Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, 4 Mart Çarşamba akşamı İstanbul 2’nci Seçim Bölgesini temsilen Eyüpsultan’da gerçekleştirilen Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingi’ne katıldı. Burada konuşan CHP lideri, konuşmasına Nazım Hikmet'ten ağır koşullarda fedakarlık gereğini vurgulayan dizelerle başladı:
“‘Hava kurşun gibi ağır. Bağır bağır bağır bağırıyorum. Kurşun eritmeye çağırıyorum. O diyor ki bana ‘Sen kendi sesinle kül olursun ey. Kerem gibi yana yana.’ Dert çok, hemdert yok. Yüreklerin kulakları sağır. Hava kurşun gibi ağır. Ben diyorum ki ona ‘Kül olayım Kerem gibi yana yana.’ Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak nasıl çıkar karanlık aydınlığa?’
"Canım İstanbul, güzel İstanbul bir kez daha seçtiğine, sandığına, iradene sahip çıkmaya; tüm haksızlıklara, adaletsizliklere meydan okumaya, direnmeye geldin bu meydana. Hoş geldin İstanbul, hoş geldin” diyerek alandakileri selamlayan Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:
Tüm Anadolu ve Trakya artık milletin kalesidir
Özel, mart başında olduklarını ve “19 Mart darbesi” dediği sürecin yıldönümüne yaklaşıldığını, zorlu hava koşullarına rağmen meydanları terk etmediklerini, itiraz eden ve direnen herkesi selamladığını dile getirdi. Bir yıl önce Saraçhane’de yedi gece süren eylemlerden sonra Maltepe’ye, ardından Anadolu’ya yayılan bir miting hattı kurduklarını anlattı. İstanbul’un 39 ilçesini tek tek dolaştıklarını, “güçlü oldukları yerlerle” sınırlı kalmadıklarını vurguladı. “AK Parti’nin kalesi” denilen ilçelere de gittiklerini, “kale siyasetini” bitirdiklerini söyledi. İstanbul’un, Anadolu’nun ve Trakya’nın artık “milletin kalesi” olduğunu ifade ederek bölge mitinglerine bu nedenle başladıklarını aktardı.
Kale siyasetinin sonu
“Kale siyasetini bitirdik ve gördük ki artık hiçbir yer kimsenin kalesi değildir. İstanbul’un 39 ilçesini teker teker dolaştık; ‘güçlü olduğumuz yerlerle’ yetinmedik. ‘AK Parti’nin kalesi’ dedikleri ilçelere de gittik. Sonunda gördük ki artık tüm İstanbul, tüm Anadolu, tüm Trakya milletin kalesidir.”
Mithat Bülent Özmen vargücüyle çalışıyor
CHP Genel Başkanı, ikinci bölge mitingini Eyüpsultan–Kağıthane hattında yaptıklarını ve 12 ilçeyi kapsayan bölgede olduklarını söyledi. Eyüpsultan’da uzun süre kazanamadıklarını ama bu seçimde Mithat Bülent Özmen’le başarı yakaladıklarını belirtti. Özmen’in yüzde 48 oyla seçildiğini ve göreve geldiğinden beri ilçeye hizmet için yoğun çalıştığını anlattı. 18 ayda açılan kreşleri, emekli lokalini, parkları, Aile Sağlığı Merkezi’ni ve sosyal yardımların artırılmasını örnek gösterdi. Kağıthane’de seçim kazanılmasa da yüzde 36 oyla en güçlü alternatif haline geldiklerini, gelecek seçim için umutlu olduklarını söyledi. Kağıthane’deki adayları Tonguç Çoban’ın İBB’deki görevleri nedeniyle hedef alınıp tutuklandığını belirterek onu selamladı.
Mithat Bülent Özmen'in icraatı
“Eyüpsultan’da Doktor Mithat Bülent Özmen’le büyük bir başarı yakaladık; siz ona inandınız, yüzde 48’le başkan seçtiniz. O günden beri Eyüpsultan’a hizmet için vargücüyle çalışıyor; 18 ayda yedi kreş açmış, emekli lokali açmış, parklar yapmış, Aile Sağlığı Merkezi açmış, sosyal yardımları beş katına çıkarmış.”
