Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) 25 Ağustos’ta bağımsız askeri yapı olarak sona erdiğini açıklamasından haftalar sonra, Kürtlerin yoğun yaşadığı kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde art arda yaşanan gelişmeler entegrasyonun askeri boyutunun ötesindeki sorunları görünür hale getirdi.
Son günlerin en görünür protestolarından biri anadilinde eğitim etrafında sürdü. Kobanî ve Cizîrê bölgesinde öğrenciler ve aileleri, Suriye Eğitim Bakanlığı’nın Kürtçeye haftada üç ders ayıran düzenlemesine karşı çıktı ve eğitimin Kürtçe sürmesini istedi.
Haseke merkezli Hawar Haber Ajansı (ANHA), bugün Kobanî, Tirbespiyê, Dêrik ve Qamişlo’da eylemlerin sürdüğünü aktardı.

Kürtçe eğitim talebiyle ders boykotu: Abdi ve Ahmed düzenlemeyi yetersiz buluyor
Entegrasyon süreci hangi aşamada?
Mazlum Abdi, 25 Ağustos’ta Şam’daki Halk Sarayı’nda SDG’nin bağımsız askeri güç olarak görevinin sona erdiğini açıkladı. SDG mensupları Suriye ordusundaki tugaylara katıldı. Şam yönetimi de bu adımı ocak ayında başlayan entegrasyon sürecinin askeri aşamasının tamamlanması olarak sundu.

Suriye/Rojava | Entegrasyonda yeni aşama: SDG feshedildi, Abdi Şara’yla görüştü
Tarafların 18 ve 29 Ocak’ta vardığı anlaşmalar ise askeri birleşmenin ötesinde bir çerçeve çiziyor. Metinler, Haseke’deki sivil kurumların devlet yapısına katılmasını, sınır kapılarıyla petrol ve gaz sahalarının Şam’ın kontrolüne geçmesini, güvenlik güçlerinin İçişleri Bakanlığı bünyesine girmesini ve Kürtlerin kültürel ve eğitim haklarının ele alınmasını öngörüyor.
Kobanî için yapılan anlaşma ayrıca ağır askeri varlığın kentten çekilmesini, kent sakinlerinden oluşan bir güvenlik yapısı kurulmasını ve İçişleri Bakanlığı’na idari olarak bağlı yerel polisin görev yapmasını öngörüyor.
Son günlerde yaşananlar da bu geçiş sürecindeki belirsizlikleri gündeme taşıyor.
Sîpan Hiznî cinayeti
Suriye ordusundaki Haseke Tugayı’nda görev yapan 26 yaşındaki Sîpan Hiznî (Sami Şeyhmus Hiso), 10 Eylül’de silahlı kişiler tarafından kaçırıldı ve öldürüldü. Haseke Tugayı büyük ölçüde eski SDG mensuplarından oluşuyor.
Hiznî’nin ailesi ile Kürt siyasi çevrelerinin çağrılarının ardından Haseke başta olmak üzere birçok kentte protestolar başladı.

Kobanî'de 2 günlük yas ilan edildi
Erbil merkezli Rudaw ve Kurdistan24, 11 Eylül’de Haseke’deki güvenlik makamlarının cinayetin ana şüphelisini belirlediğini ancak henüz yakalayamadığını aktardı. Hiznî’nin ailesi soruşturmanın tüm ayrıntılarıyla açıklanmasını ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasını istedi.
Suriye’nin resmi haber ajansı SANA ise güvenlik birimlerinin cinayetle bağlantılı kişileri aramayı sürdürdüğünü açıkladı.

Cinayet, yalnızca bir adli dosya olarak kalmadı. Hiznî’nin Suriye ordusuna katılmış eski bir SDG mensubu olması, entegrasyona dahil olan eski savaşçıların güvenliği ve yeni kurumların farklı topluluklar arasında güven sağlayıp sağlayamayacağı sorularını da gündeme taşıdı.
Kobanî’de 11 Eylül’de cinayeti protesto edenlerle güvenlik güçleri arasında gerilim yaşandı.
Kamışlı merkezli North Press Agency (NPA Syria), protestolar sırasında taş atıldığını, güvenlik güçlerinin göstericileri dağıtmak için ateş açtığını, ardından Sirrin ve Münbiç’ten kente takviye güçlerin geldiğini ve gözaltılar yapıldığını aktardı.
Kobanî’deki bu gerilimin ertesi günü cezaevinde yangın çıktı.

