Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Üsküdar Belediye Başkanvekilliği seçim sürecinde belediye meclis üyelerinin siyasi iradelerine tehdit, adli süreçler, para veya başka menfaatler yoluyla müdahale edilip edilmediğinin araştırılması için İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
Özgür Çelik adına Avukat Danış Akpolat tarafından 9 Eylül’de yapılan başvuruda, eylemlerin başta Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 114. Maddesinde düzenlenen “siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi” olmak üzere tehdit, cebir, şantaj ve görevi kötüye kullanma suçlarını oluşturup oluşturmadığının araştırılması istendi.
Başvuruda Ayhan Aydın, Ahmet Başbaydar, Hüseyin Kazan, Tahsin Usta, Tahsin Epli ve Onur Bayav’ın adları verilerek parti veya oy tercihlerinin değiştiği koşulların incelenmesi talep edildi. Dilekçede, bu tercihlerin özgür iradeyle mi yoksa “tehdit, baskı, adli süreç, para, menfaat veya başka bir hukuka aykırı müdahale” sonucunda mı gerçekleştiğinin ortaya çıkarılması istendi.
“Tutuklanırsam engelli eşime ve çocuğuma kim bakacak?”
Suç duyurusunun temel dayanaklarından biri, Belediye Meclisi üyesi Ayhan Aydın’ın bir savcı tarafından tutuklanmakla tehdit edildiği iddiası.
Dilekçeye göre Aydın, Özgür Çelik ve Yeni Parti İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş’ın bulunduğu bir ortamda başka bir belediye meclis üyesiyle yaptığı telefon görüşmesinde bu iddiayı dile getirdi. Aydın’ın daha sonra başka bir partilinin telefonundan Çelik’le yaptığı görüşmede de “Beni tutuklama ile tehdit ettiler. Tutuklandığım takdirde benim engelli eşim ve çocuğuma kim bakacak?” dediği belirtildi.
Başvuruda, ikinci görüşme sırasında Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın eşi Barış Dedetaş ile başka partililerin de bulunduğu belirtilerek bu kişilerin tanık olarak dinlenebileceği kaydedildi.
Aydın’ın iddiasının kamuoyuna açıklanmasının ardından savcılık re'sen soruşturma başlatmış ve Aydın ifadeye çağrılmıştı. Çelik’in yeni başvurusunda, soruşturmanın yalnızca Aydın’ın tehdit edildiği iddiasıyla sınırlı tutulmaması, Üsküdar Belediye Meclisi’ndeki siyasi dengelerin değişmesine yol açan diğer olayların da incelenmesi istendi.
“Oğlumun dönüşü için bakanlıktan söz verildi”
Suç duyurusundaki dikkat çekici iddialardan biri Belediye Meclisi üyesi Ahmet Başbaydar hakkında.
Dilekçede Başbaydar’ın 5 Ağustos’taki Üsküdar Belediye Başkanvekilliği seçiminin üçüncü ve dördüncü turları arasında, meclis üyeleri ve partililerin bulunduğu grup odasında oğlunun durumunu anlattığı ileri sürüldü.
Başvuruya göre Başbaydar, “Oğlum örgüt üyeliği kapsamında ceza aldı. İngiltere’den Türkiye’ye dönemiyor. Türkiye’ye dönmesinin önündeki engellerin kaldırılacağı konusunda bakanlık tarafından bana söz verildi. Bu nedenle AKP’ye oy verdim ve tekrar oyum bu yönde olacaktır,” dedi.
Dilekçede hangi bakanlığın veya kimin böyle bir söz verdiğine ilişkin bilgi yer almıyor. Çelik, iddianın araştırılmasını ve herhangi bir adli veya idari işlemin kaldırılması ya da kolaylaştırılması karşılığında siyasi destek istenip istenmediğinin belirlenmesini talep etti.
Onur Bayav için savcılık baskısı iddiası
Başvurudaki bir başka iddia Belediye Meclisi üyesi Onur Bayav’la ilgili.
Dilekçede, 8 Eylül’deki son başkanvekilliği seçiminden iki gün önce Bayav’ın çalıştığı işyerinin sahibinin savcılığa çağrıldığı ve tehdit edildiğinin, Bayav’ın da seçimden bir gün önce savcılığa çağrıldığının ileri sürüldüğü belirtildi. Çelik, bu gelişmelerin Bayav’ın son oylamadaki siyasi tercihini etkileyip etkilemediğinin araştırılmasını istedi.
