YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ve beraberindeki heyeti partisinin genel merkezinde ağırladı.
Ziyarette Baş'a, İstanbul Milletvekilleri Ahmet Şık ve Sera Kadıgil eşlik etti. YENİ Parti Genel Sekreteri Yunus Emre, TİP heyetini kapıda karşıladı. Görüşmede Özel'e ise Genel Başkan Yardımcısı Aylin Yaman ve İzmir Milletvekili Ümit Özlale eşlik etti.
Görüşmenin ardından ikili basın açıklaması yaptı. Özel, fon soruşturmasında iktidar mensuplarına yöneltilen iddiaları, Meclis Araştırma Komisyonu kurulması taleplerini ve muhalefet partilerinin birlikte hareket etme olanaklarını değerlendirdiklerini söyledi.
Özel, fon soruşturması için “asrın soygunu” dedi. Soruşturma kapsamında ortaya atılan iddiaların Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyasi sorumluluğunu gündeme getirdiğini belirterek şöyle konuştu:
“‘Siyasi yük bizde, idari yük bizde, kendi takvimimiz var’ diyorlar. Böyle kişilerin kendi takvimi, kendi çıkarlarına göre takvimleri değil kamunun hızlı bir şekilde doğru bilgiye ulaşması, sistematik risklerin ortadan kaldırılması, tekrarının engellenmesi, sorumluların hesap vermesi lazım.
Burada Tayyip Erdoğan açısından durum şudur. Bu konudan haberi var ve kontrolünde her şey gerçekleştiyse derhal istifa etmeli, kanun önünde hesap vermelidir. Eğer haberi yoksa derhal seçim kararı almalı ve yönetme kabiliyetini yitirmiş birisi devletin başında oturmamalı, emaneti millete, milletin yeni seçeceklerine teslim etmelidir.
Bu konuda üçüncü bir şıkkı yok Erdoğan'ın. Bilgisi dahilinde ise suçludur. İstifa ve hesap verme sürecindedir. ‘Ben bilmeden bunlar oldu’ diyorsa devleti yönetme kabiliyeti ortadan kalkmıştır.”
“Büyük bir koordinasyon içinde organize bir soygun”
Özel, soruşturmanın birkaç kişiyle sınırlı olmadığını kaydetti. İktidarın sorumluluğunun araştırılması gerektiğini söyleyen Özel, şu ifadeleri kullandı:
“Asrın soygunu, asrın yolsuzluğu, asrın vurgununda meseleyi ‘Allah'tan korkmadıysanız Tayyip Bey'den de mi korkmadınız?’ diyerek Erdoğan’ın sorumluluğunu örtmeye çalıştığını görüyoruz. Erdoğan’ın göstermeye çalıştığı gibi işte birkaç tane fırsatçı filan değil mesele… Bir kere öyle birkaç değil, yüzlerce var.
Büyük bir koordinasyon içinde, Tayyip Bey'in bizzat kendisi değilse yanı başındaki tarafından ve atadıkları tarafından yönetilen organize bir soygun; siyasi sonuçları olan, siyasetten beslenen, ülkeyi yönetenlerin ülkeyi yönetirken görevleri gereği edinmiş oldukları sırlardan istifade eden ve hem kendi servetlerine servet katan hem de iktidarın iktidar ediş biçimini, yöntemini sürdürmesini sağlayacak bir kirli sarmal var. Bu sarmalın deşifre edilmesi gerekiyor.”
“Araştırma Komisyonu'na kimin evet, kimin hayır dediğini millet görecek”
Fon soruşturması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını isteyen Özel, AKP'nin komisyon kurulmasına karşı çıktığını söyledi.
Adli süreçlerin devam etmesinin Meclis araştırmasına engel oluşturmadığını belirten Özel, geçmişte kurulan komisyonları hatırlattı:
“Olay ilk ortaya çıktığında AKP'den ‘Efendim Meclis'te bu konu araştırılır zaten, komisyon kurulur’ diyenler şimdi ‘Komisyona gerek yok’ diyorlar.
