CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve bazı belediye yöneticileri hakkında hazırlanan “casusluk” iddianamesine sert tepki gösterdi. Karabat, iddianamedeki temel suçlamaları çürüttüğünü belirttiği, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu imzalı resmi bir belgeyi kamuoyuyla paylaştı.
Karabat, söz konusu belgenin, iddianamede yer alan “İBB verilerinin yedeklenmesi ve kopyalanması” iddiasını açık biçimde geçersiz kıldığını vurguladı. Süleyman Soylu, X'te paylaşım yaptı ve konuya dair "Siyaset bir gün biter. İlçe başkanlığı yaptığınız benim de ikamet ettiğim yerde yarın yüz yüze geliriz. Mahcubiyet olur. Paylaştığınız sözde “casusluk delili çürütme” belgenizin var olan dava ile ilgisi sıfırdır. Daha öncede bunu iddia eden şimdilerde o görevde bulunmayan genç siyasetçi arkadaşınıza iyi niyetli bir tavsiyede bulunmuştum. Ancak o gençti. Lütfen; Siyaset; ülkeye ve millete lazım. Yalanlarla, manipülasyonlarla kirletilmesine müsaade etmeyelim" dedi.
“Veri kopyalama iddiası resmi belgelerle çürütüldü”

Özgür Karabat, 2 Eylül 2019 tarihli ve dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu imzasını taşıyan resmi yazıya dikkat çekerek, Ekrem İmamoğlu’nun verdiği veri yedekleme talimatı sonrasında İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan incelemede herhangi bir veri kopyalamasının tespit edilmediğinin resmen kayda geçirildiğini söyledi.
“Sözde casusluk iddianamesi tel tel dökülüyor” ifadelerini kullanan Karabat, devletin kendi resmi belgeleriyle daha önce çürütülmüş iddiaların bugün yeniden suçlama konusu yapılmasının hukuki bir dayanağı olmadığını savundu.
“Casusluk iddianamesi hukuktan ve mantıktan yoksun”
Paylaştığı belgeye ilişkin açıklamasında Karabat, iddianamenin geçmişteki kumpas davalarını hatırlattığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Sözde casusluk iddianamesi, hukuktan ve mantıktan tamamen yoksundur. Verilerin kopyalandığı iddiası, Süleyman Soylu döneminde yapılan resmi incelemeyle açıkça çürütülmüştür. Buna rağmen aynı iddialar bugün savcılık tarafından yeniden gündeme getirilmektedir.”
Karabat, yargının siyasi amaçlarla kullanıldığını öne sürerek, diploma iptali, rüşvet iftiraları ve casusluk suçlamalarının meşru muhalefeti tasfiye etmeye yönelik bir sürecin parçası olduğunu ifade etti.
“Anayasal haklar suç gibi gösteriliyor”
İddianamenin Anayasa’ya açıkça aykırı olduğunu dile getiren Karabat, belediye başkanı olmanın, siyasette söz sahibi olmanın ve cumhurbaşkanı adayı olmanın suç unsuru gibi sunulduğunu söyledi.
Anayasa’nın 67. maddesini hatırlatan Karabat, seçme ve seçilme hakkının devletin kuruluş sözleşmesi niteliğindeki Anayasa ile güvence altına alındığını belirterek, “Yargı eliyle bu haklar ortadan kaldırılmaya çalışılıyor” dedi.
İddianamede yer alan en ağır suçlamalardan birinin İBB verilerinin dark web’e yüklendiği iddiası olduğunu hatırlatan Karabat, bu iddianın da herhangi bir somut delile dayanmadığını vurguladı. Casusluk suçlamasına rağmen hangi ülke lehine faaliyet yürütüldüğüne dair tek bir bilgi ya da iddianın dahi bulunmadığını söyledi.
Karabat, sözde itirafçı olarak sunulan isimlerin siyasi bağlantılarının iddianamede yer almadığını belirterek, “Halkımız yaşananların farkında. Toplumun en az dörtte üçü bu iftiralara inanmıyor. Bu yöntemlerle sonuç alacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bunun bedeli sandıkta ödenecek” dedi.

İmamoğlu, Özkan, Yanardağ ve Gün hakkında “casusluk” iddianamesi
(EMK)










