İstanbul, Ayazağa’da saat 17.00 civarında artık ilerleyemiyordu. Platform kuryesi Kaan* için 14 Ekim, başlangıçta sıradan bir yağmurlu çalışma günüydü. Öğleden sonra yağış şiddetlendi. Sipariş taşımaya devam edemeyeceğini anlayınca kurye uygulamasından mola verdi.
O anda daha fazla ilerleyemediğim için molaya aldım. Arkadaşlarımın birçoğu da ekipman, kaza sorunu butonuyla çalışmalarını durdurdu.
Ancak Kaan’ın anlatımına göre, çalışmayı bırakmanın bedeli yalnızca o gün teslim edemediği siparişler değildi. Kuryelerin çalışma sürekliliğini ve teslimat performansını otomatik olarak değerlendiren uygulamadaki puanı düşmüştü. Bu nedenle sonraki hafta çalışma saatlerini seçemeyeceğini söylüyor.

İklim krizi ve kötü hava: Risk kuryede, kâr platform şirketlerinde
İklim adaleti, iklim krizinin etkilerinin herkesi aynı ölçüde etkilemediği gerçeğinden hareket ediyor. Kaan’ın yaşadıkları, bu eşitsizliğin çalışma hayatına nasıl yansıdığını da gösteriyor: İşi sokakta olanlar, aşırı hava olaylarında canlarını korumak için çalışmayı bıraktıklarında geçimlerini de koruyabiliyor mu?
14 Ekim’de yağmur altında çalışmak
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi’nin (AKOM) açıklamasına göre, 14 Ekim’de kentin bazı bölgelerinde metrekareye 130 ila 277,1 kilogram yağış düştü.
Bu değer, 1942’ten bu yana istasyonlarca kaydedilen en yüksek yağış miktarı olarak kayıtlara geçti. Kentte kısa sürede kaydedilen yağış miktarı, ekim ayı uzun yıllar ortalama yağış toplamının dört katına ulaştı. –AKOM, 15 Ekim 2026

İstanbul'a yeni sağanak uyarısı
Oysa sağanak riski önceden duyurulmuştu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), 13 Ekim saat 14.15’te yayımladığı uyarıda, ertesi sabah İstanbul’da kuvvetli yağış beklendiğini açıklamıştı. Sel, su baskını, heyelan ve ulaşımda aksamalar da olası riskler arasında sayılıyordu.

İstanbul Valiliği ise motosikletlerin trafiğe çıkışını yasaklayan kararını 14 Ekim akşamı, saat 18.35’te duyurdu:
Motosiklet ve türevi iki tekerlekli tüm araçların trafiğe çıkışları çarşamba günü saat 21.00’den itibaren, ikinci bir talimata kadar yasaklanmıştır.
Kaan, yasağın başladığı saat için “Çoktan her yeri sel götürmüştü” diyor.
İstanbul’da sel ve su baskınlarında en az yedi kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenler arasında 30 yaşındaki kurye Murat Babacanov da vardı.

Babacanov’un yasak kararının açıklandığı saatlerde kaybolduğunu, arama çalışmalarını takip eden arkadaşının basına verdiği demeçten öğreniyoruz. Cansız bedeni ise 18 Ekim’de Haliç’te bulundu.
Yağmurun ilk gününde saat 18.50’de ortadan kayboldu (...) En son arkadaşımızla telefonla konuştu (...) Sel geldiğinde yıkılmış, gitmiş. Kimse görmedi, kimsenin de haberi yok. Burada olduğu bilgisi gelmedi ama en son sinyal Ayazağa Meydanı’ndan alındı.” – Babacanov’un arkadaşı Artur Seydullayev, 18 Ekim 2026.
Çalışmayı bırakmak kimin kararı?
Kaan, yasak başladıktan sonra da kendisine sipariş atandığını söylüyor:
21.00’de yasak olmasına rağmen algoritma sipariş atamaya devam etti ve siparişe gitmediğimiz için ekstra etkilendi puanımız.
Anlattığına göre puanlarda sonradan bir düzeltme yapılmadı. Bunun sonucunu da “Önümüzdeki hafta için saat seçemeyeceğiz” sözleriyle açıklıyor.