Şu savunmayı hemen duyacaksınız. Hızla anayasayı açacaklar ve şöyle diyecekler. ‘Üzerinde adli süreçler yürütülen hususlarda Meclis Araştırma Komisyonu kurulamaz.’ Bunu okuyacaklar size.
Hemen onlara şunu hatırlatın arkadaşlar. Susurluk Araştırma Komisyonu ya da Rabia Naz Araştırma Komisyonu, Soma Komisyonu, 15 Temmuz Komisyonu ve kurulan tüm komisyonlar… Her birisi AKP'nin de içinde bulunduğu süreçlerde, üzerinde savcılar çalışırken, tutuklamalar yapılırken, mahkemeler görülürken kuruldu. Meclis'in geleneğinde bu vardır. Bu bahane geçerli bir bahane değildir.”
Özel, araştırma önergelerini Meclis'e sunacaklarını belirterek şöyle devam etti:
“Buradaki mesele ki salı günü de gördük; Meclis'i denetlemek, muhalefeti çalıştırmak iktidarın görevidir. Nasıl kaçtılar gittiler bu mesele konuşulmasın diye. Dün genel görüşme yapıldı; partilerin önergeleri görüşülmesin diye neler yaptılar.
Ama bu işin kaçışı yok. Millet bunu görsün diye o araştırma önergeleri verilecek ve oylanacak.”
Komisyonun kurulmaması ihtimaline karşı muhalefet partileriyle birlikte hareket etmek istediklerini söyleyen Özel, “Diğer siyasi partilerle iletişim halinde olmayı, muhalefetin bu mücadelede yani hakikatin arayışında ve bu büyüyen şüphelerin kamu lehine araştırılmasında birlikte olması gerektiğini, eşgüdüm halinde olması gerektiğini düşünüyoruz” diye ekledi.
Ömer Çelik'e: “Osman Arıkan Nacar'ı tanıyor musun?”
Özel, AKP Sözcüsü Ömer Çelik'e yönelik iddialarını da yineledi. Çelik'in Osman Arıkan Nacar ile ilişkisine açıklık getirmesini isteyen Özel, şunları söyledi:
“Çelik'e çok net bir soru sordu partimizin sözcüsü. Ben de partimizin sözcüsünün bahsettiği konunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledim.
Çelik hakkında yazılan, çizilen dedikoduları çıkartacak olsak dört değil 40 klasör yetmez. AKP içinde konuşulanlar da bunun 25 klasörünü oluşturur. Dışarıda konuşulanlar 15 klasördür.
Ama Ömer Çelik'in yanıt vermesi gereken kısım şudur; Osman Arıkan Nacar'ı tanıyor musun, tanımıyor musun? E-data şirketi senin için ne anlama geliyor?
Bizim iddiamız şudur. Osman Arıkan Nacar ile birlikte Bodrum'da baş başa tatil yaptınız, Bodrum'dan Ankara uçağına binip birlikte geriye döndünüz. Ve Osman Arıkan Nacar, 20 milyar gibi, Fatma Betül Sayan Kaya'nın 10 katı bir parayı bu fon işinden kazanmış biridir.
Sen bu fon işini yapan, borsadaki bu manipülatif hareketlerin içinde olan bu kişiyle birlikte yakın arkadaş mısın, değil misin?"
Özel, soruşturmayla ilgili başka iddiaları da teyit ettiklerini kaydetti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın özel kalemi Fatih Kılıç’ın fon işlemleriyle bağlantılı olduğunu belirten Özel, bazı bakanların ve yakınlarının işlemlerine ilişkin açıklamalar yapacaklarını belirtti.