Cezaevi yangını: En az 10 kişi hayatını kaybetti
Kobanî Cezaevi’nde 12 Eylül’ün ilk saatlerinde çıkan yangının ardından ölü sayısı birkaç gün içinde yükseldi. Suriye İç Güvenliği 14 Eylül’de 10 kişinin öldüğünü, 16 kişinin yaralandığını açıkladı. ANHA da 17 Eylül’de yaralılardan Mesud Hemo Reşo’nun hastanede hayatını kaybetmesiyle ölü sayısının 10’a ulaştığını aktardı.
Kaynaklar yangının nasıl başladığı konusunda farklı bilgiler veriyor.
Suriye İç Güvenliği, cezaevindeki gerilim sırasında bir mahpusun battaniyesini ateşe verdiğini ve alevlerin hızla yayıldığını açıkladı. İçişleri Bakanlığı, cezaevindeki bütün yönetici ve çalışanları soruşturma kapsamına aldı.
ANHA’ya konuşan iki yaralı mahpus ise yetkililerin tutukluları Halep’teki cezaevlerine göndereceğini söylemesinin ardından gerilimin başladığını anlattı. İki mahpus, bir tutuklunun nakli protesto etmek için kendisini ateşe verdiğini söyledi.
NPA Syria da mahpusların Halep’e nakil ihtimaline karşı çıktığını, ardından cezaevi içinde gerilim yaşandığını ve yangın çıktığını aktardı. Ajans ilk saatlerde sekiz ölüm ve 17 yaralı bildirdi, sonraki resmi açıklamalarda ölü sayısı 10 olarak açıklandı.
Erbil merkezli Kurdistan24 (K24) ise yerel kaynaklarına dayanarak başka iddialara yer verdi. K24, nakil kararı öncesinde bir güvenlik yetkilisinin mahpuslara ayrımcı ifadeler kullandığını ve gerilimin bunun ardından büyüdüğünü öne sürdü.

Cezaevinin sorumluluğu kime aitti?
Kobanî Cezaevi’ndeki yangın, entegrasyon sürecinde kurumların yetki ve sorumluluklarının nasıl paylaşıldığı sorusunu da gündeme taşıdı.
Suriye İç Güvenliği, yangının ardından cezaevinin yönetimini devlet makamlarının henüz resmen devralmadığını açıkladı. Yetkililere göre yargısal ve idari işlemler nedeniyle devir süreci tamamlanmamıştı ve Kürt güçleri cezaevini yönetmeye devam ediyordu.
Buna karşılık ANHA ve Rudaw’a konuşan mahpusların anlatımları, Şam’a bağlı Genel Güvenlik güçlerinin olay sırasında cezaevi çevresinde ve tesiste bulunduğuna işaret ediyor.
NPA Syria’nın 14 Eylül’deki haberine göre Abdi ile Kobanî İlçe Müdürü İbrahim Müslim de görüşmelerinde yalnızca cezaevi yangınını değil, kentteki güvenlik, yargı ve idare kurumlarının entegrasyonunu hızlandırma ihtiyacını ele aldı.
Abdi, 16 Eylül’de yangında hayatını kaybedenlerin aileleriyle yaptığı görüşmede özel soruşturma komitesinin delilleri toplayacağını ve sorumluları yargıya taşıyacağını söyledi. Abdi, bir gün sonra Kobanî’deki halk toplantısında da aynı taahhüdü yineledi.

Anadilinde eğitim protestoları sürüyor
Güvenlik tartışmaları sürerken Kürtçenin eğitimdeki yeri de önemli bir anlaşmazlık alanı oluşturuyor.
Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, 16 Ocak’ta yayımladığı 13 sayılı kararnameyle Kürtleri Suriye halkının “asli ve ayrılmaz bir parçası” olarak tanımladı. Kararname, devlete Kürtlerin kültürel ve dilsel kimliğini koruma yükümlülüğü getirdi ve Kürtçeyi “ulusal dil” olarak kabul etti.

