Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), İstanbul Başakşehir’de bir okulda meydana gelen bıçaklı saldırının ardından açıklama yayımladı.
Saldırıda bir öğrencinin yaşamını yitirdiğini, yedi öğrencinin yaralandığını belirten sendika, olayın okullardaki şiddet ve güvenli eğitim sorununu yeniden gündeme getirdiğini kaydetti.
Eğitim Sen, son yıllarda yaşanan şiddet olaylarının ardından Milli Eğitim Bakanlığı’nı (MEB) birçok kez uyardığını hatırlattı. Sendika, 18 Mart 2026’da yayımladığı “Şiddetsiz Okul Deklarasyonu”, 1 Temmuz’daki “Okulda Şiddet ve Güvenli Eğitim Raporu” ve 28 Eylül’deki açıklamasında okullardaki şiddetin “münferit” olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini ifade ettiğini belirtti.

Eğitim Sen’den ‘Şiddetsiz Okul’ deklarasyonu
“Çocukları karşı karşıya koymak çözüm değil”
Açıklamada, bir çocuğun başka çocuklara yönelik ağır bir şiddet eyleminin faili haline gelmesinin “toplumsal ve pedagojik bir sorun” olduğu belirtildi.
Eğitim Sen, çocukları yalnızca “fail” ve “mağdur” olarak ele alan yaklaşımın şiddetin nedenlerini anlamaya ve benzer olayların önlenmesine yetmeyeceğini savundu.
Sendikaya göre asıl incelenmesi gereken, çocukları şiddetle karşı karşıya bırakan koşullar ile eğitim sistemindeki koruyucu ve önleyici mekanizmaların neden işlemediği.
Açıklamada; ekonomik ve sosyal eşitsizlikler, yoksulluk, çocuk ihmali ve istismarı, dijital mecralardaki şiddet içerikleri, sınav ve başarı baskısı, rekabetçi eğitim sistemi, akran zorbalığı ve psikolojik danışmanlık hizmetlerindeki yetersizlikler okullardaki şiddetle birlikte değerlendirilmesi gereken başlıklar arasında sıralandı.
“Okul güvenliği polisiye tedbirlere indirgenemez”
Eğitim Sen, okul güvenliğinin okul kapılarına güvenlik görevlisi yerleştirmek, kamera sayısını artırmak veya polisiye tedbirleri çoğaltmakla sağlanamayacağını ifade etti.
“Okulları daha fazla baskı, denetim ve cezalandırmanın hâkim olduğu mekânlara dönüştürmek çözüm değildir” denilen açıklamada, şiddet ortaya çıkmadan önce devreye girecek sosyal, pedagojik ve kamusal mekanizmaların kurulması gerektiği belirtildi.
Sendika, tüm okullarda yeterli sayıda psikolojik danışman ve rehber öğretmen görevlendirilmesini; sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve ilgili uzmanların da yer aldığı destek mekanizmalarının oluşturulmasını istedi.
Akran zorbalığı, çocuk ihmali ve istismarı, siber zorbalık ve şiddet eğilimlerinin erken aşamada belirlenmesine yönelik çalışmaların da sürekli hale getirilmesi gerektiğini kaydetti.

“Çocukları değil, onları bu hale getiren sistemi konuşun”
Sınıf mevcutlarının azaltılması çağrısı
Eğitim Sen’in talepleri arasında sınıf mevcutlarının azaltılması, çocukların sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetlere erişiminin artırılması ve öğrencilerin karar süreçlerine katılabileceği mekanizmaların güçlendirilmesi de yer aldı.
Sendika ayrıca sınav ve başarı baskısı yerine işbirliği, dayanışma ve eşitliği önceleyen bir eğitim anlayışının benimsenmesi gerektiğini ifade etti.
Açıklamada, incelemenin yalnızca olay anına ve bireysel sorumluluklara odaklanmaması, çocukları şiddete yönelten sosyal, psikolojik ve pedagojik süreçlerin de ele alınması gerektiği kaydedildi.
Yayın yasağına tepki
Eğitim Sen, olayın ardından getirilen yayın yasağını da eleştirdi.
Sendika, “Gerçekleri gizlemek, kamuoyunun bilgi alma hakkını kısıtlamak ya da yaşananları yayın yasaklarıyla görünmez hâle getirmek, okullardaki şiddetin nedenlerini ortadan kaldırmayacaktır” ifadelerini kullandı.
Açıklamanın sonunda çocukların yaşam hakkı ve güvenli eğitim hakkının korunmasının devletin temel sorumluluklarından biri olduğu vurgulandı.
(NÖ)

