Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Beşiktaş’ta gerçekleştirilen Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingi'ne katıldı.
Özel, konuşmasında 19 Mart’ta yaşananları bir “sivil darbe” olarak tanımlayarak, bu sürecin hedefinin CHP’nin yerel yönetimlerdeki yükselişini ve özellikle İstanbul’daki siyasi meşruiyetini kırmak olduğunu savundu. 31 Mart yerel seçimlerinde CHP’nin birinci parti çıkmasının ardından, iktidarın seçim yenilgisini kabullenemediğini; yargıyı siyasallaştırarak belediyelere, seçilmiş başkanlara ve bürokratlara yöneldiğini ileri sürdü.
"Erdoğan gençlik ve kadın kollarından umudu kesti, yargı kollarını kurdu"
Bir siyasetçiye, eskiden hakimlik yapmış, sonra siyasete atılmış ve Adalet Bakan Yardımcısı olan birisine ‘Sen dön, İstanbul’a git’ dediler. Özel vazife verdiler. ‘Git ve İstanbul’da Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşünü durdur. İktidara yürürken buna katkı yapanları, bu yolda yürüyenleri engelle. Bir yolunu bul, beni onlardan kurtar’ dedi Tayyip Erdoğan. Niye yaptı bunu? Şunun için yaptı; kadın kollarına, gençlik kollarına, ana kademesine güvenmiyordu. Artık onlardan ümidi yok. Kendi cesareti yok. Yargı kollarını kurdu. Başına Bakan Yardımcısı’nı koydu. Buraya yolladı.”
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın tutukluluğunu bu sürecin simgesel örneklerinden biri olarak gösteren Özel, ortada kaçma şüphesi veya somut delil bulunmadığını, buna rağmen tutukluluğun “siyasi yedekleme” amacıyla sürdürüldüğünü ifade etti. Aynı dosyalarda adı geçen ve iktidarla iş yapan kişilere dokunulmazken, CHP’li belediyelerin hedef alındığını vurgulayarak çifte standartlı bir yargı pratiği eleştirisi getirdi.
"Aziz İhsan Aktaş sokakta geziyor, 'örgütünün mensubu' Akpolat hapiste"
Aziz İhsan Aktaş örgütünün mensubuymuş Rıza Akpolat. Aziz İhsan Aktaş 704 yılla yargılanıyor, ortalıkta geziyor. Meclisten, Sayıştaydan, Yargıtaydan, Türk Hava Yolları’ndan ve AK Partili yüzlerce belediyeden iş alan bu kişi geziyor. İş aldığı yerlere tek bir soru sorulmuyor. İş aldığı AK Partili belediyelere tek soru sorulmuyor, bir dosya istenmiyor. Ama Rıza Akpolat, bir yıldır haksız yere tutuklu olarak içeride yatıyor. Buradan Rıza Akpolat’ı da Belediye Başkan Yardımcımız Ali Rıza Yılmaz’ı da belediye meclis üyelerimizi de ‘İftira atın, yoksa yıllarca çıkamazsınız’ dendiği halde ‘Biz kimseye iftira atacak insanlar değiliz’ deyip, ahlaksız teklifleri reddeden bütün bürokratlarımızı da sevgiyle, saygıyla kucaklıyoruz.”
Özel, 19 Mart sonrası Saraçhane’de yaşanan kitlesel direnişi hatırlatarak, yasaklara ve ulaşım engellerine rağmen yüz binlerin sokağa çıkmasının, iktidarın kurmak istediği korku rejimini boşa düşürdüğünü söyledi. İktidarın iddia ettiği yolsuzluk, para, gizli toplantı ve benzeri suçlamaların tamamının iddianamede karşılıksız kaldığını; kamuoyuna sunulan anlatıların sistematik bir iftira kampanyası olduğunu savundu.
