ABD’nin en büyük, en zengin, en enerjik, en etkili ve aynı zamanda, en eşitsiz, en çok yoksul ve evsizin yaşadığı, en çok göçmen barındıran, en çok çeşitliliği kapsayan, 180 dilin konuşulduğu kenti New York City bugün belediye başkanını seçmek için sandık başına gidiyor.
Adaylar ve güç dengesi
Öne çıkan başlıca adaylar:
- Zohran Mamdani (Demokrat aday)
- Andrew Cuomo (eski Demokrat New York Valisi, bağımsız aday)
- Curtis Sliwa (Cumhuriyetçi aday)
Seçim sistemi ve oy dağılımı dikkate alındığında oyların en az yüzde 97’si bu üç aday arasında paylaşılacak. Bu nedenle diğer adaylar, meziyetleri ne olursa gölgede kalıyor.
Son gün anketlerinin ortalamasına göre, Mamdani yarışı yaklaşık 13–15 puan önde götürüyor.
Ancak son günlerde bazı anketlerde Cuomo’nun arayı “kapattığı”na ilişkin işaretlerden söz ediliyor. Örneğin CBS News’de “Mamdani’ farkı daraltıyor” başlığı görüldü.
Cumhuriyetçi aday -Trump’ın Partisinin adayı- Sliwa’nın desteği çok gerilerde. Sliwa, Trump’ın bile adayı değil. Mamdani'yi “komünist” olarak etiketleyen Trump, oy verecek olsa Cuomo'yu seçeceğini söyledi. "Cuomo'nun şu ya da bu şekilde hayranı değilim, ama dürüst olmak gerekirse, kötü bir Demokrat ile bir komünist arasında kalacaksam, her zaman kötü Demokrat'ı seçerim," dedi.
Adayların hazırlıkları ve kampanya stratejileri
▶ Mamdani, daha çok “yenilikçi/ilerici” bir çizgiyle öne çıkıyor: Genç seçmenlere sesleniyor, ekonomik eşitlik ve sosyal politikaları esas alıyor.
▶ Cuomo ise kampanyasını “tecrübe/yönetim yeteneği” üzerine kurma çabasında. Kendisini deneyimli devlet adamı olarak görüyor ve Mamdani’nin politik yönelimini “bönce” ve “mali açıdan sorumsuz” olarak eleştiriyor. Ancak, deneyimli “devlet adamı”nın New York Valiliği döneminde edindiği son deneyim, cinsel taciz suçlaması karşısında istifa etmek zorunda kalmasıydı.
▶ Kampanyada erken oy kullanımı kritik önemde: Erken oyların hangi adayın arkasına yığılacağı seçim sonucu üzerinde etkili olabilir.
Oy kullanma eğilimi ve erken oy kullanımı
2025 seçiminde erken oy kullanımı 2021’e göre beş kattan fazla artış gösterdi. Erken oy kullanma süresi Pazartesi günü son bulduğunda 735 bin 317 kişi erken oy kullanmıştı.
Genç seçmenler özellikle erken oy kullanma konusunda öne çıkıyor: 55 yaş altı seçmenler erken oy kullananların yüzde 56’sını oluşturuyor.
Seçime katılımın “tarihsel” bir orana ulaşabileceğine ilişkin yorumlar görülüyor
Oy sayısı ve seçim sistemi
Kayıtlı seçmenlerin nihai tam sayısı belirtilmese de, kent çok büyük ve Demokrat kayıtlı seçmen çoğunluğu yüksek. Yaklaşık 5,3 milyon kayıtlı seçmenin yüzde 60’ı aşkını Demokrat.
Beklenen katılım oranı, önceki seçimlerden yüksek, yüzde 40–45 dolayında. Genç seçmen (18–35 yaş) oranı tarihsel rekor düzeyde.
Tehditler ve gerilimler: Donald Trump etkisi
ABD Başkanı Donald Trump Zohran Mamdani’nin kazanması hâlinde kentin federal fonlarla desteklenmesi açısından ciddi tehditleri gündeme getirerek seçim kampanyasına müdahale etti.
Trump, yandaş kanal Fox News’ta "Başkan olarak New York'a çok para vermem zor... Çünkü New York'u bir komünist yönetirse, oraya para göndermekle yapacağınız tek şey parayı boşa harcama olacaktır” dedi.
Bunun bir tehdit olduğu apaçık olmakla birlikte, federal hükümetin bir kente kaynak aktarması başkanın keyfine kalan bir şey değil. Genellikle kongre onaylı bütçeler, programlar ve yasalar çerçevesinde gerçekleşen bu süreçte Başkanın tek başına “parayı keserim” demesi kolay olsa da yapması o kadar kolay değil.
Ancak bu tür bir açıklama, seçmenler ya da adaylar üzerinde caydırıcı etki yaratma amacı dolayısıyla seçim sürecine yönelik bir müdahale sinyali olarak değerlendiriliyor
Öte yandan, Trump Zohran Mamdani kazandığı takdirde New York City’ye federal hükümetin “el koyacağı” yönünde bir tehditte de bulundu.
Trump, Mamdani'nin belediye başkanı seçilmesi halinde tıpkı Chicago ve Washington DC'de olduğu gibi finansmanı kesmekle ve federal birlikleri konuşlandırmakla tehdit etti.”
Ancak yorumcular, ABD’de federasyon yapısı ve yerel yönetim özerkliği çerçevesinde, federal hükümetin bir metropol şehrin yönetimine bir “ulusal acil durum” ya da “federal suç ya da düzen tehdidi” durumu söz konusu olmadıkça, tamamen el koyması olasılığının da söz konusu olamayacağı görüşünde birleşiyor.