İddianamesi, yatarı olmayan, istenen cezayı yatmış arkadaşlarımız tutuklu
Özgür Özel, toplam partisinden 14 belediye başkanının tutuklu olduğunu söyledi ve bazı isimlerin kaç gündür içeride olduklarını sıraladı. Büyükçekmece ve Şile belediye başkanlarının da aylarca iddianame beklediğini belirtti. İnsanların içeri konulduğunu ama iddianamenin yazılmadığını, bunun zulmü sürdürdüğünü savundu. İçeridekilerden bazılarının istenen cezayı alsa “yatarı olmayacağını”, bazılarının ise istenen cezayı fiilen “zaten yatmış” durumda olduğunu iddia etti. Bu tabloyu iktidarın “kara düzeni” olarak niteledi ve milletin vicdanına şikâyet etti. Sonunda bu zulme direneceklerini, teslim olmayacaklarını ve kazanacaklarını söyledi.
İddianameyi yazmıyor, zulmü sürdürüyorlar
“Toplamda 14 belediye başkanımız tutuklu; bazıları aylardır iddianame bekliyor. Onları alıp içeri koyanlar iddianameyi yazmıyorlar ve zulmü sürdürüyorlar. İçeride olanlardan istenen cezayı alsa yatarı olmayanlar var, istenen cezayı zaten yatmış olanlar var. Biz bu haksız düzene karşı direneceğiz, teslim olmayacağız; eninde sonunda biz kazanacağız.”
Rakibinden bu kadar korkanı görmedim
CHP Genel Başkanı, “19 Mart darbesi” dediği olayın üzerinden 350 gün geçtiğini söyledi. Bu süreçte Ekrem İmamoğlu’na yönelik terör, sahte diploma, casusluk, seçim hilesi ve yolsuzluk gibi birçok suçlama üretildiğini anlattı. AKP ve MHP seçmenine, iddianame çıkınca bu iddiaların ispatını bekleyenlerin, iddianamede bunları göremeyince şaşırdığını söyledi. Bir kişiye aynı anda bu kadar farklı suç yüklenmesinin mantıksız olduğunu vurguladı. Bu iddiaların hedefinin gerçeği ortaya koymak değil, rakibi itibarsızlaştırmak olduğunu ileri sürdü. Meselenin Erdoğan’ın İmamoğlu’ndan “korkusu” olduğunu iddia etti.
Bütün mesele Erdoğan’ın Ekrem İmamoğlu korkusudur.”
“Ekrem Başkan’a ‘terörist’ dediler, ‘diploması sahte’ dediler, ‘casus’ dediler, ‘hile yaptı’ dediler, ‘yolsuzluk yaptı’ dediler; hepsini birden söylediler. Düşünün, bir insana aynı anda bu kadar suçu yükleyip sonra ispatını ortaya koyamıyorsanız, ortada gerçek değil iftira vardır. Karşımızdaki mesele, tarihte rakibinden en çok korkanın tavrıdır; ben ömrümde rakibinden bu kadar korkanı görmedim. Bütün mesele Erdoğan’ın Ekrem İmamoğlu korkusudur.”
İlk gün gibi tutuksuz yargılama ve canlı yayın istiyoruz
Özel, ispat edilemeyen suçlamaların iftira anlamına geleceğini söyledi. İddia varsa bunun televizyonlarda tek taraflı anlatılmak yerine iddianameye yazılması ve muhatabın savunmasıyla birlikte yürütülmesi gerektiğini savundu. Bu nedenle “tutuksuz yargılama” talebini yineledi. Yargılamaların televizyonlardan canlı yayınlanmasını istediklerini belirtti. Bahçeli’nin “canlı yayın” dediğini ve Erdoğan’ın da buna uygun bulduğunu hatırlattı. CHP’nin kanun teklifi verdiğini ama AKP oylarıyla reddedildiğini söyledi. Canlı yayın yapamayacaklarını, çünkü yalanların altında kalacaklarını iddia etti.
Canlı yayın yapamazlar attıkları yalanın altında kalırlar
“Bir kişiye her suçu atıp hiçbirini ispat edemiyorsan, o kişide bir şey yoktur; sen iftiracısın demektir. İddian varsa televizyonlarda tepinmeyeceksin; iddianameye yazacak, karşısındakinin cevabını alacaksın. Biz ilk gün durduğumuz yerdeyiz: tutuksuz yargılama istiyoruz, yargılamayı canlı yayınlayın diyoruz. Kanun teklifini verdik, AK Parti oylarıyla reddettiler; çünkü bunu canlı veremezler, attıkları yalanın altında kalırlar.”