Başvuru, bu anlatımı doğrulanmış bir olgu olarak değil, gerçekliğinin savcılık tarafından araştırılması gereken iddialar olarak kayda geçiriyor. Tahsin Usta, Tahsin Epli ve diğer bazı meclis üyelerine siyasi tercihlerini değiştirmeleri karşılığında maddi menfaat veya çeşitli vaatler sunulduğu iddialarının da araştırılması talep edildi.
HTS ve banka hareketlerinin incelenmesi istendi
Çelik’in suç duyurusunda savcılıktan, iddiaların yalnızca tarafların ifadeleriyle değil, maddi deliller üzerinden de araştırılması istendi.
Herhangi bir para ödemesi veya maddi menfaat sağlanıp sağlanmadığının; iş, görev, ihale veya başka bir ekonomik avantaj vaat edilip edilmediğinin araştırılması talep edildi. Adı geçen meclis üyelerinin süreç içinde görüştükleri siyasi parti temsilcileri ve kamu görevlilerinin HTS ve baz kayıtlarıyla belirlenmesi, gerekli hukuki koşullar oluşursa banka hareketleri ile diğer mali ve dijital kayıtların incelenmesi istendi.
Dilekçede ayrıca başkanvekilliği seçimlerini yöneten Üsküdar Belediye Meclisi Başkanvekilinin İstanbul Anadolu Adliyesi’ne ifadeye çağrıldığı, kendisine avukatsız gelmesinin telkin edildiği ileri sürüldü ve bu çağrının amacının da araştırılması talep edildi.
Çelik: "Mesele seçmen iradesine müdahale"
Suç duyurusunda olayın hukuki çerçevesi TCK’nin siyasi hakların kullanılmasının engellenmesini düzenleyen 114. Maddesine dayandırıldı.
Başvuruda belediye meclis üyelerinin parti değiştirmesinin veya farklı bir adaya oy vermesinin değil, bu tercihlerin özgür iradeyle yapılıp yapılmadığının soruşturma konusu olduğu vurgulandı.
Dilekçede, seçilmiş meclis üyelerinin siyasi iradeleri tehdit veya başka hukuka aykırı yöntemlerle değiştirilmişse olayın bireysel bir tehdit olmanın ötesine geçerek “siyasi temsil mekanizmasına yönelik bir müdahale” niteliği kazanacağı savunuldu. Olayın “birkaç meclis üyesinin parti değiştirmesi” olarak değil, seçim sonucunda ortaya çıkan siyasi temsilin hukuka aykırı yöntemlerle değiştirilip değiştirilmediği açısından ele alınması istendi.
Çelik, suç duyurusunun Ayhan Aydın’ın açıklamalarının ardından resen başlatılan soruşturmayla bağlantılı bulunması halinde dosyaların birleştirilmesini; adı geçen meclis üyelerinin dinlenmesini ve gerekli koşullarda iletişim, kamera, dijital ve mali kayıtların toplanmasını talep etti.
Arka plan | Üsküdar’da başkanvekilliği krizi
Üsküdar’daki kriz, Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın görevden uzaklaştırılmasının ardından belediye meclisinin başkanvekili belirleme sürecinde ortaya çıktı. 5 Ağustos’taki seçim sonuçlandırılamadı; oylamalar sırasında yapılan oy değişiklikleri ve Yeni Parti’den ayrılan meclis üyeleri tartışmalara yol açtı.
8 Eylül’deki yeni seçim öncesinde Ayhan Aydın’ın bir savcı tarafından tutuklanmakla tehdit edildiğini söylediğinin Özgür Çelik tarafından kamuoyuna açıklanması üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı re'sen soruşturma başlattı. 9 Eylül tarihli suç duyurusu, bu soruşturmanın tek bir tehdit iddiasıyla sınırlı kalmayıp başkanvekilliği seçimleri sırasında değişen siyasi tercihleri ve bunların arkasındaki olası ilişkileri de ele alacak şekilde genişletilmesini amaçlıyor.
Başvurudaki tehdit, menfaat ve adli baskı iddiaları henüz yargı tarafından doğrulanmış değil. Çelik’in dilekçesinde de iddiaların araştırılmasının istendiği, soruşturma sonunda herhangi bir suç oluşmadığının belirlenmesinin de mümkün olduğu özellikle belirtiliyor.
(AEK)