“Cemil Tugay AKP için bir kukladır”
Özel, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AKP'ye geçişine ilişkin de konuştu. AKP'nin İzmir'de seçmen iradesini değiştirmeye çalıştığını savundu:
“Yıllarca, daha düne kadar her türlü hakaretle tanımladıkları işte ‘hımbıl’ dedikleri, ‘beceriksiz’ dedikleri, İzmir'de eleştirdikleri kişiyi davet edip rozet takıyorlar.
O kişi, evet İzmir'e ihanet etmiştir, İzmir için bir haindir, bizim için haindir. İzmir'deki duyguyu biliyorsunuz. O duyguya ihanet eden bir haindir. Ama AKP için de bir kukladır.
Şimdi göreceksiniz önümüzdeki günlerde bir Genel Sekreter görevlendirmesi yapılacak.
AKP oraya bir kaynak transferi yapacağını, Cemil Tugay'ın kenarda 23 Nisan Başkanı gibi törenlerde boy göstereceğini, onun dışındaki bütün işlerin AKP koordinasyonunda yapılacağını, adeta AKP'nin İzmir'e bir kayyım atadığını, dün de bir kuklaya rozet taktığını görmüş durumdayız.”
Özel, İzmir'de yapılacak ilk seçimde seçmenlerin bu gelişmeye yanıt vereceğini söyledi.
“Anayasa Mahkemesi kararlarına uyacaklar”
Özel, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) kararlarının uygulanmamasını da eleştirdi. Tayfun Kahraman ve Osman Kavala hakkındaki yargı süreçlerine değinen Özel, AYM ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasını istedi.
Özel, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın tutukluluklara ilişkin açıklamalarını da önemli bulduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Biz zaten aylardır, yıllardır bunları anlatıyoruz. İnsanların eşlerine yapılan, babalarına yapılan, bu çocuklarına yapılan zulümleri anlatıyoruz.
Fatih Keleş'in oğlu kapalı yer korkusu olduğu bilinerek, ‘Nasıl olacak şimdi Mustafa onu içeri koyarsak’ diye babası tehdit edilip, babası itirafçı olmaya zorlanır, kabul etmeyince 10 aydan uzun bir süre cezaevinde kaldı, zulmedildi kendisine.
Pınar Türker'in eşinden boşanmış olduğu, ‘çocuklara kim bakacak’ diye soruldu. Pınar Türker annesi ve babasının bakacağını söyleyince ‘Hadi itirafçı ol, çocuklarını al, eve git’ dediler. Olmayınca, Pınar Hanım'ı 40 yataklı bir yerde 60'ncı kişi olarak Düzce'de bir cezaevine sürdüler.
Kendisiyle birlikte itirafçı olmayan kadınları Türkiye'nin dört bir yanına yolladılar. Bugün Türkiye'de ailelere zulüm yaparak insanlara istemedikleri suçları kabul ettirmek ya da başkalarına iftira attırmaya çalışılıyor.”
AYM kararlarının bağlayıcılığını hatırlatan Özel, Erdoğan'a şöyle seslendi:
“Anayasa bir bütündür. Herkes yetkisini anayasadan alıyor, ben milletvekili olarak anayasadan yetki alıyorsam Erdoğan da anayasadan alıyor.
Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının bağlayıcılığı da anayasanın açık ve amir bir hükmüdür. Ya o kurallara uyacaklar ya da kendi varlıklarını tartışmaya açacaklar.”
“Öne alınan seçim için kimse kapımızı çalmasın”
Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklamalarına ilişkin soruyu da yanıtladı. Erdoğan'ın yeniden aday olmasını sağlamak amacıyla seçim tarihinin kısa süre öne çekilmesine destek vermeyeceklerini söyledi:
“Eğer erken seçime geliyorlarsa biz dünden razıyız, bugünden hazırız ama o öne alınan seçim, bir hafta önceki seçim, onun için kimse bizim kapımızı çalmasın.