Kumpaslar, yalanlar çöktü
Özel, İBB’ye ilişkin büyük yolsuzluk iddialarının ispatlanamadığını söyledi. “560 milyar” iddiasının kanıtlanamadığını, “bin 200 telefon” iddiasının da doğrulanmadığını belirtti. Parkelerin altından dolar çıkması, lüks arabalar ve “gizli kasa” gibi anlatıların yalan çıktığını örnekledi. Gaziosmanpaşa’daki kasa görüntülerinin “stok görüntü” diye açıklandığını söyledi. Bu iddiaların insanların ailelerini ve çocuklarını sosyal çevrelerinde zor durumda bıraktığını savundu. Buna rağmen meydanların sahip çıkmasıyla sürecin bugüne geldiğini belirtti. Sonuç olarak kumpasların çöktüğünü ve halkın haklı çıktığını söyledi.
"Arama görüntüsü yoktu, stoktan kullandık" demek zorunda kaldılar
“‘560 milyar yolsuzluk var’ dediler, 560 kuruş ispat edemediler; ‘bin 200 telefon’ dediler, bir tanesini bile ispat edemediler. Parkelerin altından dolar çıktı dediler, lüks arabalar dediler, ‘gizli kasa’ dediler; hepsi yalan çıktı. Hatta ‘arama görüntüsü yoktu, stoktan kullandık’ demek zorunda kaldılar. Bu iftiralar pırıl pırıl insanların ailelerini, çocuklarını incitti ama siz inandınız, yalnız bırakmadınız. Kumpaslar çöktü, yalanlar çöktü; siz haklı çıktınız.”
Darbenin sürdüğü hergün 86 milyon kaybediyor
CHP Genel Başkanı, 350 gündür demokrasi ve ekonominin “kan kaybettiğini” söyledi. Yargıya güvenin yüzde 18’e düştüğünü ve ekonominin 160 milyar dolar kaybettiğini iddia etti. Darbe sürdükçe “her gün 86 milyonun kaybettiğini” ifade etti. Bu koşullarda emekliye çok düşük bir maaş verildiğini, yoksulluk ve açlık sınırlarıyla emekli maaşı arasındaki farkı anlattı. AK Parti öncesi emekli maaşının 8 çeyrek altın alabildiğini, şimdi 1,5 çeyreğe düştüğünü söyledi. Bayram ikramiyesinin alım gücünün 24 kilo etten 4 kiloya gerilediğini belirtti. Bu tabloyu “19 Mart darbesi” ile ilişkilendirdi ve toplumun geniş kesimlerinin memnun olmadığını söyledi.
Bu ülkeyi bu hale getiren 19 Mart darbesidir
“350 gündür Türkiye’nin demokrasisi de ekonomisi de kan kaybediyor; yargıya güven yüzde 18’e düştü, ekonomi 160 milyar dolar kaybetti. Darbenin sürdüğü her gün 86 milyon kaybediyor. Yoksulluk sınırı 104 bin, açlık sınırı 32 bin lira; en düşük emekli maaşı 20 bin lira. 8 çeyrek altın alan emekli maaşı 1,5 çeyreğe düştü; bayram ikramiyesi 24 kilo etten 4 kiloya geriledi. Bu ülkeyi bu hale getiren 19 Mart darbesidir."
Köprüler ve otobanlar gözlerine ilişti
Özgür Özel, ikinci bölgede yer alan köprüler ve otobanların özelleştirilmek istendiğini söyledi. 59 liralık geçiş ücretinin 350 liraya çıkarılacağını, 25 yıllık kira gelirinin 5 yıllık gelire karşılık peşin alınacağını iddia etti. İlk gündeme getirdiklerinde toplumun yüzde 15’inin bildiğini, şimdi yarısının haberdar olduğunu belirtti. Toplumun yüzde 85’inin bu satışa karşı çıktığını söyledi. Köprülerin satılmaması ve Kanal İstanbul’un yapılmaması gibi başlıklarla “tek çare erken seçim” dedi. “Geçim yoksa seçim var” vurgusu yaptı ve Erdoğan’a “adayımı bırak, sandığı getir” çağrısında bulundu. Herkesin çevresini bilgilendirerek bu satışın durdurulmasını istedi.
