Ankara’da 7-8 Temmuz’da düzenlenen NATO Zirvesi öncesinde gözaltına alınan ve 26 Haziran’da tutuklanan Emir Karakum hakkında iddianame hazırlandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, Karakum’u “silahlı terör örgütüne üye olmak”la suçladı.
4 Eylül tarihli iddianamede savcılık, Karakum’un cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını istedi.
Soruşturma etkin pişmanlık ifadesiyle başladı
İddianameye göre soruşturmanın dayanaklarından biri, Ahmet Arslan adlı kişinin etkin pişmanlık hükümleri kapsamında verdiği ifade.
Dosyada itirafçı olan Arslan, Karakum’un TAYAD’da faaliyet yürüttüğünü ve TAYAD’ın sosyal medya hesaplarından paylaşım yaptığını iddia etti.
Savcı ise Karakum’un Dev-Genç içinde ve Karadeniz bölgesinde faaliyet yürüttüğünü öne sürdü.
Bu beyan ve iddiaları destekleyecek bir delil sunmadı. Karakum’un söz konusu yapılardaki faaliyetlerine ilişkin ayrıntılı bir eylem listesine de yer vermedi.
Susma hakkı ve açlık grevi iddianamede
Savcılık, Karakum’un gözaltına alınması sırasında polise direndiğini ve “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganı attığını da iddianameye dahil etti.
Karakum’un gözaltında parmak izi vermemesi, susma hakkını kullanması ve açlık grevine başlaması da iddianamede suçlamayı destekleyen davranışlar arasında sıralandı.
Savcılık, Karakum’un susma hakkını kullanması ve açlık grevi yapmasını “örgütsel tavır” olarak nitelendirdi.
NATO protestolarıyla ilişkilendirildi
İddianamenin devamında savcılık, Halkın Sesi TV ve Halk Okulu adlı sosyal medya hesaplarından, Ankara’da 7-8 Temmuz’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin protesto edilmesi yönünde çağrılar yapıldığı, Türkiye’deki ABD ve NATO üslerinin konumlarının bu hesaplarda paylaşıldığını belirtti.
Bu paylaşımların ardından da Karakum’un DHKP/C’nin “açık alan yapılanmaları içerisinde aktif faaliyet yürüttüğü” ileri sürdü. Savcılık, Karakum’un örgüt tarafından düzenlenecek eylem ve protestolara katılarak “grupları yönlendirecek şahıslardan” olduğunu iddia etti.
Ancak iddianamenin üç sayfalık metninde, Karakum’un katıldığı ileri sürülen etkinliklerin tarih ve içerikleri tek tek sıralanmadı. Savcılık, Karakum’un “örgütün çağrıları doğrultusunda düzenlenen etkinliklere” katıldığı ve “örgüt adına eylem ve faaliyetlerde bulunduğu” yönündeki tespitlere ilişkin delillerin soruşturma dosyasına konulduğunu ve bunların fezleke içerisinde ilişkilendirildiğini belirtti.
Karakum bianet’e ne anlatmıştı?
Karakum, tutukluluğunun 53. gününde Marmara (Silivri) Cezaevi’nden bianet’e gönderdiği ve 26 Ağustos’ta yayımlanan mektubunda, NATO Zirvesi öncesindeki operasyonları “anti-emperyalist avı” olarak nitelendirmişti.
22 Haziran’da gözaltına alındığını ve 26 Haziran’da tutuklandığını anlatan Karakum, Ankara’daki NATO Zirvesi ile aynı dönemde Barcelona’da yapılması planlanan “Halkların Birliği Zirvesi” ile ilgili materyallerin de soruşturma dosyasına konulduğunu söylemişti.
Karakum, soruşturmanın hazırlanışını eleştirerek, dosyaya İspanya’daki toplantıyla ilgili bir belgenin de girdiğini belirtmiş ve soruşturmanın “kes, kopyala, yapıştır” yöntemiyle hazırlandığını savunmuştu. Aynı mektupta, kendisiyle birlikte tutuklanan kişilerin durumlarını ve cezaevinde yaşadıklarını da anlatmıştı.

İspanya’daki NATO karşıtı toplantı nedeniyle Türkiye'de tutuklu
Savcılık tutukluluğun devamını istedi
Savcılık, Karakum hakkında “yeterli suç şüphesi” bulunduğunu ileri sürerek yargılanmasını ve sevk maddeleri uyarınca cezalandırılmasını talep etti.
İddianamede ayrıca isnat edilen suçun katalog suçlar arasında bulunduğu gerekçesiyle Karakum’un tutukluluk halinin devamına karar verilmesi istendi. Gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürenin olası cezadan mahsup edilmesi de savcılığın talepleri arasında yer aldı.
İstanbul 26 Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul etti. İlk duruşma 17 Aralık’ta.
İtirafçı beyanı tek başına yeterli değil
Yargıtay içtihadına göre, silahlı örgüt üyeliği suçunun oluşabilmesinin unsurları var. Buna göre kişinin örgütle “organik bağ” kurması ve kural olarak eylem ve faaliyetlerinin “süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk” göstermesi gerekiyor. Organik bağ, kişinin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olması ve örgütün emir-talimat zinciri içinde hareket etmesi üzerinden değerlendiriliyor.
Örgüte yalnızca sempati duymak, örgütün amaçlarını, değerlerini veya ideolojisini benimsemek ya da buna ilişkin yayınları okumak ve bulundurmak ise tek başına örgüt üyeliği için yeterli kabul edilmiyor. Ayrıca kişinin örgüte bilerek ve isteyerek katılması, örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi ve örgütün bir parçası olma iradesinin devamlılık göstermesi gerekiyor.

"Herkes Örgüt Üyesi Olabilir"

DİYARBAKIR BARO BAŞKANI AHMET ÖZMEN ANLATTI
“Yargıtay’ın ‘Sempati’ Kararı Emsal Olur, Başsavcı Karara Yorum Yapamaz”
(HA)











