DEM Parti heyeti, cihatçı HTŞ ve ona bağlı grupların ocak ayı başından bu yana Suriye’nin kuzeyine yönelik sürdürdüğü saldırılara ilişkin olarak siyasi partiler, sendikalar ve meslek odalarına başlattığı ziyaretler kapsamında ilk görüşmesini CHP ile yaptı.

Rojava için 'acil' çağrı: "Sessizlik can alıyor"
DEM Parti Eş Genel Başkanları ve Grup Başkanvekillerinden oluşan heyeti, CHP Genel Merkezi’nde CHP Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke’nin de aralarında bulunduğu CHP heyeti karşıladı. Toplantının ardından DEM Parti heyeti, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ortak açıklama yaptı.
"Türkiye, Mürşitpınar ve Nusaybin sınır kapılarını açabilir"
İlk olarak konuşan Tuncer Bakırhan şöyle dedi:
"Suriye'yi, bölgeyi konuştuk. Orada bir insanlık dramı yaşanıyor. Deyim yerindeyse ateşe benzinle gidenler var, bir de ateşi soğutmaya çalışanlar var. Biz oradaki çatışmanın, şiddetin son bulmasını, meselenin diyalogla, müzakereyle barışçıl bir şekilde çözülmesini istiyoruz. Ama maalesef Türkiye'de bir nefret korosu var. Sabah akşam Kürt karşıtı propaganda yapıyorlar. Suriye'de sanki demokratik bir rejim var da Kürtler oyunbozanlık yapıyormuş gibi bu koro 24 saat Kürt karşıtı bir algı oluşturmaya çalışıyor. Kürtler yaşamış olduğu ülkelerde hiçbir zaman yaşadıkları ülkelere ve komşu ülkelere tehdit olmadılar ve bundan sonra da olmayacaklardır. Kürtler, yaşadıkları bölgedeki hiçbir ülkenin değerleriyle, bayrağıyla, sembolleriyle bir sorunları yok ve olmayacak da. Bu da iyi bilinsin.
100 yıldır bölgede çok kirli bir oyun oynanıyor. Bölgede halkları kabul etmeyen, halklara isyan ülkelere de onları bastırma zemini bırakırmış. Bu oyun ülkeye savaş kan çatışma getirdi. 10ü yıldır devam eden bu kısır döngüyü kurmak gerekiyor. 27 şubatta Sayın Öcalan'ın yaptığı çağrı da bölgece 100 yıldır süren bu kısır döngüyü ortadan kaldırmaya dönüktü. Ama tam bu sırada Halep'te bir saldırı gerçekleşti. Birileri istiyor ki halklar sürekli çatışsın. Ama Kürtler çatışma yaşanmasın diye Halep'i terk ettiler. Bu oyunu görmek gerekiyor. Biz DEM Parti olarak bu oyunun farkındayız.
Kobani'de abluka var. Elektrikler yok, sular akmıyor. Çocuklar soğuktan yaşamını yitiriyor. Ateşkes olmasına rağmen ciddi çatışmalar var. Kürtler kendi kentlerinde yaşamasına rağmen bir türlü rahat bırakmıyorlar. Bunun için Kobani başta olmak üzere Suriye'de Kürtlerin yaşamış olduğu yerlerde acil insani koridorların açılması gerekiyor. Türkiye, Mürşitpınar ve Nusaybin sınır kapılarını açabilir.
Kürtlerin, SDG'nin çıktığı yerlerde IŞİD bayrakları açıldı. Türkiye kamuoyuna şunu söylemek istiyorum IŞİD sadece Kobani için bir tehdit değil. Diyarbakır için de İzmir için de Türkiye'nin dört bir yanında yaşayan insanlarımızın tamamı için tehdittir. IŞİD'in canlandığı zemini iyi okumak görmek gerekiyor. Kürtler çekilince bir zafer ortaya çıktığını sananlar orada palazlanan IŞİD belasını da iyi görmeleri gerekir.
Günlerdir kimi medya organlar da ve kimi siyasetçiler Kürtleri kıran ötekileştiren bir dil kullanıyorlar. Bu dilin kimseye yararı yok. İçinde bulunduğumuz süreç hassas. Barışçıl bir dile ihtiyaç var. Biz DEM olarak bu dili kullanmaya devam edeceğiz."
"Türkiye’nin barışıyla suriye’nin barışını ayrı düşünemeyiz"

Siyasetin kavga değil çözüm üretme alanı olduğunu vurgulayan Özel, Türkiye’nin barışı ile Suriye’nin barışının birbirinden koparılamayacağını söyledi:
“Siyaset konuşmak için ve çözüm üretmek için yapılır. Siyaset ayrılıklar, kavgalar, çatışmalar üzerinden değil; barış, kardeşlik ve dostluk üzerinden yarınları kurmak için yapılır. Türkiye’de süreç başladığı andan itibaren ve Suriye’deki gelişmeleri yakından takip ettiğimiz her aşamada Türkiye’nin barışıyla Suriye’nin barışını iç içe gördük. Bunun dışında bir şeyi düşünmek akıl ve mantıkla bağdaşmaz.”
