor.
“Bizim herkesin kurtulması gibi bir derdimiz var.” diyen Sîmyager ile müzik hayatı, sistem, rap müziğe bakışı ve 3 Ocak’ta yayımlanan single’ı “Dualî” üzerine konuştuk.
“Müziğe çok küçük yaşlarda ilgi duydum”
Öncelikle Simyager kimdir, ismi nereden geliyor, müziğe niçin ve nasıl başladı?
Sîmyager’i tanımlamak biraz zor. Paulo Coelho’nun Simyacı kitabındaki genç karakter gibi, bir maddi zenginlik uğruna çöllere düşmüş ama yaşadığı maceralar doğrultusunda zenginliğin baktığı koyunlar, üzerinde dolaştığı toprak ve sevgi olduğunu anlamış bir karakter. Bu hikâyenin Kürdistan yorumu farklıdır tabii ama Sîmyager tam olarak böyle biri. Bu sanatsal anlamda aradığımızı bulduğumuz anlamına gelmiyor tabii, hâlâ aramaya, büyütmeye devam ediyoruz.
Müziğe çok küçük yaşlarda ilgi duydum, ailem sanatsal çıkışların önünü kesen bir aile olmadığı için müzik içerisinde dolanma fırsatım vardı ve neredeyse o dönemin bütün şarkılarını ezberlemişimdir. Rap müziği benden büyük bir kardeşimin aracılığıyla dinledim ve kendimi oraya ait hissettim. Yaşım büyüdükçe de yaşam beni üretmeye itti. Bugün ürettiğim şeye rap diyorum evet ama kendimi sınırlamak, bir kalıba sokmak istemem.
“Çok güzel geri dönüşler alıyoruz sahnelerimizden”
Rap müziğin sadece Türkiye’de değil genelde de apolitikleştiğini görüyoruz. Böyle bir ortamda hem Kürtçe hem de politik rap yapıyorsunuz. Konserleriniz nasıl geçiyor, dinleyici kitleniz nasıl?
Biz toplum olarak politik bir toplumuz. Hitap ettiğimiz kitle de dolayısıyla politik bir kitle. Eskiden yeraltı konserlerinde de bulunurdum ama son dönemlerde pek ilgi çekici gelmiyor bana bu ortamlar. Şu günlerde Newroz gibi ulusal bayramlar ve bazı festivallerde sahne alma fırsatımız oldu ve çok güzel geri dönüşler alıyoruz sahnelerimizden, iletişim kurmaya çalıştığımız insanlarla doğrudan iletişim kurabiliyoruz öyle günlerde.
“Herkesin kurtulması gibi bir derdimiz var”
Türkiye’de en çok dinlenen müzik türlerinden biri rap. Ancak sizin bu anlamdaki rap müzikle ciddi bir ayrışmanız var sanıyorum. Siz rap müziğe nasıl bakıyorsunuz ve yaptığınız müziği nasıl tanımlıyorsunuz?
Karşımızda muazzam bir güç var. Bütün bir sistem, eline aldığı her şeyi tüketmek için çalışıyor. Var olan her şey ona hizmet etmek zorundaymış gibi hareket ediyor.
Bugün biz kendimizi bu sistemin karşısında konumlandıranlar da ürettiklerimizi bu sistem aracılığıyla halka sunuyoruz Spotify, Youtube gibi şirketler aracılığıyla.
Ancak apolitikleşen arkadaşlar şu zihniyette: “Bunu yenemeyiz ve bunun için öyleleşeceğiz.” Yani devlete karşı devlet, şirkete karşı şirket oluyorlar. Hayır, öyle olmak zorunda değiliz. Gayet Youtube eleştirisi yaptığımız bir Youtube videosu hazırlayabiliriz veya bir devlet kurumunu o kurumdayken eleştirebiliriz, eleştirebilmeliyiz. Apolitik olarak nitelediğimiz arkadaşlarımız belki de kesilecek paydan dolayı bu bütünü göz ardı edip kendi zevk ve sefalarının peşinden koşuyordur. Sadece onlarla alakalı bir şey değil bu tabii. Şirket diyor ki “Beni eleştirirsen dinlenmezsin.” O da siniyor ve eleştiriyi kesiyor…
Bizler farklıyız, çok dinlenme ve çok para kazanma gibi bir derdimiz yok, sadece kendimizi kurtarmak gibi bir derdimiz yok. Bizim herkesin kurtulması gibi bir derdimiz var. Bugün ürettiğimiz bir şey, bir cümle veya ezgi birine dokunur ve farklı hissettirir, dünyayı farklılaştırır belki. Yaptığımız müziği bu duygularımızı ifade etme aracı olarak görüyoruz ve böyle tanımlıyoruz.
“Farklı olalım ve farklılıkları sevelim”
En son 3 Ocak’ta “Dualî” isimli bir single’ınız çıktı. Onun hakkında neler söylemek istersiniz?
Biz üç arkadaş bir araya gelerek, herkesin en iyi olduğu işleri birleştirerek böyle bir şarkı yaptık, müzik ve aranjesi İbrahim Bayat, klip çekimi ve montajı M. Emin Biçer ve sözleri bana ait olan bir şarkıydı. Tamamıyla komünaldi, Kom Müzik ile konuşup onlar aracılığıyla yayımladık şarkıyı. Eser, günümüz gerçekliğini anlatmak istiyor. Bütün bir sosyal hayat içerisindeki anlık duraksamaları işlemek istedik. İnsan sürekli bir koşuşturmadadır ya, etrafından geçenleri görmez, yanan yerleri görmez, işe gider, gelir, uyur, uyanır… Görür aslında ama geçip gider öylece… Biz bir tarafımızla geçerken bir tarafımızı orada tuttuk ve bunun tartışmasını yaptık eserimizde. Bu hızlı akışta yaşanan “overthink” olayını uzatmak istedik o “an” da kusmak istedik yaşananları.
Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?
Son olarak, insanlar farklılıklarıyla güzeldir. Farklılıklardan korkmayıp, onlara sarılarak, onlarla barışarak çözebileceğimiz bir mutluluk sorunumuz var. Farklı olalım ve farklılıkları sevelim.
Sîmyager ft. İbrahim Bayat - Dualî (Official Audio):
(YAH/EMK)







