İki yıldır İzmir kıyılarında denize açılan balıkçılar, ölü ya da güçten düşmüş orkinoslarla karşılaşıyor. Aynı günlerde, yüzlerce kilometre kuzeyde bambaşka bir görüntü var. İstanbul Boğazı’nın eski yolcuları orkinoslar, Galata Köprüsü’nün altında yeniden su yüzeyine çıkıyor. Ege’de kıyıya ölü vuran, Marmara’da adeta dans eden orkinoslar, ne anlatmak istiyor?
Ildır’da balıkçılık yapan Osman D., son iki yıldır denize açıldığında ölü ya da güçten düşmüş orkinoslarla karşılaşıyor. Yaklaşık 20 yıl orkinos yetiştiriciliği tesislerinde çalışan Osman D.’yi, bir gün önce de kıyıya vuran büyük bir orkinos için aradılar:
“Daha dün bir tane kıyıya vurdu. Akşam da Ildır’daki bir otelden aradılar. ‘Abi, büyük bir orkinos ölüsü var’ dediler. ‘Zabıtaya haber verin, belediye gelip kaldırıyor’ dedim. Tekneyle denize çıktığımızda mutlaka ölüsüne ya da kıyıya yakın, hasta bir şekilde yüzenine denk geliyoruz.”
Çeşme’de balıkçılık yapan Engin Mete de bu yıl geçen yıla kıyasla daha az ölü orkinos gördüklerini ancak vakaların sürdüğünü söylüyor. Balıkçıların ağ atarken çırpınan orkinoslarla karşılaştığını belirten Mete, bazı balıkların teknelerin arkasına bağlanarak kıyıya getirildiğini anlatıyor.
"Her gün 1-2 orkinos karaya vuruyor"
İzmir’in Çeşme, Ildır ve Karaburun kıyılarında iki yıldır görülen ölü orkinoslar, yalnızca balıkçıların gözlemlerinden ibaret değil. Geçen yıl yaşanan kitlesel ölüm bilim insanları tarafından incelendi; salgının nedeni laboratuvar sonuçlarıyla ortaya çıkarıldı.

İzmir’de 2025’te yaşanan kitlesel ölüm Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden Doç. Dr. Muhammed Duman’ın da aralarında bulunduğu uluslararası bir araştırma ekibi inceledi. İzmir kıyılarından ve orkinos yetiştiriciliği yapılan bölgelerin çevresinden alınan, ölü ya da ölmek üzere olan 30 balık üzerinde yapılan çalışmalar 3 Temmuz 2026’da Frontiers in Cellular and Infection Microbiology dergisinde yayımlandı.
2025 yılında 1.500 ila 2 bin arasında orkinosun öldüğü belirtilen araştırmada ölümlerin temel nedeninin Lactococcus garvieae bakterisinin yol açtığı enfeksiyon olduğu bildirildi.
Doç. Dr. Muhammed Duman, hastalığın balıkların kalplerinde başladığını ve zamanla bütün vücuda yayıldığını söylüyor:
“Temel bulgu, balıkların kalplerinde başlayan kalp kası hasarıydı. Daha sonra deri ve bağırsaklara yayılarak sistemik bir enfeksiyona dönüşüyor ve balıklar bakteriyel enfeksiyon sonucu ölüyor.”
Bu bakterinin çipura, levrek ve yılan balığı gibi farklı türlerde hastalığa yol açtığı daha önce biliniyordu. Araştırmayı önemli kılan nokta Lactococcus garvieae bakterisinin orkinoslarda ilk kez tespit edilmesi. Araştırmada, hastalığın yayılmasını kolaylaştıran koşullar arasında yetiştiricilik alanlarındaki yüksek stok yoğunluğu, artan su sıcaklığı ve bozulan su kalitesi de gösterildi.
Yüksek stok yoğunluğu hastalık riskini arttırıyor
İzmir’in 2024 Çevre Durum Raporu’na göre kentte toplam proje kapasitesi yıllık 6 bin 340 ton olan altı orkinos yetiştiriciliği tesisi bulunuyor. Ildır Koyu ve Gerence Körfezi de su ürünleri yetiştiriciliği yapılan bölgeler arasında yer alıyor.
Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Fatih Perçin, kafeslerdeki yüksek balık yoğunluğunun yarattığı riski kalabalık bir asansöre benzetiyor:
“Dört kişilik bir asansöre sekiz kişi sokarsanız sıkışıklık olur. Birisi öksürdüğünde hastalık riski nasıl artıyorsa balıklarda da yoğunluk arttıkça risk büyür.”
