"Seçim zamanı Külünk'ün arabasına para bırakırdım"
Sedat Peker bugün yayımladığı videoda, AKP'li Metin Külünk'e para gönderdiğini söyledi. Peker, "Almanya'daki o dernekler var ya, onlara rica ederdi para yollar mısın diye, el altından onlara para yollardım. Bizim diğer milletvekili tanıdıklar, lan bizi de, lan oğlum biz kimseyi söylemeyiz" dedi.
Organize suç örgütü liderliğiyle suçlanan Sedat Peker, "Yaşadıkça ve yaşlandıkça değil, direndikçe büyürüz" 9. videosunu yayınladı.
Peker bugün yayımladığı videoda, AKP'li Metin Külünk'e para gönderdiğini söyledi. Peker, "Öyle her ay göndermedim ama 10 bin dolardan fazlasını gönderdim" dedi.
Peker özetle şu konular hakkında konuştu:
"Metin Külünk'ü anlatacağım"
"Benim her ay 10 bin dolar yolladığım bir milletvekili yok ama daha çok yolladıklarım var. seçim zamanı geldiğinde arabasına para bırakırdım.Bir de çok acı, bana 10 bin doları nasıl yakıştırdınız siz. (...) Şimdi Metin Külünk'ten konuşacağız, Metin ağabeyden. Metin abi beni telefonla aradı, 'Biden beni Erdoğan'a karşı...' Ya dedim abi ne diyorsun sen, Biden işi gücü bırakmış Sedat Peker'i mi bekliyor, hepten delirdik, vallahi delirdiler.
"Adamlar dünyayı yönetiyor, kabul et etme, sev, sevme... Onun devlet başkanı Sedat Peker'i mi bilecek. Benim kendi meselem var. Beni sakinleştirdi, konuştu konuştu. Sonra benim yanımdan ayrıldı, beni itibarsızlaştırmak için kurulan bir yapı var, mafyalar var, tecavüz hikayelerini kurgulayanlar var ya, onlar var, vekiller var, devletten adamlar var. Özel adamları ama fındık kadar beyinleri var. O yüzden Metin ağabeyi konuşacağız.
"Seçim zaman dağıtılan kahveler benim"
Dün de bir arkadaşın videosunu yaynladım Suriye konusunda var, karakol konusunda var. Beni yolda bırakana rezil edeceğim diye.
Bana pislik mafya diyorlar ya, AK Parti'nin seçim zamanı dağıttığı kahveler var ya, seçim zamanı. Hepiniz içtiniz, Tarihi Beyoğlu Kurukahvecisi, benimdi o, hani ben pislik mafyaydım. Ulan onlarca milyon liralık kahveyi benden siz alıp dağıtmadınız mı her yerde? Lan bir lira mı verdiniz, verdiyseniz hani fatura? Lan size yazıklar olsun.
Metin ağabeyle, Ömer Külünk diye bir yakını var, nasıl ilişkimiz onu anlatayım. 'Tefeciler benim yeğenimin yerini almış, o zamanın parası bugünün 1,5 milyon lirası tefecilerle bir konuşsan şey yapsa...' Ya dedim Metin ağabey, ben ismimi unutturmaya çalışıyorum, o onu arayacak, o onu arayacak sanki ben tahsilat yapıyormuşum gibi.
"10 bin değil daha fazlasını yolladım"
"Dedim ağabey kaç para ben vereyim. O konuda ismi geçen bir iki işadamı arkadaş var, biz ödeyelim dedik. İş para ödemeye gelince bir tek ben ödedim, tapuyu aldık verdik. Biz para verdik mi böyle veririz.
"Ama öyle her ay giden 10 bin yok, seçim zamanı geldiğinde arabasına para bırakırdım.Almanya'daki o dernekler var ya, onlara rica ederdi para yollar mısın diye, el altından onlara para yollardım.
