Suriye geçici hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında ABD arabuluculuğunda varılan “ateşkes ve entegrasyon” anlaşmasının ardından sahada sıcak gelişmeler yaşanıyor.
Başkent Şam, Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi arasındaki görüşmelere hazırlanırken, SDG kontrolündeki bölgelerde çekilme, yeniden konuşlanma ve düşük yoğunluklu çatışmalar yaşandığı bildirildi.
Londra merkezli muhalif Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), geçici hükümete bağlı yerel silahlı grupların SDG’nin Kuzey Suriye’deki bazı bölgelerden çekilmesini engellemeye çalıştığını aktardı. SOHR’a göre bu durum, çekilme sürecini “karmaşıklaştırdı ve yavaşlattı.”
SOHR, SDG’nin Tişrin Barajı ve çevresinden Sırrin kentine doğru çekildiğini, ardından çekilmenin Kobanî istikametine doğru sürdüğünü belirtti. Gözlemevi ayrıca, SDG’nin Ayn İsa bölgesinden Kobanî’ye doğru geri çekildiğini kaydetti.

SDG ile Şam arasında ‘ateşkes ve entegrasyon’ anlaşması
SDG: Geçiçi hükümet güçleri, Aktan hapishanesine saldırdı
SDG Basın İrtibat Merkezi, geçici hükümetine bağlı güçlerin, “Rakka’da bulunan ve binlerce IŞİD’linin tutulduğu” Aktan hapishanesine saldırdığını ve bölgede şiddetli çatışmaların yaşandığı açıkladı.
“Bu son derece tehlikeli bir gelişme” diyen SDG, “Bu saldırıların devam etmesinden kaynaklanabilecek her türlü felaketten saldırganları sorumlu tutuyoruz” ifadelerini kullandı.

Mazlum Abdi: Savaşı durdurmak için anlaşmayı kabul ettik
Şam: Birliklerimiz Deyrizor’un doğu kırsalında
Öte yandan Suriye İçişleri Bakanlığı, ordu birliklerinin Deyrizor vilayetinin doğu kırsalına girmeye başladığını duyurdu.
Suriye’nin resmi haber ajansı SANA’nın aktardığına göre, açıklamada, “Birliklerimiz tüm belde ve köylerde düzenli şekilde konuşlanmayı hedefleyen bir plan kapsamında Deyrizor vilayetinin doğu kırsalına girmeye başladı” ifadeleri kullanıldı.

Kobanî ve Haseke’de ‘seferberlik’ ilanı
Öte yandan, SDG-Şam anlaşmasında ‘özel statü’ verilmesi öngörülen Kobanî ve Haseke’deki yerel yönetimler, ‘seferberlik’ ilan etti.
Haseke merkezli Hawar Haber Ajansı’nın (ANHA) aktardığına göre, ‘Fırat Kantonu Demokratik Özerk Yönetimi’ tarafından Kobanî’de; ‘Cizîrê Kantonu Demokratik Özerk Yönetimi’ de Haseke’ye bağlı Kamışlı’da ayrı ayrı açıklamalar yaptı.
Söz konusu açıklamalarda süreç “varlık-yokluk mücadelesi” olarak tanımlanırken, “kazanımların korunması” için genel seferberlik ilan edildiği ve saldırılara karşı koyulacağı belirtildi.

Öte yandan, Suriye’nin kuzeydoğusunda Kamışlı ve çevresinde yaşayan Arap aşireti Tay, sürece ilişkin bir açıklama yayımladı.
ANHA’nın aktardığına göre, Tay aşireti, Araplar, Kürtler ve Hristiyanlar başta olmak üzere bölgedeki tüm bileşenler arasında kardeşlik ve ortak yaşam değerlerine bağlılığını vurgulayarak, güvenlik ve istikrarın korunması ile toplumsal barışın güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Abdurrahman: Eş-Şara, Haşdi Şabi’yle mücadele sözü verdi
SOHR Direktörü Rami Abdurrahman, anlaşmanın Fransa’nın baskısıyla ve Mesud Barzani’nin devreye girmesiyle sağlandığını öne sürdü.
Anlaşmanın kan dökülmesini durdurabileceğini ve Kürtlerin lehine olabileceğini belirten Abdurrahman, buna karşılık YPG’nin odağını Kürtlere yoğunlaştırması ve onlar için çalışması gerektiğini; “sadakati değişken” diğer taraflara yönelmek yerine bu çizgiyi korumasının daha doğru olacağını savundu.
Abdurrahman ayrıca, Ahmed eş-Şara’nın İran’la bir savaş yaşanması hâlinde Irak’taki Haşdi Şabi’ye (Halk Seferberlik Güçleri) karşı mücadele edeceği yönünde bir vaatte bulunduğunu da ileri sürdü.
“İhlallerin işlenmesi ve ‘zafer’ kutlaması kime karşı? Hangi ulusal birlikten söz ediliyor?” diye soran Abdurrahman, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ı “Suriye halkları için en büyük tehlike” olarak niteledi.
(VC)