Özel, Suriye’de tüm halkları kapsayan bir çözümden yana olduklarını şu sözlerle dile getirdi:
“Suriye’de bir an önce istikrarın sağlanmasından, Türkmenleri, Arapları, Kürtleri, Dürzileri, Alevileri kapsayan ve hepsini anayasal güvence altına alan, barışı hakim kılan bir çözümden yanayız. Bu, Türkiye’nin barışına da katkı sağlayacaktır.”
“Kardeşlikten bahsedip ortalık karışınca gerçek yüzünü gösterenler var
Sınırların kardeşliği ortadan kaldırmadığını vurgulayan Özel, Türkiye’de yükselen nefret diline dikkat çekti:
“Ortada bir sınır çizgisi olması, iki taraftaki kardeşliği ortadan kaldırmıyor. Sınırın iki yanında akrabalar yaşıyor. Türkiye’de 6-8 milyon Arap yurttaşımız var. Ancak Suriye’deki karışıklıklar ve göç meselesi yüzünden zaman zaman Arap düşmanlığı körükleniyor. Türkiye’de Kürt kardeşlerimizle birlikte, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu unsurları olarak yaşıyoruz. Ama işler yolundayken kardeşlikten bahsedenler, ortalık biraz karışınca gerçek yüzlerini gösteriyor. Kürtleri rencide eden, kırıcı, nefret söylemine varan dili reddediyoruz.”
“Burada bir Türk, bir Arap, bir Kürt var”
Üç genel başkanın yan yana durmasının sembolik bir anlam taşıdığını söyleyen Özel, şu ifadeleri kullandı:
“Biz burada iki Eş Genel Başkan ve bir Genel Başkan yan yana duruyoruz. Burada bir Türk, bir Arap, bir Kürt var. Ama hepimiz kardeşiz. Bizim ürettiğimiz siyaset düşmanlık üretemez. Şu soruyu sormak gerekir: Bu oyunda kazanan kim olmalı? İngilizler mi, Amerikalılar mı, İsrailliler mi? Yoksa Kürtler mi, Türkler mi, Araplar mı? Barışı sağlayalım, demokrasiyi sağlayalım. Bir kez de biz kazanalım. Bunun yolu herkesin cesaretle inisiyatif almasından geçiyor.”
Suriye’de yaşanan insani drama dikkat çeken Özel, yardımların ulaştırılması konusunda Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın önemine vurgu yaptı:
“Yardım TIR’larının Halep üzerinden Kobane’ye ulaştırılmasını olumlu görüyoruz. Ancak çok daha pratik ve güvenli bir yol var: Mürşitpınar Sınır Kapısı. Bu kapı açıldığında yardımlar kuşatmayı geçmek zorunda kalmadan doğrudan ulaşıyor. Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın insani yardımlarla sınırlı olmak üzere açılmasını çok önemli buluyoruz.”
“Ateşkes bariş için kullanilmalidir”
Ateşkesin askeri tahkimat için değil diplomasi için değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Özel, CHP’li belediyelerin de yardıma hazır olduğunu belirtti.
“IŞİD Herhangi bir siyasi unsur değildir"
IŞİD tehdidine ilişkin sert ifadeler kullanan Özel, Türkiye’nin geçmişte ağır bedeller ödediğini hatırlattı:
“IŞİD, Türkiye’nin yakın tarihindeki en büyük travmalardan biridir. Atatürk Havalimanı’nda, yılbaşı gecesinde masumları hedef alan bu yapı, herhangi bir siyasi unsur değildir. Demokrasiye düşmandır, sandığa düşmandır. HTŞ’ye kravat giydirerek bu zihniyeti meşrulaştırmak mümkün değildir. Böyle bir düzen kimseye huzur getirmez, en çok da Türkiye’ye getirmez.”
“Barış gelirse aydınlık olur"
Konuşmasının sonunda barış vurgusunu yineleyen Özel, hiçbir siyasi hesabın halkların geleceğinden daha değerli olmadığını söyledi:
“Hiçbirimizin siyasi geleceği, Türkiye’nin, Suriye’nin ve bölgedeki tüm halkların barışından ve kalkınmasından daha değerli değildir. Bu coğrafyaya barış gelirse Türk’ün de Kürt’ün de çocuğunun geleceği parlak olur.”
“Feti bey, keşke demesin kanunu getirsin"
Özel, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın açıklamalarına da değinerek, canlı yayın düzenlemesi için çağrıda bulundu:
“Feti Bey ‘keşke mevzuat uygun olsaydı’ diyor. Keşke demek yerine bir telefon açmak yeterli. Keşkek yapmaya karar verse daha çok uğraşır. Canı keşkek istiyorsa keşkek bizden olsun ama ‘keşke’ demesin, şu kanunu getirsin.”
(EMK)