SDG’yle gerilimin gölgesinde Eş-Şara’dan ‘Kürt’ açılımı
Eğitim Bakanlığı önce Kürtçeyi haftada iki ders olarak programa koydu. Bakanlık, 27 Ağustos’ta düzenlemeyi değiştirerek haftada üç Kürtçe dersi ve bir etkinlik saati belirledi. Ayrıca geçiş yılındaki öğrencilerin tarih, coğrafya, sosyal bilimler ve felsefe derslerini Kürtçe veya Arapça alabilmesine olanak tanıdı.

YARIM YÜZYILLIK YASAĞIN ARDINDAN
Şam: Kürtçe tarihî bir adımla devlet okullarına girdi, anadilinde eğitim müzakeresi sürüyor
Suriyeli Kürtler ise dil ve diğer kolektif hakların geçici kararnameler yerine yeni anayasada güvence altına alınmasını talep ediyor. Buradaki anlaşmazlığı anlamak için iki farklı karşılaştırma noktasını birbirinden ayırmak gerekiyor.

Esad döneminde devlet okulları Kürtçeye eğitim dili olarak yer vermiyordu. Bu dönemle karşılaştırıldığında Şam’ın yeni kararı Kürtçenin resmi eğitim sistemindeki alanını genişletiyor.
Ancak Kürtlerin yönettiği bölgelerde 2012’den sonra büyüyen bir öğrenci kuşağı, derslerinin büyük bölümünü Kürtçe gördü. Bu öğrenciler yeni düzenlemeyi Esad dönemiyle değil, son 14 yıldaki eğitim sistemiyle karşılaştırıyor. Protesto eden öğrenciler ve aileler açısından haftada üç derslik düzenleme, Kürtçenin kullanım alanını genişleten bir adım olmaktan çok, mevcut eğitim dilinin sınırlandırılması anlamına geliyor.

Suriye: Şam merkezi yönetimi dayatırken Kürtler anadili kazanımını korumakta ısrarlı
İngiltere merkezli Reuters haber ajansının 15 Eylül’de Qamişlo’dan aktardığı öğrenci görüşleri de tartışmanın bu noktasına işaret ediyor. Öğrenciler fen ve matematik dahil derslerini yıllardır Kürtçe gördüklerini, Arapçaya geçişin eğitimlerini zorlaştıracağını söylüyor. Eğitim Bakanı Muhammed Abdurrahman Turko ise bütün müfredatı kısa sürede Kürtçeye çevirmenin öğretmen ihtiyacı ve üniversiteye geçiş açısından sorun yaratacağını savunuyor.
Bu nedenle tartışma artık “Kürtçe okullarda yer alacak mı?” sorusundan çok, Kürtçenin yalnızca öğretilen bir ders mi olacağı yoksa eğitim dili olarak da varlığını sürdüreceği sorusuna odaklanıyor.

ÖZERK YÖNETİM EĞİTİM KONSEYİ EŞ BAŞKANI SEMİRA HEC ELÎ
“Entegrasyon şartlarımızdan biri Kürtçe’nin Suriye Anayasası’na girmesi”
“Kürtçe ek bir ders değildir”
Yeni eğitim yılı 6 Eylül’de başladığında Qamişlo ve Haseke’de bazı öğrenciler sınıflara girmedi. Ardından Kobanî, Amûdê, Dêrik, Girkê Legê, Tirbespiyê ve başka yerleşimlerde gösteriler ve oturma eylemleri başladı.
NPA Syria, öğrencilerin “Kürtçe ek bir ders değildir” talebiyle Kürtçeyi Arapçanın yanında eğitim dili olarak istediğini aktardı.
ANHA’nın bugün yayımladığı haberler, Kobanî ve Tirbespiyê’de öğrencilerle ailelerin aynı talebi dile getirmeyi sürdürdüğünü gösteriyor. Qamişlo’daki öğrenciler ve ailerinin BM ofisi önündeki iki günlük eylemleri ise dün (17 Eylül) tamamladı.

