Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı heyeti üyesi Mithat Sancar, bugün adada Abdullah Öcalan ile yaptıkları görüşmeyi anlattı.
Sancar, İmralı ziyareti sonrası İlke TV’de yayınlanan Konuşma Zamanı programında Dilek Odabaş ve Lokman Ergün’ün sorularını yanıtladı. Sancar "1916 düzeni nasıl Kürtlerin yok sayılması ve inkârı üzerine kurulduysa, 2026 ve sonrasında oluşacak düzen de Kürt halkının varlığıyla, haklarıyla ve statüsüyle yer aldığı bir yapı olmalıdır" dedi.

Öcalan: Mükemmel olanı değil, rasyonel olanı tercih etmeliyiz
Öcalan’ın demokratik cumhuriyet paradigmasına ilişkin konuşan Sancar, "Öcalan, 'Demokratik cumhuriyetin inşası çok önemli ve çok ciddi bir meseledir. Entegrasyon ancak demokratik cumhuriyetle mümkündür. Uzun ömürlü, erimli yeni bir yüz yılı inşa etmekten söz ediyoruz. Günü değil, tarihi kurtarmaktan söz ediyoruz. Ve bu, Kürtsüz olmaz’ bunu kelime kelime böyle ifade etti" dedi.
"Entegrasyona giriş toplantısı"
Sancar, 2 Aralık’ta yapılan görüşmede Suriye’de yaşanacak gelişmelere dair açık uyarıların dile getirildiğini belirterek Öcalan’ın heyete, "Bu toplantı entegrasyona giriş toplantısıdır diyerek görüşmeyi başlattı" dediğini aktardı.
2 Aralık’ta yapılan görüşmede Suriye’de yaşanacak gelişmelere dair açık uyarıların dile getirildiğini ifade eden Sancar, "İki Aralık’ta İmralı’yla yaptığımız görüşmede Halep saldırıları henüz gündemde yoktu. Daha doğrusu gerçekleşmemişti. Henüz böyle bir silahlı karşılaşma söz konusu değildi. O zaman demişti ki, normalde şu güçler bu süreci bozmak için sürekli hareket halindedirler ve buna devam edecekler" diye konuştu.
'Norm dışı güçler' uyarısı
Bu uyarıların zamanlamasına dikkat çeken Sancar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Öcalan, ‘Benim tahminim yakın zamanda norm dışı güçler Suriye’de devreye girer’ demişti. Aşağı yukarı 6 Ocak’tan bir ay önce söylemişti bunları. ‘Normalde bu güçler öncelikle Suriye’de devreye girecekler. Nihai hedef elbette buradaki süreci de bozmaktır’ dedi."
Suriye’de yaşanacak tahribatın bölgenin tamamını etkileyeceği yönünde açık bir öngörü olduğunu vurgulayan Sancar, "Suriye’de ortaya çıkacak tahribatların bölgenin tümüne etkileri olacaktır. Bunları 2 Aralık’taki görüşmede açıkça söylemişti" dedi.
Çözüm önerileri
Bu uyarıların yalnızca kapalı bir çevreyle sınırlı kalmadığını belirten Sancar, şu ifadeleri kullandı: "Bunlar sadece kapalı bir ortamda bize söylenmiş sözler değildir. İlgili devlet yetkililerinin de bilgisindedir. 6 Ocak’ta yaşananlar, Aralık ayında söylenenlerin gerçekleşmiş hali oldu."
Öcalan’ın çözüm için somut bir çerçeveye işaret ettiğini aktaran Sancar, "10 Mart Anlaşması’nın müzakere ve diyalogla çözüm için temel çerçeve olduğunu zaten belirtiyor" dedi.
"Öcalan’ın mesajları ulaştı"
6 Ocak sonrasında ciddi bir kırılma endişesinin ortaya çıktığını dile getiren Sancar, 17 Ocak’ta yapılan görüşmeye de değinerek şu ifadeleri kullandı: "6 Ocak’tan sonra gerçekten ciddi bir kırılmanın gelmekte olduğu kaygısı hepimizde vardı. Buradan dönmek gerekir dedi. Bu mesajı bize de devlet yetkililerine de SDG’ye de ve ilgili bütün aktörlere de iletti."
Mesajların bölgedeki tüm taraflara ulaştığını vurgulayan Sancar, "Bu mesajlar bir şekilde bütün aktörlere ulaştı. Barzani’ye ve Talabani dahil; yani bu uyarılar muhataplarına iletildi" diye konuştu. Sancar, gelinen aşamada sürecin kritik bir eşikte olduğunu belirterek, "Uçurumun kenarından masaya geri dönüşte rol oynayan, bize açıklayana kadar konuşulmayan ana aktörlerden biri Abdullah Öcalan’dır" değerlendirmesinde bulundu.
Suriye sahasındaki gerçekliklere işaret eden Sancar, çatışmanın ağır sonuçlar doğuracağı uyarısının net biçimde yapıldığını söyledi: "Savaşla gidilecek yolun geri dönüşünün çok zor olabileceğini görüyoruz. Uluslararası güç dengeleri, bölgesel dengeler var. Buradan silahlı çatışmayla yol almanın mümkün olmadığını Abdullah Öcalan çok açık söyledi. ‘Buradan gelecek şey felakettir ve etkileri on yıllarca sürer’ dedi."
Rojava’daki kazanımlar
Öcalan’ın müzakerenin zemini konusunda da net bir yaklaşımı olduğunu belirten Sancar, Rojava’daki kazanımlara özel vurgu yaptı: "Rojava’da Kürt halkının ve diğer halklarla birlikte yürütülen mücadelenin kazanımları vardır. Entegrasyon sadece basit bir bütünleşme değildir; varlığın ve hakların tanınması, demokrasi ve kazanımların korunması bu sürecin temel parçasıdır."
(AB)