Platform kuryesi Ogün* ise aynı gün saat 20.00’ye kadar Kadıköy ve çevresinde çalıştı. İşe ne zaman başlayacağına ve ne zaman bırakacağına kendisinin karar verebildiğini söylüyor. Platformun hava koşulları ve yasak hakkında uyarılar gönderdiğini, mola sürelerini artırdığını anlatıyor. Yasak başladığında çalışma saatleri kapatılmış, kendisine herhangi bir ceza uygulanmamış.
Yine de çalışmayı bırakmak, o gün daha az kazanmak demek. Çünkü Ogün de paket başına ücret alıyor.
Biz çalışmazsak para kazanamayız. Biz çalışırsak para kazanabiliyoruz.
Tuzla ve çevresinde çalışan restoran kuryesi Hakan’ın* deneyimi ise farklı. Yasağa rağmen gece 02.00’ye, mesaisi bitene kadar çalıştırıldığını söylüyor.
Ben sigortalı çalıştığım için kayıp yaşamıyorum fakat o gün zorla çalıştırıldım.
Hakan’ın anlatımına göre, çalıştığı işletmeden herhangi bir uyarı gelmedi ve teslimatlar mesai bitimine kadar sürdü.
Çalışmaktan kaçınma hakkı kime ulaşıyor?
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlama yükümlülüğünü işverene veriyor.
Kanunun 13. maddesine göre ciddi ve yakın tehlikeyle karşılaşan çalışan, iş sağlığı ve güvenliği kuruluna, kurul yoksa işverene başvurabiliyor. Talebi doğrultusunda karar verilirse, gerekli önlemler alınana kadar ücret ve diğer hakları korunarak çalışmaktan kaçınabiliyor.
Tehlikenin ciddi, yakın ve önlenemez olduğu durumlarda ise başvuru sürecini beklemeden tehlikeli bölgeden ayrılabiliyor. Bu nedenle hakları kısıtlanamıyor.
Ancak kanun, çalışan istihdam etmeden kendi adına ve hesabına hizmet üretenleri kapsam dışında bırakıyor. Bu nedenle esnaf kuryelerin söz konusu güvencelerden yararlanıp yararlanamayacağı, çalışma ilişkilerinin hukuki niteliğine göre değişebiliyor.
Kurye Hakları Derneği de çalışmaktan kaçınma hakkının gelir güvencesiyle birlikte düşünülmesi gerektiğini vurguluyor.
Kentte sığınacak yer var mı?
Yağışın yarattığı tehlikeyi, kentin nasıl yapılaştığı da etkiliyor. Asfalt ve beton gibi geçirimsiz yüzeyler suyun toprağa sızmasını azaltıyor. Suyun derelere daha hızlı ve fazla miktarda ulaşması, taşkın riskini artırabiliyor.

İstanbul’da dereler taştı: Yapılaşma su yollarını nasıl değiştirdi?
Kuryeler için mesele, selin kapattığı yolları zamanında öğrenmek ve gerektiğinde sığınacak güvenli bir yer bulmak.
Ogün, kapanan güzergâhları sosyal medyadan öğrendiğini anlatıyor. Kendilerine ayrılmış bir bekleme alanı yok. Yağış şiddetlendiğinde benzinliklere veya kafelere sığınıyorlar. Zorunlu kaldıklarında yol kenarında da beklediklerini, ancak bunun güvenli olmadığını söylüyor.
Hakan, riskli yolları nasıl öğrendiği sorusuna iki sözcükle yanıt veriyor: “Gidip görerek.”
Çalıştığı işletmede bekleyebileceği bir alan var. Fakat yoğun sipariş akışı nedeniyle sürekli motosiklet üzerinde kaldığını söylüyor. Yani kapalı bir alanın bulunması, orada bekleyebileceği anlamına gelmiyor.

Köstebek yuvası şehirler: Belediye ihmalleri kuryeleri öldürüyor
Kuryeler ne istiyor?
Kaan, valiliğin motosiklet yasağını daha erken başlatması gerektiğini düşünüyor. Ogün, kötü hava koşullarında kuryeler üzerindeki baskının azalmasını ve kamu kurumlarının denetimleri sıklaştırmasını istiyor. Hakan’ın talebi ise açık: Yasağa rağmen kuryeleri çalıştıran işletmelere ciddi para cezaları uygulanması.
Kurye Hakları Derneği de 16 Ekim’de yaptığı açıklamada, merkezi ve yerel yönetimlerle platform şirketlerine çağrıda bulundu. Dernek, olağanüstü hava koşullarında kuryelerin can güvenliğinin yanı sıra gelirlerini de koruyacak önlemler istiyor.
Kurye Hakları Derneği, İstanbul ve Antalya barolarının 6 Temmuz’da düzenlediği İklim Adaleti Forumu’na sunduğu metinde de iklim krizinin moto kuryelerin çalışma koşullarına etkilerini ele almıştı.
Derneğe göre, iklim adaletsizliğinin etkilerini bedenlerinde en doğrudan hisseden meslek gruplarının başında gelen moto kuryeler, aşırı hava olaylarında can güvenlikleri ile geçimleri arasında seçim yapmak zorunda kalıyor.
Kurye Hakları Derneği’nin aşırı hava koşullarında kuryelerin güvenliğini ve gelir güvencesini sağlamaya yönelik başlıca talepleri şöyle:
- Valilikler, meteorolojik uyarılara göre zamanında önlem almalı ve motosiklet yasaklarını etkin biçimde denetlemeli.
- Platform şirketleri, kötü hava koşullarına ilişkin protokollerini kamuoyuyla paylaşmalı ve gerektiğinde teslimatları durdurmalı.
- Kuryeler, olağanüstü hava koşullarında çalışamadıkları günlerde ücretli izin veya gelir desteğinden yararlanabilmeli.
- Kuryeler, kritik sıcaklık ve meteorolojik alarm dönemlerinde çalışmaktan kaçınma hakkını bürokratik şartlara bağlı olmadan kullanabilmeli.
- Platformlar, aşırı sıcaklarda ve şiddetli yağışlarda tahmini teslimat süresi göstergelerini kapatmalı, süreye bağlı performans puanlamalarını ve prim kesintilerini askıya almalı.
- Şirketler kuryelere ücretsiz koruyucu ekipman sağlamalı ve aşırı sıcaklarda zorunlu serinleme molaları tanımlamalı.
- Yerel yönetimler ve platform şirketleri, ortak finansmanla kuryelerin ücretsiz yararlanabileceği güvenli dinlenme alanları kurmalı.
*Kaan, Ogün ve Hakan, kimliklerini korumak amacıyla isimleri değiştirilmiş kuryelerdir.
(VC)












