Özel Mor Menekşe Bakım Merkezi’nde kalırken 22 Ekim 2024’te şüpheli şekilde ölen otizmli Uğur Yıldırım davasında ilk duruşma Bakırköy Adliyesi 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma neticesinde 9 personel hakkında “olası kastla öldürme”, “kasten yaralama” ve “suçu bildirmeme” suçlamalarından dava açtı.
İhmal ve istismar listesi çıktı ama tutuklu sanık yok
Uğur Yıldırım’ın annesi Dilek Barut’un avukatı Selma Yıldız, bianet’e yaptığı açıklamada, Yıldırım’ın ölümüne ilişkin adli tıp raporunda ölüm nedeninin “ilaç intoksikasyonu” olarak tespit edildiğini belirtti. Rapora göre, Yıldırım’a kullandığı ilacın normal dozunun yaklaşık 30 katı verildi.
Yıldız, Yıldırım’ın vücudunda darp ve bağlama izlerinin de tespit edildiğini aktardı. Olay günü bakım merkezinde bulunan ve Yıldırım’ı yerde sürüklediği ya da kameraların görüş açısına girmeyen alanlarda darp ettiği iddia edilen personel hakkında “kasten yaralama” suçundan dava açıldığını belirten Yıldız, olaylara müdahale etmeyen diğer personelin ise “suçu bildirmeme” suçlamasıyla yargılanacağını ifade etti.
Dosyada “nitelikli kasten öldürme” suçlaması bulunmasına rağmen tutuklu sanık olmamasını eleştiren Yıldız, “Beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak durumda olan bir kişiye karşı işlenen kasten yaralama ve kasten öldürme suçları, eylemi zaten nitelikli hale getirir. Buna rağmen tek bir tutuklu sanık olmaması hukuken kabul edilebilir değil” dedi.

Otizmli Uğur Yıldırım'ın ölümüne ilişkin yanıt bekleyen 11 soru
“Yaşamı boyunca kendini savunamamış Uğur’un sesi olacağız”
Önceliklerinin, sanıkların eylemlerinin vahametinin ortaya konulması ve tutuklu yargılanmalarının sağlanması olduğunu vurgulayan Yıldız, bunun hem kamu vicdanı hem de adalet duygusu açısından önemli olduğunu ifade etti.
Yıldız ayrıca, yaşamı boyunca kendini savunmakta ve ifade etmekte güçlük çeken Yıldırım’ın maruz kaldığı iddia edilen istismar ve şiddetin aydınlatılmasını istediklerini belirterek, “Uğur’un bundan sonraki süreçte sesi olmak ve onun adına adaleti sağlamak istiyoruz. Aynı zamanda sistemde devam eden benzer uygulamaların önüne geçilmesi ve caydırıcılık sağlanması için emsal niteliğinde ağır cezalar çıkmasını talep ediyoruz” diye konuştu.
Yıldırım’ın ölümünden iki gün sonra aynı bakım merkezinde Furkan Satıcı’nın da hayatını kaybettiğine dikkat çeken Yıldız, bu ölümlerin bakım merkezlerinin daha sıkı denetlenmesi gerektiğini ortaya koyduğunu savundu. Yıldız, engellilerin ve ailelerinin sistem içinde çoğu zaman çaresiz ve yalnız bırakıldığını dile getirdi.
“Odadan çıkmaya çalıştı, sürüklenerek geri çekildi”
İddianamede, İstanbul Valiliği'ne bağlı birimlerin hazırladığı kamera inceleme raporuna yer verildi.
Raporda olay anında katta birden fazla personelin bulunduğu; kamera kayıtlarında Yıldırım’ın oda içine doğru itilmesi/çekilmesi, koridorda yerde çırpınır halde görülmesi ve bazı anlarda personelle arbede yaşandığına dair görüntüler yer aldı. Yıldırım’ın ölmeden önce son görüntülerinde zaman zaman odadan çıkmaya çalıştığı ancak sürüklenerek odaya geri çekildiği bilgisi paylaşıldı.
Ayrıca, personel beyanları ile görüntüler arasında çelişkiler bulunduğu; “ajite/saldırgan davranış” iddiasına karşın kayıtlarda bununla uyumlu bir saldırganlığın net olarak görülmediği aktarıldı.

"Otizm politikalarında yardım değil hak temelli yaklaşım istiyoruz"
100’ü aşkın ihmal ve istismar kaydedildi
Kamera çözümlemelerine ilişkin raporda, kurumda kalan 62 engelli için 100’ü aşkın ihmal ve istismar davranışı tespit edildi ve denetim yetersizliği vurgulandı.
İddianamede şüpheli sıfatıyla yer alan; hasta bakım hasta bakım personeli Y.E.E ve M.Ö.T, sorumlu müdür A.Y, sağlık personeli S.T, sosyal hizmet uzmanı Y.E, temizlik görevlisi T.Ö, hasta bakıcı B.G ve A.G’nin yaptığı kayda geçen bazı davranışlar şunlar;
Boğaz sıkma, yere yatırma, yerde sürükleme, odaya kilitleme, tokat-yumruk atma, tehdit etme
Yüze maske takarak korkutma, alay ederek videoya çekme
Engelliler arasında dakikalarca süren şiddete müdahale etmeme, çekiçle darp etme
Engelliler arasındaki fiziksel ve cinsel açıdan riskli davranışlara müdahale etmeme
Engellilerin çıplak kalmasına müdahale etmeme, yaralananlara yardım etmeme
Epilepsi krizi geçiren yerdeki engellilere müdahale etmeme
Engellilerin üzerine tükürme, birbirilerine ilaç vermelerine müdahale etmeme
Engelli kişinin yemek yemesine müsaade etmeme
Engelli kişinin başına çorap geçirerek yüzünü kapatma
Beşikten düşürülen küçük yaştaki engelli çocuğu dakikalarca yerde bırakma
İlaç içirmeye çalışırken engelli kişiyi yere yatırıp üzerine oturma
Darp anlarından kameralardan uzaklaşma
Engellilerin ortak alana yaptığı dışkının başka bir engelli tarafından yenilmesine müdahale etmeme
Sorumluluk kimde?
Türkiye’de engelli bakım merkezlerinin denetlenmesi "Engelli Bireylere Yönelik Özel Bakım Merkezleri Yönetmeliği", "Sosyal Hizmet Kanunu" ve "Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme (CRPD)" ile düzenlenmiştir. Buna göre bakım merkezlerinin denetiminin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı İl Müdürlükleri tarafından yapılması gerekiyor.
Engelli bakım merkezlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na il müdürlüklerine, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi - CİMER'e, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'na (TİHEK), Kamu Denetçiliği Kurumu'na (Ombudsman), Cumhuriyet Savcılıklarına ve iç hukuk yolları tükenmişse BM Engelli Hakları Komitesi’ne başvuru yapabilirsiniz.
(NÖ)







