Osman Kavala: AİHM kararlarına uyulması hukuk devletinin yükümlülüğüdür
Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Osman Kavala, AİHM Büyük Dairesi’nin 25 Ağustos’ta açıkladığı ihlal kararın ardından bugün yazılı bir açıklama yaptı.
Kavala, AİHM kararının mahkumiyet sürecinin incelenmesini kapsadığını belirterek önceki AİHM kararlarında olduğu gibi son kararda da “suç işlendiğini gösteren ikna edici somut delil olmadan özgürce yaşama hakkının kısıtlanamayacağının” vurgulandığını söyledi. Şunları kaydetti:
“AİHM’in benimle ilgili aldığı Büyük Daire kararı, mahkûmiyet sürecinin incelenmesini kapsıyor. Bu kararda da, bundan önceki iki AİHM kararında olduğu gibi, suç işlendiğini gösteren ikna edici somut delil olmadan özgürce yaşama hakkının kısıtlanamayacağı vurgulandı. İlk Gezi davası kapsamında 2020 yılında verilen beraat kararında da suç işlediğime dair delil olmadığı gerçeği ortaya konulmuştu.
AİHM son kararıyla mahkemelerin olaylarla ilgili genel değerlendirmeler ve faaliyetlerin amacı hakkında niyet okuma içeren akıl yürütmelerle mahkûmiyet kararı verebileceği anlayışının kabul edilemez olduğunu belirtmiş oldu.
Yasalarca suç sayılan bir eylemde bulunmayan insanların özgürce yaşama haklarının kısıtlanamayacağı temel insan hakları ilkesidir. Bu hakkın korunması, kamuda bu ilkeye mutlak biçimde riayet edilmesinin sağlanması da hukuk devletinin yurttaşlara karşı yükümlülüğüdür.
AİHM kararlarına uyulması asıl olarak bu yükümlülüğün yerine getirilmesi ile ilgilidir, bunun için gereklidir.”
AİHM, Kavala/Türkiye (No. 2) kararında Kavala’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) kapsamındaki çeşitli haklarının ihlal edildiğine hükmetmişti. Mahkeme, Kavala’nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılması ve mahkumiyetinin sonuçlarının ortadan kaldırılması gerektiğini belirtti. Mahkumiyetin Sözleşme hukuku bakımından hükümsüz sayılması gerektiğine karar verdi.
AİHM Büyük Daire’den ikinci Kavala kararı: “Derhal serbest bırakılmalı”
(HA)