"Ya şimdi ben böyle deyince bizim diğer milletvekili tanıdıklar, lan bizi de, lan oğlum biz kimseyi söylemeyiz. Ama Biden Miden gel film yap, sonra beni karalama kampanyasına abilik yap. İstesem gömmek için evet verdim derdim ama 10 bin değil çok daha fazlasını verdim."
"Akit TV müdürü var ya..."
"Bu Akit TV'nin Yazı İşleri Müdürü var; Murat Alan. İyi bir adam, genç bir arkadaş. Kardeşim sen saldırıya uğradığında hastaneye ilk gelenlerden biri ben değil miydim? En sevdiğim silahım 45'liği sana verip, 'Seni çocuğunun yanında dövdüler. Bir baba çocuğunun yanında daya yememeli, bir daha gelirlerse hepsini vur, sana cezaevinde ben bakacağım' demedim mi kardeş.
Biz göz göze baktık, o kadar muhabbet ettik seninle. Bu olayı buraya ben mi getirdim. "Suç örgütü". Göreceksiniz, sen hariç Murat. Ama diyebilirdin 'Bu adam her şeyi yapardı, ajanlık ne' diyebilirdin. Bu nasıl bir ayıp. Bu haberi yapıyorsunuz. Elinizde bir tane delil var mı benim ajanlık yaptığıma dair."
"Demirören banka kredisini ödemedi"
Şimdi bizim bu Pambukören var ya, şimdi biz gazeteyi bastık, Aydın Doğan kargaşadan korktu verdi yerleri 750 milyon dolara, aslında bir tanesi o kadar ederdi, hepsini o paraya aldı. Bu 750 milyon doları Ziraat Bankası verdi, banka devletin. Bu 750 milyon doların hiçbirini ödemedi biliyor musunuz bu sahtekar.
"Faizlerini bile ödemedi, bırak ana parayı. Faizleriyle bir milyar doları geçti borç. Bunu ödemek için Kemerburgaz'da bir arsayı belirlediler bunun üzerine yapacaklar. Bu televizyon onun değil, emanetçi, Serhat ile Berat yönetiyor.
"Sabah grubu da öyle. Böyle kişiliksiz zenginlerin üzerine yapıyorlar sadece, yat kalk. O Kemercountry'deki yer var ya, tarla olarak verecekler, Süleyman'ın Ankara'da bu işleri yapan akrabası, 10 milyonluk yer bir milyarlık oluyor.
"Sezgin Baran Korkmaz'ı Soylu gönderdi"
"5 Aralık Resul Holoğlu, Organize Suçlardan Sorumlu Emniyet Müdür yardımcısı telefon açıyor Sezgin Baran Korkmaz'a. Bu adamı arıyor, İçişleri Bakanlığı'na çağırıyor. Saat 10.30, 12.30 çıkış. Sezgin Baran Korkmaz 45 milyon dolar bir iş adamından alacağı var. Süleyman buna 'Senin hakkında tahkikat yapıldı, yurtdışına çık. Yukarının haberi var, bu parayı da sil, sorun çıkacak' diyor.
"Yukarısı da Tayyip abi. Amerika'dan da büyük para gelmiş diye herkes biliyor ya.. Bütün kayıtlar çıkacak. Sezgin Baran Korkmaz, 6 Aralık'ta yurtdışına gidiyor. İçişleri Bakanı, Organize Suçlar Daire Başkanı'nı telefonla arayıp, hakkında 6 aydır dosya hazırlanan adamı İçişleri Bakanlığı'na çağırıyor ve görüşüyor ve yurtdışına çıkmasını söylüyor. Bu 45 milyonu kabul etti ya Sezgin Baran, ne yapsın devlet var karşısında. Oteli de istediler. Böyle bir namussuzluk olur mu?
