Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Urfa Şubesi, Suriye’deki geçici hükümete bağlı grupların Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarını protesto etmek amacıyla Merkez, Suruç ve Viranşehir ilçelerinde gerçekleştirilen toplantı ve gösteri yürüyüşlerine dönük polis saldırıları sırasında ve sonrasında yaşanan hak ihlallerine ilişkin hazırladığı raporu açıkladı.
Dernek binasında yapılan açıklamada konuşan ÖHD yöneticisi Dicle Aksu, söz konusu eylemlerin tamamının barışçıl nitelikte olmasına rağmen polisin engelleyici ve sert müdahalelerde bulunduğunu vurguladı.

Suruç’tan Kobanî sınırına yürüyüşe polis müdahalesi
MA'nın aktardığına göre Dicle Aksu, "Yürüyüşlerin fiilen engellendiği, sokakların polis kalkanlarıyla kapatıldığı, herhangi bir açık ve yakın tehlike ortaya konulmaksızın dağıtma refleksiyle hareket edildiği tarafımızca tespit edilmiştir" diye konuştu.
"Biri çocuk 13 kişi tutuklandı"
ÖHD’nin Ocak ayı boyunca 6 ayrı polis müdahalesi tespit ettiğini belirten Dicle Aksu, bu müdahaleler sonucunda en az 20 kişinin gözaltına alındığını, gözaltına alınanlardan 1’i çocuk olmak üzere en az 13 kişinin tutuklandığını, 1 kadın hakkında ev hapsi, 3 çocuk hakkında ise adli kontrol kararı verildiğini aktardı.
Bu tablonun, özgürlükten yoksun bırakmanın istisnai bir tedbir olmaktan çıkarıldığını gösterdiğini belirten Dicle Aksu, "Gözaltı ve tutuklamalara gerekçe olarak ağırlıklı biçimde örgüt üyeliği ve örgüt propagandası gibi ağır suçlamalara başvurulduğu tespit edilmiştir. Oysa isnatların büyük bölümü barışçıl toplantılara katılım, slogan atma, basın açıklaması yapma ve pankart taşıma gibi temel haklar kapsamında kalan faaliyetlerden oluşmaktadır" dedi.
İhlaller sıralandı
Raporda mağdur beyanları ve avukat görüşmelerine dayalı olarak en az 10 kişinin ‘işkence ve kötü muameleye’ maruz kaldığı ifade edildi. Tespit edilen uygulamalar arasında şunlar yer aldı.
- Tekme ve yumrukla darp, boğaz sıkma, ters kelepçe
- Uzun süre plastik kelepçeyle bekletme
- Tehdit ve hakaret
- Tuvalet hakkının engellenmesi
- Aç ve susuz bırakma
- Sağlık hizmetine erişimin engellenmesi
ÖHD, şiddetin yalnızca yakalama anıyla sınırlı kalmadığını; nezarethane, hastane sevki ve il dışı sevk süreçlerinde de devam ettiğini, bunun sistematik ve süreklilik arz eden bir nitelik taşıdığını belirtti.
Suruç ve Viranşehir’deki ihlaller
Dicle Aksu, raporda Suruç ve Viranşehir’deki müdahalelere de yer verildiğini aktardı:
"Suruç ilçesinde gerçekleştirilen protestoya yapılan müdahale sırasında, kolluk kuvvetlerince kullanılan plastik merminin bir kişinin yüzüne isabet etmesi sonucu, söz konusu kişi ağır şekilde yaralanmış ve gözünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bu olay, kolluk güçlerinin kullandığı araç ve yöntemlerin yaşamı ve beden bütünlüğünü doğrudan tehlikeye sokacak nitelikte olduğunu göstermekte; maddi ve manevi bütünlük hakkının ağır ihlalini oluşturmaktadır.
"Yaşanan süreçte çocukların da gözaltına alındığı, darp edildiği ve örgüt üyeliği ve örgüt propagandası gibi ağır suçlamalarla karşı karşıya bırakıldığı tespit edilmiştir. Bazı çocuklarda kafa travması şüphesi doğuran yaralanmalar bulunmasına rağmen, etkili ve bağımsız bir sağlık incelemesi yapılmadığı yönünde ciddi iddialar bulunmaktadır. Ayrıca Viranşehir’de gerçekleştirilen bir müdahale sırasında iki buçuk aylık emzirilen bebeği bulunan bir annenin gözaltına alınması, anne ile bebeğin fiilen ayrılması ve bebeğin düzenli anne sütüne erişiminin engellenmesi, hem anne hem de bebek açısından insan onuruyla bağdaşmayan bir muamele niteliği taşımaktadır."
"İhlaller çözüme olan inancı zayıflatıyor"
Barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin sistematik biçimde engellenmesinin demokratik siyaseti daralttığını ifade eden Dicle Aksu, "Barış sürecinin kalıcı olabilmesi, devletin şiddetten arındırılmış bir güvenlik anlayışını benimsemesine ve işkenceye sıfır tolerans göstermesine bağlıdır. Aksi halde yaşanan ihlaller toplumsal güvensizliği derinleştirmekte ve çözüm sürecine olan inancı zayıflatmaktadır" dedi.
(AB)