Perçin’e göre suyun ısınması ve su kalitesinin bozulması, balıkların üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. Deniz suyu sıcaklığını kısa vadede değiştirmek mümkün olmasa da kafeslerdeki balık sayısı azaltılabilir, kafesler birbirinden uzaklaştırılabilir ve su akımının yeterli olduğu bölgeler tercih edilebilir.
“Bin, iki bin balık koyacağınız yere daha az balık koyarsınız. Kafesleri birbirinden uzaklaştırırsınız. Deniz tabanındaki birikim artıyorsa yetiştiricilik alanlarını yeniden düzenlersiniz.”
Balıkçıların bu yaz gözlemleri, ölümlerin sona ermediğine işaret ediyor. Ancak bu vakaların geçen yılki salgınla aynı nedene dayanıp dayanmadığının anlaşılması için yeni örneklerin laboratuvarda incelenmesi gerekiyor.
Boğazda yeniden görülmeye başladılar
İzmir kıyılarında ölümler sürerken İstanbul’un Eminönü kıyısında 2,5 ila 3 metre uzunluğundaki orkinoslar görülüyor. Galata Köprüsü çevresinde suya atılan balık parçalarının peşinden yüzeye çıkan balıkların görüntüleri sosyal medyada da yayılıyor.
Orkinosların İstanbul’da görülmesi başlı başına yeni ya da olağan dışı değil. İstanbul Boğazı, geçmişte bu balıkların doğal göç güzergâhlarından biriydi. Dikkat çeken nokta, uzun süredir seyrek görülen orkinosların son haftalarda aynı bölgede, insanların kıyıdan izleyebileceği kadar yakında ve art arda ortaya çıkması.

Biyolog Mert Gökalp’e göre bu değişimi anlayabilmek için 1980’lerden itibaren balıkçılıkta yaşanan dönüşe bakmak gerekiyor. Endüstriyel filoların büyümesi, radar ve sonar kullanımının yaygınlaşması, orkinosların göç yollarındaki avcılık baskısını artırdı:
“Her yıl Marmara’ya bazı orkinoslar giriyor. İstanbul Boğazı’na ulaşmaya çalışıyorlar ancak endüstriyel filolar, sonarlar, radarlar ve ağlar bu yolculuğu zorlaştırıyor.”
İstanbul'a İzmir'den mi geldiler?
Galata Köprüsü çevresinde görülen orkinosların nereden geldiği henüz bilinmiyor. Mert Gökalp, balıkların İzmir’deki yetiştiricilik tesislerinden kaçmış ve eski göç rotalarını izleyerek Marmara’ya ulaşmış olabileceğini düşünüyor.
Gökalp, bunun bilimsel olarak doğrulanmış bir sonuç değil, gözlemlere dayanan bir ihtimal olduğunun altını çiziyor:
“Balıkların bazısı hastalığı mı yendi, yoksa sağlıklı olanlar mı kaçtı? Eski rotalarına doğru bir yolculuk yaptıklarını düşünüyorum. Ancak bilimsel olarak ‘bunlar İzmir’den gelen balıklardır’ diyemem.”
Bu ihtimalin doğrulanabilmesi için İstanbul’da görülen orkinoslarla İzmir’deki yetiştiricilik tesislerindeki balıkların genetik, biyolojik veya işaretleme verileri üzerinden karşılaştırılması gerekiyor. Eldeki veriler, iki bölgedeki balıklar arasında doğrudan bağ kurmaya yetmiyor.
Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı da İstanbul’daki orkinosları İzmir’deki yetiştiricilik tesisleriyle ilişkilendirecek bilimsel bir bulgu bulunmadığını söylüyor.
Orkinosun Marmara ve Boğazlar’ın doğal türlerinden biri olduğunu vurgulayan Sarı, “Bu hayvanlar çok hızlı ve durmadan yüzer. Marmara’da görülmeleri anormal değil; asıl görülmemeleri anormal” diyor.
Sarı’ya göre orkinosların Boğaz’da uzun yıllar seyrek görülmesinde kirlilik, aşırı ve yanlış avcılık ile endüstriyel avcılık baskısı etkili oldu:
“Marmara’daki kirliliği azaltır, aşırı ve yanlış avcılık baskısını durdurur, endüstriyel avcılığı kontrol altına alırsak orkinosları daha sık ve daha bol görebiliriz.”
Ancak Eminönü’nde görülen orkinoslar, Marmara’nın iyileştiğini söylemek için yeterli değil. Sarı, bir ekosistemdeki değişimin tek bir tür ve kısa süreli gözlemler üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirtiyor: “Bir türün bir yerde bir ya da birkaç kez görülmesi, ekosistemde iyileşmenin göstergesi olmaz.”
(ED/Mİ)