Ancak bir Mamdani zaferinin daha çok merkezi hükümette kente kaynak aktarımı konusunda isteksizlik ve ipe un serme şeklinde tepkilerle karşılanmasının daha muhtemel olabileceği genel olarak öngörülüyor.
Olası Mamdani zaferinin anlamı
Anketler Mamdani’yi açık ara önde gösteriyor.
Mamdani’nin kazanması, New York’ta bir ideolojik bir kırılma olarak değerlendirilebilir: Geleneksel Demokrat altyapı politikaları yerini daha ilerici-popülist pratiklere bırakabilir. Bu, kent bütçesinde, sosyal hizmetlerde, toplu taşımada, kira/politikalarında değişim demek olur.
Bu durum yerel elitler, iş çevreleri, gayrimenkul sektörü ve finans dünyasında tepki yaratabilir — “yeni düzen” ile “yerleşik çıkarlar” arasında gerilim çıkabilir. Ayrıca ulusal düzeyde bir örnek oluşturarak büyük şehirlerde ilerici adayların yükselişini özendirmesi, Demokrat Parti içindeki “müesses nizamcı” çizgiyle çatışma potansiyelini de barındırıyor.
Merkez veya sağ eğilimli seçmenlerin Mamdani’yı “risk” olarak görmesi, örneğin güvenlik politikaları, suçla mücadele, göçmen ve etnik topluluklar bağlamında kent içi sosyal/etnik gerilimleri de tetikleyebilir. Dolayısıyla, Mamdani zaferinin “döngüyü değiştirme potansiyeli” kadar “reaksiyon” yaratma olasılığının da yüksek olduğu söylenebilir.
Mamdani seçmenlerine neden tehdit sökmüyor?
Mamdani’nin çevresinde toplanan kesim, 2010’lardan başlayarak New York’un değişen toplumsal dinamiklerinin bir kesişim noktasında duruyor. Bunlar, yoksul işçiler ve göçmenler, Z ve Y genç kuşakları, kadınlar ve kuir topluluklar, sanatçılar, akademisyenler, “avant-garde”, çevreciler, siyah topluluklar.
Bu gruplar New York’un en dinamik ama aynı zamanda en kırılgan kesimleri.
Mamdani’nin söylemi —“Burası bizim kentimiz, onların oyun sahası değil"— doğrudan bu çok katmanlı öfkeyi ve umudu temsil ediyor.
Trump’ın tehditleri ters tepiyor: Federal müdahale ya da “para vermem” açıklamaları, bu kesimlerde “bizden korkuyorlar” duygusunu doğuruyor. “Eğer biz kazanırsak, onlar kaybedecek” hissi, sandık motivasyonuna dönüşüyor.
Cuomo’nun "Trump’la uzlaşma" tavrı: Bu tutum merkez siyasete güvensizliği pekiştiriyor. Cuomo, Wall Street ve medya çevreleriyle özdeşleşmiş bir figür olarak “eski düzenin temsilcisi” görülüyor. Bu seçmenler, “ne Trump ne Cuomo, kendi sesimiz” diyerek Mamdani’ye yöneliyor.
Kolektif gelecek vizyonu: Bu kesim, bireysel kurtuluş değil, kamusal dayanışma istiyor. “Toplum yeniden inşa edilebilir” inancı, iklim hareketinden feminist hareketlere uzanan yeni bir “umut zinciri” oluşturuyor.
Sınıfsal ve ırksal dayanışma dili: Mamdani, siyaset dilini “yardım” değil “hak” üzerinden kuruyor: “Yoksulluk, kişisel başarısızlık değil; politik bir tercih sonucudur.” diyor.
Bu, uzun süredir neoliberal dönemde unutulmuş bir hak söylemini yeniden diriltiyor. Siyah ve Latin işçiler için bu, “yardım bekleyen” değil “kent üzerinde hak sahibi” yurttaş olarak görünmek anlamına geliyor.
Kira, ulaşım, kamu hizmetleri, gündelik hayat politikası: Mamdani kampanyasında, “kira tavanı", “bedava ulaşım" ve “kamusal sağlık hizmeti" vaatlerini öne çıkarıyor. Bu talepler, lüks yatırım-soylulaştırma baskısı altında ezilen mahallelerde doğrudan beka sorunu. “Konut hakkı” söylemi, siyah ve Latin kadınlar için hem ekonomik hem de feminist bir mesele.
Irk adaleti ve polis reformu: "Parayı polise değil, topluluklara ver" sloganı siyah topluluklar nezdinde güvenliksizlik değil adil kaynak paylaşımına dayalı bir kamu güvenliği anlayışı olarak tınlıyor.
Feminist ve kuir siyasetle organik bağ: Mamdani kampanyasının strateji ekibinde feminist aktivistler, kuir sendikacılar, bakım emeği örgütleri var. Bu bağ, Mamdani’nin “eşitlik” söylemini soyuttluktan kurtarıyor somut yaşam politikalarına (kreş, barınma, gece ulaşımı, trans güvenliği) bağlıyor.
Kültürel ve entelektüel ilham: Mamdani’nin “avant-garde” kesimle ilişkisi, klasik “protest aday” profilinin ötesinde: Belediye Başkan adayı, hem entelektüel hem aktivist bir şahsiyet. Sanatçılar ve akademisyenler için bu, siyasetin yeniden etik ve düşünsel bir alan olabileceğine dair umut yaratıyor.