Kanal İstanbul’un yapılmaması için de tek çare seçim
“59 liraya geçilen köprüleri yabancılara satıp geçişi 350 liraya çıkarmak, 25 yıllık geliri beş yıllık gelir karşılığı peşin almak istiyorlar. İlk söylediğimizde toplumun yüzde 15’i biliyordu; şimdi yarısı duydu ve yüzde 85’i bu büyük ihanete karşı çıkıyor. Köprülerin satılmaması için de Kanal İstanbul’un yapılmaması için de tek çare seçimdir: Geçim yoksa seçim vardır. Ey Erdoğan, adayımı bırak, sandığı getir; adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum.”
160 kız çocuğunun öldürülmesine susuyorlar
CHP Genel Başkanı Özel, ABD ve İsrail’in İran’a saldırdığını söyleyerek bunu kınadı. İran rejimine yönelik eleştirileri olduğunu ancak İran’a demokrasiyi dış müdahalenin getiremeyeceğini savundu. Irak savaşı ve Gazze örnekleriyle Trump ve Netanyahu’nun “demokrasi getirme” iddiasını reddetti. Uluslararası hukukun ihlal edildiğini ve sessiz kalanların suça ortak olacağını söyledi. Saldırılarda çocukların öldüğünü, Batı’nın buna sessiz kaldığını ve haberlerin karartıldığını ileri sürdü. CHP’nin “tam bağımsız Türkiye” çizgisiyle ABD ve İsrail’e karşı durduğunu ifade etti. “Savaşa hayır” çağrısını yineledi.
İstanbul’dan dünyaya sesleniyoruz: Savaşa hayır
“İran’daki rejime karşı olabiliriz ama İran’a demokrasi getirecek olan İranlıların kendisidir; Trump ve Netanyahu attıkları füzelerle demokrasi getiremez. Bu saldırılar uluslararası hukuku ayaklar altına alıyor ve buna sessiz kalan herkes bu suçun ortağıdır. 160 kız çocuğu Amerikan ve İsrail bombasıyla öldürüldü; Batı buna susuyor, karartma uyguluyor. Biz gücümüzü Trump’tan almadığımız için, tam bağımsız Türkiye dediğimiz için Amerika’nın da İsrail’in de karşısında duruyoruz. İstanbul’dan dünyaya sesleniyoruz: Savaşa hayır.”
ABD İran’a saldırılırken o da Bolu’ya saldırdı
CHP lideri, dış saldırılar gündemdeyken “iç cephe” söyleminin öne çıktığını, CHP’nin birlik ve beraberliği savunduğunu söyledi. Buna rağmen iktidarın aynı anda muhalefete saldırdığını iddia etti. ABD ve İsrail İran’a saldırırken AKP’nin Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’a yöneldiğini belirtti. Özcan’ın jandarma eşliğinde gözaltına alınıp üç gün tutulduğunu anlattı. Dosyanın “zorla bağış” iddiasına dayandığını, ancak gerçekte yoksul öğrencilere burs için kurulan bir vakfa bağış yönlendirmesi olduğunu söyledi. Üç harfli zincir marketlerin şehir ekonomisine etkisi nedeniyle vakfa destek istenmesini gerekçelendirdi. Asıl amacın Tanju’yu küçük düşürmek olduğunu savundu.
Vakıf üzerinden suç icat edip Tanju’yu utandırmaya çalışıyorlar.”
“ABD ve İsrail’in İran’a saldırdığı saatlerde ‘iç cephe’ diye konuşulurken, bu sefer Bolu’ya saldırdılar; Tanju Özcan’ı iki jandarmayla gözaltına götürdüler, üç gün tuttular. Sorulan soru ‘zorla bağış yaptırdın mı?’ ama ortada Tanju’nun cebine giren bir para yok; vakıf yoksul öğrencilere burs için kurulmuş. Üç harfli zincirler Bolu’da kazanıyor, vergiyi başka yerde veriyor; vakfa destek vermeleri istenmiş, mesele bu. Bulamadıkları için vakıf üzerinden suç icat edip Tanju’yu utandırmaya çalışıyorlar.”