"İddia ettikleri her şey yalan çıktı"
“300’üncü gün üşenmeden kayda geçiriyorum. ‘560 milyar yolsuzluk var’ dediler, 560 kuruşunu iddianamede ispat edemediler. ‘Bin 200 cep telefonu alınıp dağıtıldı’ dediler, iddianameye yazamadılar. Tek bir kanıt bulamadılar. Bu yalanın utanmadan altında kaldılar. ‘Gizli toplantılar oldu, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları para dolu çantalarla çıktılar. Videosu var’ dediler, yalan çıktı. ‘İBB‘de parkelerin altından 2 milyon Euro çıktı’ dediler, külliyen yalan çıktı. ‘Ekrem İmamoğlu’nun lüks arabaları’ dediler, MHP’li milletvekilinin çıktı. ‘Gaziosmanpaşa Belediyesinin kasasından dolar çıktı’ dediler. Görüntüler stok çıktı, yalan çıktı. ‘Mustafa Akın’ın kasasından Euro çıktı’ dediler. Beylik silahının yasal 48 tek mermisi çıktı. Söyledikleri her şey yalan çıktı.
AKP'nin belediyelere kayyım yoluyla el koymasının ardından, reklam panoları üzerinden yürütülen propaganda dilini de sert biçimde eleştiren Özel, “mezarlıklar imara açıldı”, “metrolar durdu” gibi iddiaların tamamının yalan olduğunu söyledi. İstanbul’da metro yatırımlarının hızlandığını, sosyal belediyecilik hizmetlerinin (kreşler, kent lokantaları, yurtlar, sosyal destekler) halk tarafından doğrudan deneyimlendiğini belirterek, bu nedenle billboard propagandasının inandırıcı olmadığını ifade etti.
Bu gerekçelerle, AKP'ye karşı 16 milyon İstanbullu adına hakaret davası açılacağını duyuran Özel, siyasetin pano ve parayla değil, halkın iradesiyle yapılacağını vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a açık bir çağrı yaparak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin yenilenmesini ve sandığın yeniden kurulmasını önerdi; “kararı yargı değil, İstanbul halkı versin” dedi.

Erdoğan'a: "İmamoğlu'nun karşısına İstanbul'da kimi istiyorsan onu çıkar, kazanamazsan yakamızdan düş"
“Erdoğan’a bir teklifim var. Çok teklifte bulundum, kabul etmedin. O zaman kutu istiyorsun, kutuyu açalım. Gel sandığa, gel. Teklifimi kabul etmiyorsan, sandığa gel. Açalım bakalım sandıkta ne çıkacak? Son teklifim. Bundan önce dedim ki, ‘Adayımızı bırak, sandığı getir. Sandığı önümde, adayı yanımda istiyorum. Erken seçim istiyoruz.’ 25,5 milyon imzayı TIR’la gezdiriyoruz şehir şehir. Halen daha kaçıyor. Madem ona cesaret edemiyorsun. Bir de kayyıma bile tenezzül ettin, niyet ettin. İstanbul Büyükşehir’i de istiyorsun. Şimdi Erdoğan’a bir teklifte bulunuyorum. Milletin huzurunda. Gel İstanbul Büyükşehir’de bütün belediye meclis üyelerini istifa ettirerek İBB seçimlerini yenilemeye karar verelim. Benim adayım belli. Benim adayım Ekrem İmamoğlu. Sen istediğin, en güvendiğin adayı çıkar. İstanbullu çalışan metroyu da biliyor, yapılan inşaatı da biliyor, hizmeti de biliyor. 60 gün sonra İBB seçimlerinde eğer kazanabilirsen, Ekrem Başkan’ı yenebileceksen İBB’yi de alırsın, bundan sonrası için de güç kazanırsın. Benim bir şartım var. Seçimleri yapacağız, kararı yüce Türk milleti, İstanbullular verecek. Ondan sonra yakamızdan düşeceksin. Hodri meydan. Hodri meydan.
