12 Eylül’de “Ailem Güvende” adıyla başlatılan operasyonlarda LGBTİ+ örgütleri, hak savunucuları, aktivistler ve LGBTİ+’ların bir araya geldiği mekânlar soruşturma, gözaltı ve tutuklamaların hedefi oldu. Adalet Bakanlığı, operasyonların 15 ili kapsadığını açıkladı.
Ankara’daki soruşturma kapsamında tutuklananlardan biri de Kaos GL Denetim Kurulu üyesi, sosyolog ve yazar Selin Berghan’dı. Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde lisans ve yüksek lisans eğitimi alan Berghan’ın yüksek lisans tezi, 2007’de Metis Yayınları tarafından “Lubunya: Transseksüel Kimlik ve Beden” adıyla yayımlandı. Berghan, Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği’nde çeşitli görevler üstlendi; 2005’ten bu yana çocuk hakları alanında çalışmalar yürüttü.
Transfeminizm, çocuk hakları, çocuğa karşı şiddet, çocuk koruma ve mülteci çocuklar üzerine çalışan Berghan, bianet’in sorularını cezaevinden yazılı olarak yanıtladı.
Berghan, yanıtlarının başında şu notu düştü:
“Sorularınız için teşekkür ederim. Dar alanda kısa performanslar şeklinde yanıtladığım için hızlı olmak durumundayım. Kısaca toparlamaya çalışacağım.”
“Cinsel özgürlük gökkuşağından korkmamaktır”
Tutukluluğunuzu “cinsel özgürlük mücadelesinin bir parçası” olarak tarif ettiniz. Cinsel özgürlük sizin için ne anlama geliyor?
Çok genel olarak cinsel özgürlük, cinsel kimlik ve cinsel yönelimi ne olursa olsun tüm insanların yaşamlarının eşit olmasıdır. Bir transın ailesi tarafından öldürülüp, okulda zorbalığa, toplumda ayrımcılığa uğramadan; bir kadın olarak ben de geceleri sokaklarda güvenle yürüyebilir, eşit işe eşit ücret alabilirim. Cinsel özgürlük gökkuşağından korkmamaktır.
“Neşemizi çalamazlar” sözünü neden özellikle seçtiniz; neşe ve gullüm LGBTİ+ mücadelesinde nasıl bir yere sahip?
Neşemizi çalamazlar” ifadesini Deniz Göktaş ilk dilimize dolamış olsa da gullüm LGBTİ hareketin kurucu yapı taşlarındandır. LGBTİ hareketi asık yüzlü mesafeli değil aksine tüm politik hareketler içinde belki de en neşeli en güler yüzlü en eğlenceli olandır. Yaşadığımız haksızlıklar, baskılar ve şiddet karşısında ağlamak normal ve insanidir; gülmek ise direnmektir.
“İçimdeki ve yanımdaki ordularla yatıyorum”
Cezaevi koşullarında neşeyi korumak mümkün mü; sizi ayakta tutan şeyler neler?
İlk olarak kendim. Hak ihlal ettiğim için değil, hak savunduğum için buradayım. Hapis olmanın verdiği güçten yanı sıra, yapı olarak enerjik, neşeli, kahkahası yüksek biriyim; yeni koşullara hızlı adapte olurum. Olumsuz olaylarda kendimi dramlara boğmak yerine nasıl devam edeceğime odaklanırım.
İkinci olarak LGBTİ+ hareketinin hızlı refleksi: Biz daha emniyete götürülmeden avukatlarımız emniyette nöbete başlamışlardı. Gözaltına alınma riskine rağmen arkadaşlarımız ertesi gün protestolara başladı ve duyduğum kadarıyla birçok ilde eylemler devam ediyor. Avrupa Parlamentosu’ndan Times’a, birçok ulusal ve uluslararası kuruluşta gündem olmamızı sağladılar.
Hareketi destekleyen vekillerin bizi burada ziyaret etmelerini organize ettiler. Sayısını bilmediğim kadar çok avukat odamıza her gün ziyarete geliyor. Davaya bakan avukatlarımız bizimle burada yatıyor diyebilirim.

Bir diğeri, Sivil Toplum Geliştirme Merkezi’ndeki arkadaşlarımın seferberliği. Gözaltına alınmadan birkaç saat sonra köpeklerime sahip çıkan, çiçeklerimi düzenli sulayan, annemi yalnız bırakmayan, cezaevine bir kamyon kitap ve mektup yollayan, maddi-manevi hiçbir şeyi dert etmemi sağlamayan can dostlarım.
Canım annem ve biricik kardeşimin sevgisi ve desteği.
Ve son olarak, yakından tanıdıklarımdan değil, tanımadığım insanlardan her gün gelen onlarca mektup ve not. Tüm günlerimi dolarak hem de gülümseyerek okuduğum bu destek mesajları bana sadece güç ve moral olmuyor; aynı zamanda son dönemde olmadığım kadar mutlu olmamı sağlıyor.
Burada içimdeki ve yanımdaki ordularla yatıyorum. Neşemi kaybetmemeyi görev bilirim; ayakta duramamayı utanç sayarım.
“Çocuk haklarını en iyi bilen hareketlerden biri LGBTİ+ hareketidir”
LGBTİ+’ların yalnızca baskı ve mağduriyet üzerinden görülmesine karşı, dışarıdakilerin queer hayatın hangi yönlerini de görmesini istersiniz?
Dışarıdakilerin LGBTİ+ hareketinin çocuk haklarına olan özverisini, saygısını ve önemini görmelerini isterim.
Azrail’in kılıcı gibi durmaksızın başına sallanan özendiricilik ve zarar verme suçlamalarına karşın, kendi çocukluğumda yaşadığım şiddet, korku ve yalnızlıklardan dolayı çocuk haklarının önemini muhtemelen en iyi bilen, anlayan ve önemseyen hareket LGBTİ+ hareketidir. Bu iş özendirilecek olsaydı, herhalde herkes en ayrıcalıklı olan kimlikleri seçerdi.
Çocuklara asıl zarar veren, çocukları kullanarak hak savunucularını kriminalize etmektir.
(NÖ)