Bahçeli'nin Erdoğan'la ilgili, kendi partisi ile ilgili değerlendirmeleri olabilir. Ben yalnız sarayın odalarından türetilmiş, milletten gücünü almayan birtakım kişilerin dolaşıma soktuğu bir tartışmanın, işte ‘Bugünden karar alalım…’ Hatta öyle bir noktaya getiriyorlar ki işi, yani ‘Belli partilerin iradelerini bugünlerdeki siyasi konjonktürde buna zorlayalım. Günü gelince de Cumhurbaşkanımızı tekrar aday yapalım’ gibi ortaya atılan, saraydan atılan birtakım tekliflerin peşine takılmayı, bunları kıymetlendirmeyi, bunları değerlendirmeyi doğru bulmuyorum.
Biz dediğimiz noktadayız. Bir erken seçim milletin umudu, beklentisidir. Beklentisiydi. Onların elinin tersiyle itip anayasanın arkasından dolanan bizim kapımızı çalmasınlar.”
Erkan Baş: Bu sürecin faillerinden hesap sorulmalı
TİP Genel Başkanı Erkan Baş da YENİ Parti'ye hayırlı olsun ziyareti gerçekleştirmek için uzun süredir plan yaptıklarını ancak görüşmede ülke gündemine ağırlık verdiklerini söyledi.
Türkiye'nin son günlerde büyük bir yolsuzluk ve hırsızlık skandalıyla karşı karşıya olduğunu belirten Baş, iktidarın meselenin üzerini örtmeye çalıştığını ifade etti.
Baş, “İktidar cephesinde bunun telaşının yanı sıra meselenin üzerini örtmek, küçültmek, konuşulmaz hale getirmek için arka arkaya çeşitli adımlar görüyoruz. İşte evvelsi gün Meclis'ten kaçıp gitmeleri belki de bu sürecin sembollerinden bir tanesi olacak” diye konuştu.
Görüşmede iki partinin elde ettiği bilgileri değerlendirdiklerini aktaran Baş, muhalefetin birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.
“Bu işin siyasi sorumlularından bir tanesi Tayyip Erdoğan”
Fon krizinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyleyen Baş, yaşananların Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin sonuçlarını ortaya koyduğunu savundu. Baş, Erdoğan'ın siyasi sorumluluğuna ilişkin şunları söyledi:
“Bu kriz, başka yaşadıklarımızı bir kenara bırakarak söylüyorum, pek çok delil, pek çok işaret bulabiliriz ama bu kriz aynı zamanda bu ülkedeki tek adam rejiminin iflasının göstergesidir.
Yani siz her şeyi alıp bir kişinin inisiyatifine, bir kişinin kararına, bir kişinin imzasına teslim ettiğinizde nelerle karşılaşabileceğimizin çarpıcı örneklerinden bir tanesiyle karşı karşıyayız.
Hani belki bugüne kadar bu tek adam yönetimine ilişkin söylediklerimizi yeterince duymamış olan yurttaşlarımıza, bunu yeterince tartışmamış olan kamuoyuna bir kez de bu vesileyle bunun tartışılması çağrısında bulunmak isterim ben.
Şimdi çok belli, kendileri de bu sorumluluğun farkındalar. O yüzden burada bir temizleme, burada bir Tayyip Erdoğan'ı bu sürecin dışında tutma, ayırma çabasını dikkatle gözlemliyoruz.
Birkaç ihtimal var. Birincisi, Tayyip Erdoğan bunu görmemiş, duymamış, bilmiyor. Olabilir, teorik olarak. Eğer böyleyse geçmiş olsun.
Yani siz burnunuzun dibinde genel başkan yardımcılarınızın, bakanlarınızın, bakan yardımcılarınızın asrın yolsuzluğunun bir parçası haline geldiğini göremeyecek, yani burnunun ucunu göremeyecek bir dünya liderinin Türkiye'yi yönettiğini mi iddia ediyorsunuz? Kabul edilebilir bir şey değil.