Konuşmanın son bölümünde ekonomik tabloya değinen Özel, 19 Mart sonrası döviz, enflasyon ve hayat pahalılığındaki artışın büyük bölümünün bu siyasi krizden kaynaklandığını savundu. Emeklilere verilen maaşları “sefalet ücreti” olarak nitelendirerek, muhalefetin bu konuda ortak tutum alması çağrısında bulundu. Ayrıca kumar bağımlılığı, gençlerin tüketim kısıtları ve gıda güvenliği gibi başlıklarda iktidarın toplumsal sorunları magazinleştirerek örttüğünü ileri sürdü. Özel, konuşmasını toplumsal muhalefete açık bir çağrıyla tamamladı: Bu düzenin sandık, sokak ve örgütlü mücadeleyle değişeceğini; emeklilerden gençlere, emekçilerden öğrencilere kadar tüm kesimlerin birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak, Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber ya hiçbirimiz.’" dedi.
"Birlikte çalışacak, birlikte mücadele edecek,hep birlikte kurtulacağız"
AK Parti’nin kara düzeninden hiç kimse tek başına kurtulamaz. Sözüm meydandan dışarı. Buraya gelene söylenecek söz yok. Her birinize helal olsun. Ama sözüm gelebilecek olup da gelmeyene ve şikâyet edene. Sen eğer sokağa çıkmazsan, meydana koşmazsan, eyleme gelmezsen bu düzen hepimizi teker teker yenebilir. Biz deli miyiz, eksi dört derecede Çankırı’da 50 bin kişiyle, bu ayazda Boğaz’ın kenarında niye mücadele ediyoruz? Çünkü biliyoruz ki öğrenci kurtulmadan polis kurtulmaz. Emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz. Çiftçi ve köylü kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Emekliler ile gençler birlikte çalışacak, birlikte direnecek, birlikte mücadele edecek. Hep birlikte kurtulacağız. Ne diyoruz? ‘Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber ya hiçbirimiz.’”
“Geldik 300’üncü güne." diyerek başladığı konuşmasının son bölümünde, Erdoğan yönetiminin bir seçimle mutlaka sona ereceğini söyledi: "Belki dünya siyasi tarihinin en uzun seçim kampanyası olacak. Belki binince gününde devrilecek. Ama bitecek."
"Türkü ile Kürtü ile bu ülkeyi barıştırmaya, Alevisi ile Sünnisi ile her vatandaşı eşit kılmaya var mıyız?"
“Geldik 300’üncü güne. Belki dünya siyasi tarihinin en uzun seçim kampanyası olacak. Belki binince gününde devrilecek. Ama bitecek. O güne kadar, o son güne kadar yani Bozdoğan kemerinin önünde kahraman Türk polisi ile İstanbul Üniversiteliler halay çekene kadar mücadeleye var mıyız? Cezaevindeki arkadaşlarımıza gözü gibi bakan her bir infaz koruma memuruna, her birisine, emniyet sınıfında görev yapanlara 3600 ek gösterge verip her birisine bir unvan vermek için iktidara yürümeye hazır mıyız? Atanmayan öğretmenleri atamaya var mıyız? Türkiye’de kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet olsun diye her yoksula insanca geçineceği, karnını doyuracağı, evladını giydireceği bir insanca maaş vermek için, temel vatandaşlık gelirini vermeye, iktidara gelmeye hazır mıyız? Bütün yüzleri güldürmeye var mıyız? Türkü ile Kürtü ile bu ülkeyi barıştırmaya, Alevisi ile Sünnisi ile her vatandaşı eşit kılmaya var mıyız? Herkesi zengin, herkesin mutlu, herkesi sağlıklı yapmaya, bu güzel ülkenin insanlarının yüzünü güldürmeye hazır mısınız? Ekrem Başkan yerine kampanya yapmaya, sokak sokak dolaşmaya, köy köy gitmeye, kapıları çalmaya, bu seçimi kazanmaya hazır mıyız? Birlikte yürüyecek miyiz? Sonuna kadar beraber yürüyeceğiz. Haydi yürüyelim arkadaşlar.”
(AEK)