Vakfa zorla bağışın pantenti Erdoğan’da
Özel, Tanju Özcan’ı ziyaret ettiğini ve suçlama buysa onunla gurur duyduklarını söyledi. “Zorla bağış” tartışmasının asıl örneklerinin iktidar çevresindeki vakıflar olduğunu iddia etti. TÜRGEV, TÜGVA ve benzeri vakıflar üzerinden kamu kaynaklarının aktarıldığını ileri sürdü. Vakıfların yönetimlerinde Erdoğan’ın aile bireylerinin bulunduğunu söyleyerek bunun “patentinin” Erdoğan’da olduğunu savundu. Tutukluluğa itiraz edildiğini, iktidarın bu yanlıştan dönmesi gerektiğini belirtti. “İç cephe” söylemiyle CHP’ye saldırmanın kabul edilemez olduğunu söyledi. “19 Mart darbesini sürdürmenin ülkeye ihanet olduğunu” ileri sürerek tutuklulara dayanışma mesajı verdi.
19 Mart darbesini sürdürmek bu ülkeye ihanet etmektir
“‘Vakıf ve vakfa zorla bağış’ denince bu işin patenti Erdoğan’da; bütün vakıfların yönetimi ailenizde, başında ya evlat ya eş ya gelin ya damat var. Türgev’e, TÜGVA’ya paraları milletten yatırmayı bırak, belediyelerden aktarmayı siz yaptınız; şimdi Tanju’nun yoksul çocuklara burs için yaptığı işi suç diye pazarlıyorsunuz. ‘İç cephe’ deyip bir yandan birlik çağrısı yaparken bir yandan CHP’lilere balta çekemezsiniz; bu yanlıştan döneceksiniz. 19 Mart darbesini sürdürmek bu ülkeye ihanet etmektir.”
Çıkar diplomayı bütün tartışma bitsin
Özel, “Diplomasız Erdoğan” sloganı nedeniyle kendisine dava açıldığını anlattı. Duruşmada hâkimin “diploma var mı” diye sorduğunu, “var” cevabı alınca “dosyaya sunun” dediğini söyledi. Davacı tarafın “sunamam” dediğini ve hâkimin buna tepki gösterdiğini aktardı. Bunun ardından davacı tarafın “hâkim taraf tutuyor” diyerek reddi hâkim talep ettiğini belirtti. Dilekçede hâkimin diplomaya “özel merak duyduğu” için tarafsız görünmediği yazdığını söyledi. Erdoğan’a “kızma, çıkar diplomayı” diyerek tartışmayı bitirme çağrısı yaptı. Ekrem İmamoğlu’nun diploma tartışmasında ise okul arkadaşlarının diplomalarıyla geldiğini örnek verdi.
Hala dosyaya diploma sunulmuş değil
“‘Diplomasız Erdoğan’ dedim diye dava açtılar; hâkim ‘diploma var mı’ diye sordu, ‘var’ dediler; ‘o zaman dosyaya sun’ dedi, ‘sunamam’ dediler. Sonra da ‘hâkim diplomaya özel merak duyuyor, tarafsız değil’ diye reddi hâkim dilekçesi verdiler. Kızma Erdoğan, çıkar diplomayı, bütün tartışma bitsin; hâlâ dosyaya diploma sunulmuş değil.”
Erdoğan, bu ayıbın ortağı
CHP lideri , bölgede ve Türkiye’de “millete göre olmayan” bir düzen kurulduğunu, buna “müesses nizam” dendiğini söyledi. Türkiye’deki müessesenin nizamının adının “AK Partinin kara düzeni” olduğunu savundu. Bu düzenin diploması olanı içeri attığını, diplomasızı koruduğunu; emekliyi ve genci de mağdur ettiğini iddia etti. Erdoğan’ın Irak işgali döneminde ABD’ye destek verdiğini, bugün de İsrail’le birlikte ABD planlarına sessiz kaldığını söyledi. Müslüman bir ülkeye saldırı karşısında durmak yerine bu ayıbın ortağı olunduğunu ileri sürdü. Erdoğan’ın Türkiye’ye ait bir planı olmadığını, Trump’ın planının parçası olduğunu iddia etti. CHP’nin meşruiyet kaynağının “millet ve sandık” olduğunu, CHP’nin birinci parti olduğunu söyledi.
Erdoğan Trump’ın planının parçası olmuştur
“Türkiye’deki müesses nizamın adı AK Parti’nin kara düzenidir; diploması olanı içeri atıp diplomasızı tutan, emekliyi sefalet ücretine mahkûm eden, gencin umudunu tüketen düzen budur. Erdoğan Irak işgalinde Amerika’ya destek verdi, bugün de İsrail’le birlikte Amerika’nın planlarına sessiz kalıyor; Müslüman bir ülkeye saldırının karşısında durmak yerine bu ayıbın ortağı oluyor. Erdoğan’ın Türkiye’ye ait bir planı yok; Trump’ın planının parçası olmuştur. Bizim meşruiyet kaynağımız Trump değil millettir, sandıktır.”