"Siz muhaliflere baskıyı kuracaksınız, 5 Aralık'ta Sezgin Baran Korkmaz İçişleri Bakanlığı'na geldi mi kamera kayıtlarını çıkarın. 6 Aralık'ta yurtdışına çıkmış mı? Sezgin Baran Korkmaz bakıyor her şey elden gidecek, dönmüyor. 28 Aralık'ta operasyon yapıyorlar. 29 Aralık da 45 milyon doların ödenme günü, haciz olacak o gün. Karısını gözaltına alıyorlar. Bu Veysi.. Ben olayı toparlayayım diye arayan da bu Veysi. Aranan adamın oteline gidip kalıyorsun, onbinlerce, yüzbinlerce Euro hesap hiçbiriniz ödemiyorsunuz sonra adamı gasp ediyorsunuz.
"Mehmet Ağar'dan öğrenmiş bu taktiği. Siz bu adamın arkadaşı değil misiniz? İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı izin vermiyor, Cumhurbaşkanına gidiyor, haberiniz varmış. Haberim yok diyor. Hangi savcı hangi hakim kaldı hepsinin listesi bende.
biamag'da bu hafta, Beril Sercem Şengül, Diyar Saraçoğlu, Kavel Alpaslan, İbrahim Genç, Serhıldan Hülakü, Berk Butan, Burak Sarı, Şeyhmus Diken, Murat Türker, Ali Murat Yel ve Arman Garip'in yazılarını okuyacaksınız.
Ruken Tuncel'in editörlüğünde hazırlanan biamag'da bu hafta, Türkiye ve dünya üzerinden örneklerle toplumsal mücadele ve direniş biçimlerini konu edinen yazılar okuyacaksınız.
Beril Sercem Şengül, 19 Mart’ta başlayan sokak eylemleri üzerinden, örgütlenmenin, direnmenin; bellek ile ilişkisini ve dışavurumunu kaleme aldı: "Çünkü hatırlayanlar örgütlenebilir. Ve örgütlenenler, direnebilir."
Diyar Saraçoğlu, “Kayalara Çarpan Dalgalar” serisi kapsamında, İspanya’daki Öfkeliler (Indignados) hareketini ve bu hareketin siyasi mirasını inceledi.
Kavel Alpaslan, “Kayalara Çarpan Dalgalar” serisi kapsamında, Türkiye’deki ‘genel grev’ çağrılarını; 2020’deki 250 milyonluk Hindistan genel grevi üzerinden, “Bir genel grev neleri değiştirebilir?” sorusu üzerinde ele aldı.
İbrahim Genç, “Barış” kavramını semantik açıdan irdeledi. Oslo Barış Enstitüsü'nün kurucusu Norveçli sosyolog Johan Galtung’un “negatif barış” ve “pozitif barış” kavramlarına değindi.
Serhıldan Hülakü, Şili’de rejime karşı yürütülen “Hayır” kampanyasını konu edinen, yönetmenliğini Pablo Larraín’in yaptığı “No” filminin yansımasını yazdı: “No, filmi dünyanın her yerinde protestocuların diline yeni bir slogan kattı: Zıpla, zıpla! Zıplamayan Pinochet.”
Berk Butan, boykot çağrılarıyla başlayan tüketim tartışmaları ve alternatif dayanışma ağları üzerine yazdı.
Burak Sarı, engelli hakları mücadelesi ve toplumsal mücadelenin “bütünlüğü”nü ele aldı: “Eşit yaşama talebimizi bilmem kaçıncı sıraya erteleme devri bitti. Çünkü hayat bütünlüklüdür.”
Şeyhmus Diken, 2 Nisan 2022'de yaşamını yitiren Ermeni yazar Mıgırdiç Margosyan’ı yazdı: “…haberin var mı?, sen yine de bil öyle gel usta, giderken melül mahzun bıraktıkların, dönüşünde yok artık bilesin…”
Ali Murat Yel, dijital dünyadaki gelişmelerin ebeveyn ve çocuk ilişkilerine yansımasını, Netflix'te yayınlanan Adolescence (Ergenlik) isimli mini dizi üzerinden kaleme aldı.
Murat Türker, sinemacı Théodora Barat’nın imzasını taşıyan Three Mile adası nükleer kazasını konu edinen Amerikyum belgeseli üzerine yazdı.
