İzmir 2. İnfaz Hakimliği, Mehmet Sait Yıldırım’ın koşullu salıverilmesine ilişkin İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu kararına yaptığı itirazı reddetti.
Hakimlik, 3 Eylül 2026 tarihli kararında cezaevi kurulunun kararında “usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı” sonucuna vardı.
Karar, PKK’nin kendisini feshettiği ve silahlı mücadeleyi sonlandırma kararının ardından Türkiye’de bu sürece ilişkin yasal düzenlemelerin hayata geçirildiği bir dönemde verildi.
Disiplin cezası yok ama tahliye de yok
Gerekçeli karara yansıdığı üzere, İdare ve Gözlem Kurulu Yıldırım’ın cezaevindeki yükümlülüklerini yerine getirdiğini, toplu yaşamın gerektirdiği sorumluluklara uygun davrandığını, kurum demirbaşlarına zarar vermediğini ve oda yerleşimi ile temizlik kurallarına uyduğunu bildirdi.
Kurul ayrıca Yıldırım’ın cezaevi görevlileri veya diğer mahpuslara yönelik tehdit, tahrik ve kavga gibi davranışlarda bulunmadığını, sportif etkinliklere katıldığını, kitap okuma alışkanlığının olduğunu ve kaldırılmamış disiplin cezasının bulunmadığını kaydetti.
Yıldırım’ın eşya, mektup ve para yatırma işlemlerinde de “örgütsel faaliyete ilişkin bir emareye rastlanmadığını” belirtti.

'Gölge mahkeme'lere dönüşen İdare ve Gözlem Kurulları: "Barışın gerçek sınavı tam burada veriliyor"
Ziyaret görüşmesindeki sözleri gerekçe gösterildi
Kurul buna karşın Yıldırım’ın 30 Mart 2026’da vasisiyle yaptığı kapalı görüşmedeki bazı ifadelerini “örgüt ideolojisini sahiplendiği” ve “örgütsel düşünceden sıyrılmadığı” yönünde değerlendirdi.
Yıldırım’ın deneme sürecini “siyasi rehin” olarak nitelendirmesi ve PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yakalanmasıyla ilgili süreci “uluslararası komplo” olarak değerlendirmesi, tahliye edilmesi halinde “örgütle ilişkisini devam ettireceği” kanaatine dayanak yapıldı.
Kurul ayrıca Yıldırım’ın psikososyal servisle görüşmek istememesini, kendisine yapılan bireysel görüşme talebini kabul etmemesini ve “pişmanlığını ifade eden olumlu bir gelişme gözlemlenmediği” yönündeki değerlendirmeleri gerekçe göstererek “iyi halli olmadığına” karar verdi.
Bunun üzerine Yıldırım’ın 27 Ağustos 2026 itibarıyla koşullu salıverilmesinin uygun olmadığına ve üç ay daha denemeye tabi tutulmasına hükmetti.
Öte yandan kurul “Yıldırım’ın örgütle ilişkisini devam ettireceği” değerlendirmesine rağmen kararda PKK’nin Mayıs 2025’te aldığı fesih kararının veya sonrasında başlayan silah bırakma ve hukuki düzenleme sürecinin bu değerlendirmeye etkisinin ele alındığına ilişkin bir ifadeye yer vermedi.
Karar sonrası kalp krizi geçirmişti
Mehmet Sait Yıldırım, İdare ve Gözlem Kurulu’nun 24 Ağustos’ta verdiği kararın ardından kalp krizi geçirdi. İzmir Şehir Hastanesi’ne kaldırılan Yıldırım’a burada anjiyo yapıldı, kalbine iki stent takıldı. Yoğun bakım sürecinin ardından da taburcu edilerek tekrar cezaevine gönderildi.
Yıldırım, 30 yıllık kesintisiz infaz süresini 27 Şubat 2025’te tamamlamış, bunun üzerine koşullu salıverilme hakkı doğmuştu.
Ancak Yıldırım’ın tahliyesi bu tarihten itibaren Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla üç kez ertelendi. Ertelemelerin toplam süresi 21 aya ulaştı.

TAHLİYESİ ÜÇÜNCÜ KEZ ERTELENDİ
Hasta mahpus Mehmet Sait Yıldırım kalp krizi geçirdi
Mehmet Sait Yıldırım hakkında
Mehmet Sait Yıldırım, 1995’te Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından müebbet hapis cezasına mahkûm edildi. Otuz yılı aşkın süredir cezaevinde.
2013-2015 çözüm sürecinde, Abdullah Öcalan’ın talebi üzerine oluşturulan ve kamuoyunda “İmralı sekreteryası” olarak bilinen beş kişilik mahpus grubunda yer aldı. Sağlık sorunları nedeniyle İmralı’da yalnızca dokuz gün kaldıktan sonra başka bir cezaevine sevk edildi. Daha sonra yaşadıklarını İmralı’da Dokuz Gün adlı kitabında anlattı.
Kalp ve damar hastalıkları, KOAH, hipertansiyon ve diğer kronik rahatsızlıkları nedeniyle ağır hasta mahpuslar arasında gösterilen Yıldırım’ın dosyası, koşullu salıverilmesinin birden fazla kez ertelenmesi nedeniyle İdare ve Gözlem Kurullarının “iyi hâl” uygulamalarına ilişkin tartışmaların öne çıkan örneklerinden biri hâline geldi.
(HA)