Liyakata değil, sadakate göre atanmışlar
Özel, Hakan Fidan’ın yakın geçmişte “İran’da savaş beklemiyorum” dediğini hatırlattı. Bölgede sağlıklı bilgi alınması gereken ülkelerdeki büyükelçilerin kariyer diplomat kökenli olmadığını iddia etti. İran, BAE, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Suudi Arabistan’daki büyükelçilerin diplomat kökenli olmadığını söyledi. Bu atamaların SETA, TÜGVA ve eski AKP milletvekilleri çevresinden yapıldığını ileri sürdü. En zor bölgede görev yapacak isimlerin en nitelikli olması gerekirken “sadakat” esas alındığını savundu. Bu nedenle iktidarın değişmesi ve liyakatli dış politika kadrolarına kulak verilmesi gerektiğini söyledi. Sonuç olarak saygın diplomasi ve güçlü pasaport hedefi koydu.
Diplomat atamaları SETA’dan, TÜGVA’dan
“Bölgeden sağlıklı bilgi alması gereken büyükelçilerimiz var ama İran, BAE, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Suudi Arabistan’daki büyükelçilerin hiçbiri kariyer diplomat değil. Bu atamalar SETA’dan, TÜGVA’dan ya da eski AK Parti milletvekillerinden yapılıyor; dünyanın en zor bölgesinde görev yapacaklar liyakatle seçilmeliydi ama sadakate göre atanmışlar. Bu yüzden iktidar değişmeli, Türkiye liyakatli hariciye kadrolarına kulak vermeli; yeniden sözü dinlenen saygın Türkiye’ye ihtiyaç var.”
Kesinlikle pompaya yansıtmayın
Özgür Özel, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla petrol fiyatlarının yükseldiğini ve akaryakıta zam beklentisi oluştuğunu söyledi. Zam söylentisi nedeniyle benzin istasyonlarında yoğunluk yaşandığını anlattı. Hükümete, akaryakıttan alınan yüksek ÖTV’den farkın karşılanmasını ve zammın pompaya yansıtılmamasını önerdi. Akaryakıta zam yapılırsa iğneden ipliğe her şeye zam geleceğini, sonra petrol düşse bile fiyatların geri gelmeyeceğini söyledi. Bu nedenle yeni bir enflasyon dalgasının önlenmesi gerektiğini savundu. Hükümetin zammı ertelediğini, iki seçenek üzerinde düşündüğünü aktardı. Muhalefet olmalarına rağmen enflasyon artışına sevinmeyeceklerini, her fiyat artışının halka yük olduğunu söyledi.
Yeni bir enflasyon furyasının önüne geçmek zorundasınız
“Petrol fiyatları fırladı diye ‘mazota 6-7 lira zam’ dediler, istasyonların önü doldu; ben uyardım: bu zammı pompaya yansıtmayın. Mazottan benzinden yüzde 40 ÖTV alıyorsunuz; farkı ÖTV’den karşılayın. Çünkü akaryakıta zam yaparsanız iğneden ipliğe her şeye zam gelir, sonra petrol düşse bile zamlar geri gelmez; bu memlekette artan fiyat bir daha düşmez. Yeni bir enflasyon furyasının önüne geçmek zorundasınız.”
Okullarımızı bu halde bırakanlara yazıklar olsun
CHP Genel Başkanı, bir öğretmenin öğrencinin bıçaklı saldırısında hayatını kaybettiğini söyledi. Okullarda temizlik ve güvenlik sorunlarını aylardır dile getirdiklerini belirtti. Belediyelerin temizlik için görevlendirilmeye hazır olduğunu, ama buna izin verilmediğini iddia etti. Belediyelerin su sebilleri koyarak çocuklara ücretsiz temiz su sağladığını anlattı. Güvenlik sorunu için uzman çavuşların okullarda güvenlik görevlisi olarak değerlendirilmesini önerdi. 65 bin uzman çavuşun bu şekilde istihdam edilebileceğini söyledi. Okulların çeteler ve uyuşturucu gruplarına karşı korunması gerektiğini vurguladı.