Arman Garip, Hasçelikler dizisinden yola çıktı, sınıf, kültürel gasp başlıklarını tartıştı.
BTK’ye yeni yetkiler: ‘Milli güvenlik' gerekçesiyle sosyal medyayı sansürleyebilecek
BTK'nin yeni hazırladığı yönetmeliğe göre sosyal medya şirketlerinin Türkiye'de temsilci bulundurulması zorunluluğu genişletilerek, şirket kurma mecburiyeti getiriliyor.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) BTK, ‘Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği’nde değişikliğe gidiyor.
Yeni yönetmelik BTK’ye internet sitelerinin erişime engellenmesinde yeni yetkiler veriyor. Ayrıca kullanıcı sayısı bir milyondan fazla olan sosyal medya platformlarına Türkiye’de temsilci bulundurma zorunluluğunun yanında şirket açma mecburiyeti de getiriyor.
ekonomim.com’dan Mehmet Kaya’nın haberine göre BTK yönetmelik taslağını görüşe açtı. Buna göre taslağın 3. maddesi ile mevcut yönetmeliğin 19. maddesine yeni bir fıkra eklenecek.
Facebook, X, WhatsApp, YouTube şebekeler üstü hizmet sağlayıcılar Türkiye’de temsilci bulundurma zorunluluğuna ilave olarak, Türkiye’de bir anonim ya da limited şirket kuracak ve bu şirket yetkilendirme alarak faaliyet gösterebilecekler.
Yetkilendirme BTK tarafından yapılacak. Taslak ile getirilen yeni şart ve yükümlülüklere uygun yetkilendirmeler 1 Ocak 2026’dan itibaren başlayacak. Yurt dışında yerleşik bir şirketse paylarının tamamı bu şirkete ait olacak. Bu şirketlere bildirimler, internet sitelerindeki bilgilerden sağlanan e-posta adresleri ya da diğer iletişim araçlarından yapılabilecek.
Sansüre yeni madde
Yönetmelik taslağında faaliyetlere ilişkin yeni şartlar eklendi. Taslağın 4. maddesiyle mevcut yönetmeliğin 25. maddesine eklenecek 3 numaralı fıkra ile BTK erişime engellemede yeni bir yetkiye sahip olacak.
Taslak metne göre BTK “millî güvenlik, kamu düzeni, kamu sağlığı ve benzeri kamu yararı gerekleri çerçevesinde, yetkilendirmeye tabi olup olmadığına bakılmaksızın şebekeler üstü hizmet sağlayıcıların ilgili uygulama veya internet sitesine erişimin doğrudan engellenmesine karar verebilir” hale gelecek.
Milli güvenlik, tüketiciyi koruma, rekabet...
Şirketler yetkilendirme ücreti, evrensel hizmet katkı payı ödeyecekler ve ilgili mevzuattaki idari yaptırımlar dahil olmak üzere hak ve yükümlülüklere uyacaklar.
Hizmet sunumu engellenmesi, işletmenin askıya alınması, tüketicinin korunması, rekabetin tesisi ve korunması, şebeke ve bilgi güvenliği, kişisel verilerin korunması, birlikte çalışabilirlik, sektörel veriler ve güvenlik olaylarının BTK’ya raporlanması, kamu düzeni, milli güvenliğe ilişkin hususlarda Kanunla verilmiş görevleri yerine getirmek için BTK tarafından yapılabilecek ilave düzenlemelere tabi olacaklar.
Azami ceza 30 milyon TL
Yetkilendirmeyi almadan ya da mevzuata uygun hizmet sunmayanlara 1 milyon ile 30 milyon TL arasında idari para cezası verilebilecek. Altı ay içinde yetkilendirme almayanların bant genişliğinin yüzde 95’i engellenecek.
Altı aylık sürenin sonundan itibaren üç ay içinde yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin erişimi durdurulacak. Yetkilendirmeyle ilgili cezai hükümler çerçevesinde, belirli şartlar altında üç yıla kadar yetkilendirme verilmeyeceği de yönetmelikte yer aldı.