Şam yönetimine bağlı güçlerin Kuzey ve Doğu Suriye'ye (Rojava) saldırılarını farklı şehirlerde protesto eden yurttaşların gözaltına alınması, tutuklanması ve devamında da hak ihlallerine maruz kalması Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Genel Merkezi tarafından raporlaştırıldı.

Kızıltepe’de polisin yere fırlattığı çocuğun avukatı yaşananları anlattı
"Zincirin bütün aşamalarında hak ihlalleri yaşandı"
1 Ocak 2026- 2 Şubat 2026 tarihleri arasında birçok ilde gerçekleştirilen basın açıklamaları, yürüyüşler ve protesto eylemlerine polis müdahale etti. Bu müdaheleler esnasında ve sonrasında yaşananlar ÖHD’nin Diyarbakır Şubesi’nde ÖHD Genel merkez yöneticisi Mehmet Öner'in yaptığı açıklama ile duyuruldu.
Raporun ÖHD üyesi avukatlar tarafından sahada doğrudan gözlem, gözaltına alınan kişilerle, avukatlarıyla ve aileleriyle görüşmeler, hastane ve adliye süreçleri, basına yansıyan bilgiler ve görsel kayıtlarla elde edildiğini belirten Öner “Elde edilen veriler, ihlallerin tesadüfi ya da münferit olmadığını; yakalama anından gözaltı sürecine, sağlık muayenesinden yargılamaya kadar uzanan zincirin bütün aşamalarında sistematik bir hak ihlali pratiğinin işletildiğini ortaya koymaktadır” dedi.
Tespit edilebildiği kadarıyla ülke genelinde en az 49 ayrı kolluk müdahalesi gerçekleştiğini, en az 840 kişinin gözaltına alındığını ve en az 118 kişinin tutuklandığını açıklayan Öner, “133 kişi hakkında ise ‘adli kontrol’ uygulandı. Gözaltı ve tutuklama kararlarının büyük bir kısmı herhangi bir şiddet içermeyen, tamamen barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşleri ile basın açıklamalarına katılım gerekçesiyle verildi. Bu tablo, anayasa ve tarafı olunan uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış temel hakların fiilen askıya alındığını göstermektedir” diye belirtti.

"Şırnak'ta gözaltındaki çocuklar gerçeğe aykırı beyan vermeye zorlanıyor"
Çocuklara yönelik hak ihlalleri öne çıktı
Öner, devamla şunları kaydetti:
“Raporda özellikle çocuklara yönelik ihlaller dikkat çekicidir. Tespit edilebildiği kadarıyla en az 99 çocuk gözaltına alınmış, en az 25 çocuk hakkında tutuklama kararı verilmiştir. Çocukların yakalama sırasında darp edildiği, ters kelepçe uygulamasına maruz bırakıldığı, yetişkinlerle birlikte gözaltında tutulduğu ve çocuk adalet sisteminin temel güvencelerinin hiçe sayıldığı yönünde çok sayıda beyan rapora yansımıştır. Bu uygulamalar, çocuğun üstün yararı ilkesinin ve uluslararası çocuk hakları sözleşmelerinin açık ihlalidir."
"Yine verilerimize göre en az 106 kişi, yakalama anında veya gözaltı sürecinde darp, copla vurma, ters kelepçe, yerde sürükleme, tehdit ve hakarete maruz kaldığını beyan etmiştir. Bazı vakalarda boğmaya çalışma, uzun süre ayakta bekletme, psikolojik baskı ve cinsel saldırı tehdidi gibi ağır iddialar bulunmaktadır. Ayrıca sağlık muayenelerinin usulüne uygun yapılmadığı, darp ve cebir izlerinin raporlara geçirilmediği, kolluk görevlilerinin muayene sürecine fiilen müdahil olduğu yönündeki bulgular, işkence ve kötü muamelenin belgelenmesinin sistematik olarak engellendiğini göstermektedir."
"Raporda yer alan vakalar, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin açık biçimde ihlal edildiğini göstermektedir. Barışçıl eylemlere katılım, basın açıklaması yapmak, slogan atmak ya da pankart taşımak gibi anayasal haklar, hukuki dayanağı olmayan biçimde ‘örgüt propagandası’, ‘kanuna aykırı toplantı’ ya da ‘görevli memura direnme’ suçlamalarına konu edilmiştir. Suçun unsurları oluşmadan, soyut ve geniş yorumlara dayalı isnatlarla özgürlük kısıtlayıcı tedbirlerin uygulanması, ceza hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Bu durum, Kürt meselesi bağlamında hukukun siyasal amaçlarla araçsallaştırıldığını ve Rojava’daki gelişmelerle bağlantılı olarak Türkiye’de muhalif her sesin kriminalize edildiğini göstermektedir."

Yıllar sonra yeniden "taş atan çocuklar" suçlaması
Avukatlar ve gazetecilere yönelik ihlaller
Raporda savunma mesleğinin doğrudan hedef alındığını ve avukatlara yönelik müdahalelerin sistematik bir nitelik kazandığını söyleyen Öner, avukatların yer yer tehdir edildiğini ve işlerini yapmalarının engellendiğini anlattı. Protestoları takip eden gazetecilerin de polis müdahalesine maruz kaldığının altını çizen Öner, gazetecilerin darp edilerek gözaltına alındığı, haber takibinin fiilen suç haline getirildiği çok sayıda vaka olduğunu aldığını söyledi.
İşkence ve kötü muamele yasağının mutlak bir yasak olduğunu hatırlatan Öner, rapora ilişkin insan hakları kurumlarına ve uluslararası mekanizmalarına çağrı yaptı:
"Barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik yasaklamalara son verilmeli, keyfi gözaltı ve tutuklamalar derhal durdurulmalı, işkence ve kötü muamele iddiaları hakkında bağımsız ve etkili soruşturmalar yürütülmeli ve çocuklara yönelik ağır hak ihlallerinin sorumluları hesap vermelidir. ÖHD olarak, hak ihlallerini belgelemeye, mağdurların yanında olmaya ve hakikati kamuoyuna taşımaya devam edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz."
(NÖ)