65 bin uzman çavuşu okullarda güvenlik görevlisi yapacağız
“Aylardır söylüyoruz: okullarda temizlik sorunu var, okullarda güvenlik sorunu var. Bir öğretmenimizi bıçaklı saldırıda kaybettik; bu tablo kabul edilemez. Çözüm olarak 65 bin uzman çavuşu okullarda güvenlik görevlisi olarak görevlendireceğiz; çocuklarımızı, öğretmenlerimizi tehdit eden çetelerin karşısına onları dikeceğiz. Okullarımızı bu halde bırakanlara yazıklar olsun.”
Fatmanur Çelik ve evladı için sesleniyorum
Özel, Ümraniye’de Fatmanur Çelik ve 8 yaşındaki kızı Hifa İkra’nın cenazesine katıldıklarını söyledi. Fatmanur Çelik’in geçmişte ağır istismar yaşadığını, kızını korumak için kaçtığını anlattı. Devlete sığındığını ama devletin anne ve çocuğu koruyamadığını iddia etti. Eski eşin cemaat bağlantıları nedeniyle korunduğunu ve tutuksuz yargılandığını söyledi. Ölüm olayından sonra “intihar” denilerek dosyanın üzerinin örtülmeye çalışıldığını ileri sürdü. Kamu görevlilerine kanunsuz emir tanımama çağrısı yaptı. Failin cezalandırılması ve hakikatin ortaya çıkması gerektiğini söyledi; medyayı sessizlikle eleştirdi.
O alçak cezasını bulmalı
“Fatmanur Çelik devlete sığındı ama devlet ne onu ne de sekiz yaşındaki kızını koruyabildi; işin içindeki kişi tutuksuz yargılanırken, anne ve evladın ölümü için hemen ‘intihar’ deyip dosyanın üstünü örtmeye çalışıyorlar. Üzerinize baskı gelse de kanunsuz emir tanımayın; vicdanınızdan sapmayın. Fatmanur Çelik’in ve kızı Hifa İkra’nın kanı yerde kalmamalı; o alçak cezasını bulmalı ve hakikat derhal ortaya çıkmalıdır.”
Karşımızda otokrasi; umudumuz, ortak değerimiz demokrasi
Özel, meydanların yalnızca tutuklu belediye başkanları için değil; kadın cinayetleri, çocuk istismarı, emekli ve emekçilerin sorunları için de toplandığını söyledi. Yoksulluğa karşı mücadeleyi örgütlemek ve adil bir paylaşım için çalıştıklarını belirtti. “AK Parti’nin kara düzenine” karşı sosyal hukuk devletini ayağa kaldırmak istediklerini söyledi. Bir devrin kapanıp yeni bir devrin açılacağını, “bakan evlatları devrinin kapanacağını, vatan evlatları devrinin yaklaşacağını” ifade etti. Mücadelenin geniş bir demokratik koalisyonla yürüdüğünü; sosyal demokratların yanında muhafazakâr, milliyetçi, Kürt, liberal ve sosyalist demokratların birlikte olduğunu söyledi. Ortak paydanın demokrasi olduğunu, karşılarında otokrasi bulunduğunu vurguladı. Uzun bir kampanyaya hazır olduklarını ve Ekrem İmamoğlu için çalışacak kitlesel bir seferberlik çağrısı yaptı.
AKP'nin kara düzenine karşı sosyal hukuk devleti
“Biz bu meydanlarda sadece arkadaşlarımız için değil; kadın cinayetlerinin kurbanları için, istismara uğrayan evlatlarımızın yarınları için, emeklinin ve emekçinin hakkı için varız. AK Parti’nin kara düzenine karşı adaletli, hakkaniyetli sosyal hukuk devletini ayağa kaldıracağız. Bu mücadeleyi sosyal demokratlar tek başına vermeyecek; muhafazakâr demokratlar, milliyetçi demokratlar, Kürt demokratlar, liberal ve sosyalist demokratlar birlikte yürüyecek. Çünkü karşımızda otokrasi var; umudumuz ve ortak değerimiz demokrasidir. Bu ülkenin ilk seçiminde Ekrem Başkan’ın yerine kampanya yapacak binlerce insanı burada görüyorum. Var mısınız? O zaman yolunuz açık olsun, yolunuz açık olsun. Yürüyelim arkadaşlar.”
(AEK)
