İzmir Güvenli ve Erişilebilir Ulaşım Girişimi, görme engelli Mehmet Bulut’un Üçyol Metro İstasyonu’nda iki vagon arasına düşerek yaralanmasının ardından bugün Üçyol’da basın açıklaması yaptı.
“Raylarda ölmek istemiyoruz” diyen engelliler, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Metro, İZBAN ve TCDD’den raylı sistemlerdeki güvenlik ve erişilebilirlik sorunlarını gidermelerini istedi.
Basın açıklamasını Yasemin Tüney, Braille alfabesinden okudu.
Tüney, Bulut’un yaşadıklarının tekil bir olay olmadığını belirterek, “İzmir’de bir engellinin tren vagonları arasına düşmesi, engellilerin toplu taşımada her gün burun buruna olduğu tehlikenin sadece bir göstergesidir. Bu olay münferit bir kaza değildir” dedi.
Tüney ayrıca raylı sistemlerdeki mevcut koşulların yalnızca İzmir’de yaşayan engellileri değil, sağlık ve turizm hizmetlerinden yararlanmak için kente gelen engellileri de tehdit ettiğini kaydetti. İhmalleri şöyle sıraladı:
“Görme engelliler için tren kapılarının istasyonun hangi noktasına denk geleceğini gösteren kılavuz izler işlevsiz ve yetersiz durumda. Tren geldiğinde kapıların açılacağı yeri belirten sesli bir uyarı sistemi yok. Tren ile rayların bulunduğu alanı birbirinden ayıran ve tren geldiğinde kapıların bulunduğu noktada otomatik olarak açılan güvenli bariyerler de bulunmuyor.
Bu nedenle görme engelliler, güvenli olmayan bu ortamda tren kapılarını kendi yöntemleriyle bulmaya çalışıyor. Mevcut sistemde en ufak bir dalgınlığın bedeli de ağır yaralanmak, hatta hayatını kaybetmek oluyor.”
“Tekerlekli sandalye kullanıcıları yardım almak zorunda”
Tüney, tekerlekli sandalye kullanıcılarının da tren ile platform arasındaki kot farkı nedeniyle trenlere bağımsız ve güvenli biçimde binip inemediğine dikkat çekti.
“Tekerlekli sandalye kullanıcıları, tren ile platform arasındaki kot farkı nedeniyle çoğu zaman trene güvenli bir şekilde binip inemiyor ve çevrelerindeki insanların yardımına muhtaç bırakılıyor. Bedensel engelliler daha en başta istasyona ulaşırken bozuk asansörlerle karşılaşıyor; şahsi araba veya taksi kullanmaya mecbur bırakılıyor.” diye konuştu.
İzmir Büyükşehir Belediyesinden, İzmir Metro ve İZBAN işletmelerinden ve TCDD’den bir an önce İzmir Metrosu ile İZBAN’daki güvenlik tehditlerini ve erişilebilirlik sorunlarını gidermelerini istedi. Şu taleplerde bulundu:
- Asansörlerin düzenli bakımının yapılması ve çalışır durumda tutulması,
- Trenlerin istasyonlarda her zaman aynı noktada durması ve tren kapılarını gösteren kılavuz izlerin tamamlanması,
- Az görenler için uygun aydınlatma sağlanması,
- Her istasyonda otomatik açılan tren kapılarının kullanılması,
- Platform ile rayları ayıran ve tren geldiğinde yalnızca kapıların bulunduğu noktalarda açılan güvenlik bariyerlerinin kurulması,
- Tren ile platform arasındaki kot farkının tekerlekli sandalye geçişine uygun hale getirilmesi,
- Sesli durak anonslarının eksiksiz ve doğru çalışması,
- Otizmli ve görünmez engeli bulunan kişiler için anlaşılır, duyusal olarak dengelenmiş uyarı sistemlerinin kurulması ve eğitimli personelin görev yapması,
- Acil durumlarda insan onuruna uygun tahliye koşullarının sağlanması.
“Maliyet insan canının önüne geçemez”
Tüney ayrıca Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin 9. ve 20. maddeleri ile 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun’un 9. maddesinin engellilerin bağımsız ve erişilebilir ulaşım hakkını güvence altına aldığını hatırlattı. Sözlerini şu sözlerle sona erdirdi:
“Maliyetin veya bürokratik süreçlerin insan canının önüne geçmesini reddediyoruz. İzmir Güvenli ve Erişilebilir Ulaşım Girişimini oluşturan örgütler olarak sürecin takipçisi olacağımızı ilan ediyoruz.”
Ne olmuştu?
24 Ekim Cumartesi günü görme engelli Mehmet Bulut, Üçyol Metro İstasyonunda trene binerken gerekli güvenlik ve erişilebilirlik koşulları yerine getirilmediği için iki vagon arasına düştü. Trenin altında kalıp can vermekten son anda vatandaşların treni durdurmasıyla kurtuldu. Ancak ayağında pek çok kırık oluştu.

Engelsiz Erişim Derneği: “Güvenli seyahat bir hak, tehlikeyle yaşamayı kabul etmiyoruz”
(HA)