Ha, biliyor ve engelleyemediyse, biliyor ve göz yumduysa bu çok daha büyük bir skandal. Dolayısıyla dikkatle izliyoruz. Israrlı bir biçimde Tayyip Erdoğan'ı sürecin dışına çıkartmaya dönük bir çabası var iktidar ve yandaşlarının.
Biz doğrudan bu işin siyasi sorumlularından bir tanesinin Tayyip Erdoğan olduğunun altını bir kez daha çizmiş olalım.”
“AYM kararları derhal uygulanmalı”
Baş, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) Tayfun Kahraman hakkındaki kararının gerekçesini geç yayımladığını hatırlatarak kamuoyuna gerekçeli kararı okuma çağrısı yaptı.
AYM ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasını isteyen Baş, şöyle konuştu:
“Anayasa Mahkemesi, daha önceki kararlarında tutarlı bir çizgide devam ediyor. Üstüne Anayasa Mahkemesi, bir hukuk çerçevesi içerisinde, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasının, hangi gerekçeyle olursa olsun Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasının, bir bütün olarak o ülkedeki hukuk düzenine vereceği zararı gerekçeli kararına eklemiş durumda.
Bu hepimiz için, bu ülkenin geleceğini düşünen bütün yurttaşlar için son derece önemli bir uyarıdır.
Tabii ki beklentimiz Anayasa'ya uygun olarak Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının derhal uygulanması. Hem Can Atalay için hem Osman Kavala için hem Tayfun Kahraman için hem tüm Gezi tutsakları, tüm siyasi tutsaklar için bugüne kadar alınmış Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının derhal uygulanması gerektiğini düşünüyoruz.
İktidar çevrelerinden bu konuya dair yapılmış değerlendirmeleri de artık mızrağın çuvala sığmadığı bir noktada, bu kadar çıplak, bütün toplumun gözü önünde yaşanan hukuksuzluklara karşı bir irade beyanı olarak görmek istiyorum.
Umuyorum, hani bizim söylediklerimiz belki muhalefet tarafından dile getiriliyor diye göz ardı ediliyordur ama en azından eski arkadaşlarının, birlikte mücadele ettikleri insanların söylediklerini dikkate alsınlar.
Ve bir an önce bu kararların uygulanmasının önündeki siyasi engellerin ortadan kalkması lazım. Bu kararların uygulanmamasının önünde siyasi iktidarın ortaya koyduğu engeller var. Bunların ortadan kaldırıldığı durumda kararların derhal uygulamaya geçirileceğini ve arkadaşlarımıza ulaşacağımızı düşünüyorum, bekliyorum ve talep ediyorum.”
“Bu kadar yoksulluk ve sefalet varken tek gündem Erdoğan'ın adaylığı olamaz”
Baş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Erdoğan'ın üçüncü kez cumhurbaşkanı adayı olabileceğine ilişkin açıklamasını da değerlendirdi.
Türkiye'nin gündeminin Erdoğan'ın yeniden adaylığına indirgenemeyeceğini belirten Baş, şunları söyledi:
“Türkiye'nin bir an önce bu iktidardan kurtulması, Türkiye'nin bir an önce bu rejimden kurtulması gerektiği konusundaki görüşümüz bakidir.
Ama bütün seçim matematiğini düzenledikten sonra, işte buna uygun bir Siyasi Partiler Kanunu, buna uygun bir seçim kanunu, buna uygun bir seçim tarihi belirledikten sonra seçim yapma arayışını da, yani memleketin bu kadar derdi varken, bu kadar yoksulluk, açlık, sefalet tartışılırken, tek gündemin ‘Tayyip Erdoğan'la nasıl yeniden Cumhurbaşkanı oluruz’ noktasına sıkıştırılması da bizim açımızdan kabul edilebilir bir şey değil.”
(HA)

