“En çok aklımda kalan şey, saatlerce aç, susuz ve kelepçeli bekletilmemiz. Biz otobüste kelepçeliyken polisler pizza yiyip kahve içiyordu. Bunun adı gözaltı değil, bu işkenceydi.”
Rojava’da, Suriye’nin kuzey ve doğusunda Heyet-i Tahrir’uş Şam’ın (HTŞ) Kürtlere yönelik saldırılarını protesto etmek isteyen siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin 24 Ocak Cumartesi günü İstanbul Aksaray Metro çıkışında yapmak istediği eylem, daha başlamadan polis müdahalesiyle engellendi. Abluka altına alınan çok sayıda kişi gözaltına alındı.
Gözaltına alınanlar arasında yer alan Polen Ekoloji Kolektifi üyesi Cemre N., yaşadıklarını bianet’e anlattı.
“İki saniyede ablukaya alındık”
Eylem alanına çıkar çıkmaz polis tarafından çevrelendiklerini söyleyen Cemre N., “İki saniye içinde bulunduğumuz kitle ablukaya alındı. Ardından doğrudan üzerimize, içinde gaz olan plastik mermiler atılmaya başlandı. Gazın etkisiyle nefes alamaz hale geldik” dedi.
Abluka sırasında polis tarafından sözlü ve fiziki olarak tahrik edildiklerini belirten Cemre N., “Kalkanlarla sıkıştırıyorlar, tekmeler atıyorlar. Amaçları kitleyi öfkelendirip sonra ‘direndi’ diyerek saldırmak” ifadelerini kullandı.
“Kontrollü çıkış dedikleri yol gözaltı koridoruydu”
Polisle kısa bir müzakere süreci yaşandığını aktaran Cemre N., teklif edilen “kontrollü çıkış”ı neden reddettiklerini şöyle anlattı:
“Kurdukları koridor doğrudan gözaltı aracına gidiyordu. O koridordan geçerken insanları dövdüklerini biliyoruz. Ben de bu sırada bacağımdan tekmelendim. Gözaltına direnmedim ama yine de darp edildim.”
“Ters kelepçe uygulandı, ayrımcılık hissettim”
Cemre N., ters kelepçeye maruz kaldığını ve gözaltı sürecinde ayrımcı muamele gördüğünü belirtti:
“Otobüste 16 kişiydik, tek Türk bendim. Benim kelepçelerim diğerlerine göre daha gevşekti, ilk benim kelepçemi açtılar. Bu durum beni çok rahatsız etti. Polisler bu tür ayrımlarla gözaltındaki insanlar arasında güvensizlik yaratıyor.”
“Haklarını bilmezsen ihlal normalleşiyor”

Hastane muayenesinde polis bulunmasına izin vermediğini söyleyen Cemre N., gözaltına alınanlara haklarını hatırlattı:
“Muayene sırasında polisin içeride bulunmaması gerekiyor. Bunu net bir şekilde söyledim. Haklarını bilip ısrar ettiğinde geri adım atmak zorunda kalıyorlar. Kimse bunu unutmasın.”
“12 saat boyunca otobüste kelepçeli bekletildik”
Gözaltı sürecinin yaklaşık 12 saat sürdüğünü anlatan Cemre N., “Ne nezarete alındık ne de ihtiyaçlarımız karşılandı. Saatlerce kelepçeli şekilde otobüste bekletildik. Biz aç ve susuzken polisler pizza yiyip kahve içiyordu. Bu gözaltı değil, işkenceydi” dedi.
Polislerin serbest bırakılacaklarını bildiğini, buna rağmen bekletmenin sürdüğünü söyleyen Cemre N., “Bu sadece fiziksel değil, psikolojik bir baskıydı. Ve bu neredeyse her gözaltıda yaşanıyor” diye konuştu.
“Susarsan güvende olmazsın”
Gözaltıların yalnızca eylemlere katılanları ilgilendirmediğini vurgulayan Cemre N., şunları söyledi:
“‘Ben sokağa çıkmazsam başıma gelmez’ diye düşünmemek lazım. Bir tweet atarsın, bir retweet yaparsın, gözaltına alınırsın. Ben ilk gözaltımı sadece bir retweet yüzünden yaşadım.”
“Eşitlik talep edilmediğinde herkes kaybeder”
Cemre N., protestoların temel talebinin eşitlik olduğuna dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı:
“Gerçek eşitlik talep edilmediği her an toplum biraz daha geriye gidiyor. Bir grubun eşitliği değil, herkes için eşitlik istiyoruz. Bugün yaşanan tam olarak bunun yok sayılmasıdır.”

"KÜRT HALKININ DOSTLARINA ÇAĞRIMIZDIR: KÜRT HALKINI YALNIZ BIRAKMAYIN"
İstanbul'daki Rojava protestosuna müdahale
(EB/EMK)