Şam yönetimi de bu sırada yeni sistemin altyapısını genişletmeye çalışıyor. NPA Syria, Eğitim Bakanlığı’nın Özerk Yönetim döneminde verilen temel eğitim belgelerini tanımaya başladığını ve Kürtçe ders verebilecek 938 okuldan oluşan bir ön liste hazırladığını aktardı. Listede Haseke vilayetinden 608, Halep’ten 308, Şam’dan 17 ve Hama’dan beş okul yer aldı. Ajans, ilk listede Kobanî’den okul bulunmadığına dikkat çekti.
Bu gelişmeler, Şam’ın Kürtçeyi devlet eğitim sistemi içine almaya başladığını ancak dilin statüsü konusunda tarafların henüz uzlaşmadığını gösteriyor. Abdi de 17 Eylül’de Kobanî’de yaptığı toplantıda müzakerelerin sürdüğünü ve Kürtçenin hem eğitim dili hem de resmi dil olmasını istediğini söyledi.
Akaryakıt zammı protestoları ve çalışanların statüsü
Ülke genelinde akaryakıt fiyatlarına karşı 13 Eylül’de başlayan protestolar kuzeydoğuya da yayıldı. Haseke’nin Tel Tamer bölgesinde göstericiler M4 otoyolunu kapatarak petrol tankerlerinin geçişini günlerce engelledi. Bu eylemler, bölgedeki başlıca petrol sahalarının Şam’ın kontrolüne geçmesinin ardından enerji kaynaklarının yönetimi ile bölge halkının yakıt maliyetleri arasındaki ilişkiyi de tartışmaya açtı.
Akaryakıt meselesi, entegrasyon sürecinden önce de Haseke açısından farklı bir özellik taşıyordu. Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali, 2 Eylül’de bölgenin yıllarca düşük fiyatlı ve destekli mazota eriştiğini, yeni sistemde fiyatların serbestleşmesinin “gerçek bir sorun” yarattığını söyledi. El-Hilali, Haseke yönetiminin fiyatlara ilişkin çözüm bulmak amacıyla Şam’da görüşmeler yürüttüğünü açıkladı.

İdari entegrasyon ise askeri entegrasyona göre daha kademeli ilerliyor. El-Hilali, kurumların devlet yapısına katılması için personel bilgilerinin incelendiğini, ihtiyaçların belirlendiğini ve sürecin daha fazla zaman alabileceğini söyledi. Aynı açıklamada, Özerk Yönetim döneminde çalışan bazı yargı mensuplarının Adalet Bakanlığı bünyesinde görevlendirilmesi için hazırlık yapıldığını da belirtti.
Dolayısıyla kuzeydoğudaki entegrasyon yalnızca güvenlik kurumlarının kime bağlanacağıyla sınırlı değil. Yakıt desteğinin nasıl uygulanacağı, kamu hizmetlerini kimin yürüteceği ve Özerk Yönetim kurumlarında çalışanların merkezi sistemde hangi görev ve statülerle yer alacağı da sürecin gündelik hayatı doğrudan etkileyen başlıkları arasında.

Suriye’deki akaryakıt zammı protestoları ne anlatıyor?
Asıl soru artık entegrasyonun nasıl işleyeceği
Ocak ayındaki çatışmalardan bu yana taraflar birçok başlıkta ilerleme sağladı. SDG bağımsız askeri yapısını sona erdirdi, eski mensupları Suriye ordusundaki tugaylara katıldı, Şam petrol ve gaz sahalarının denetimini aldı ve merkezi kurumlar kuzeydoğuda yeniden faaliyet göstermeye başladı.
Son haftalardaki gelişmeler ise askeri entegrasyonun kurumsal ve toplumsal alanlardaki sorunları kendiliğinden çözmediğini gösteriyor.
Sîpan Hiznî dosyasında güvenlik kurumlarının cinayeti nasıl soruşturacağı, Kobanî Cezaevi dosyasında yetkililerin ölümler ve olası ihmaller konusunda nasıl hesap vereceği, eğitim alanında Şam’ın Kürtçeye eğitim dili olarak ne ölçüde alan açacağı, Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) ve sivil kurumlarla çalışanların merkezi sisteme hangi koşullarda dahil olacağı henüz bütün ayrıntılarıyla netleşmiş değil. Akaryakıt protestoları ise bu kurumsal dönüşümün ekonomik sonuçlarının da yerel düzeyde tartışılmaya başladığını gösteriyor.
Bu başlıkların kesiştiği temel soru ise Şam’ın merkezi devlet kurumlarını kuzeydoğuya taşırken Kürtlerin 2012 sonrasında oluşturduğu güvenlik, eğitim ve yerel yönetim kurumlarının nasıl dönüşeceği ve bunların hangi unsurlarının yeni devlet yapısı içinde korunacağı. Bugün itibarıyla bölgedeki tartışmanın ağırlık merkezi de giderek bu alana kayıyor.
(VC)










