Aile içinde fısıltıyla dolaşan sırlar, kimi zaman yıllar sonra bir serginin merkezine yerleşir. Okyanus Çağrı Çamcı’nın ilk kişisel sergisi Sub Rosa, tam da bu görünmez alanı görünür kılma arzusundan doğdu.
Prince Claus 2025 Seed Award ve Grantmakers 4 Girls of Color ile Global Narrative Hive ortak sponsorluğunda @ourcollectivepractice tarafından yürütülen The Narrative Revolution Fellowship desteğiyle gerçekleştirilen sergi, 13 Şubat’ta Depo İstanbul’da izleyiciyle buluştu.
Üretiminde annesi, anneannesi ve teyzelerinin yaşamlarını kendi anlatısıyla iç içe geçiren sanatçı, kuşaklar boyunca aktarılan; ancak çoğu zaman adı konmadan taşınan bağları görünür kılmaya çalışıyor.
Çamcı, ev içindeki güç ilişkilerinin “olağan” sayılan biçimlerinin yarattığı kırılganlıklara odaklanıyor ve miras alınan bu davranış kalıplarının nasıl yeniden üretildiğini sorguluyor.
Köklere yolculuk
Sanatçı, sergisine hazırlanış ve sergisinin kurulum sürecinin, köklerine doğru bir yolculukla doğrudan ilgili olduğunu söyledi:
“2015’de annemin hikâyesini araştırmaya başladım. Annemle aramızda bir sessizlik ve iletişimsizlik vardı. Sonrasında zaman içerisinde teyzelerime odaklandım ve onlarla alakalı farklı seriler ürettim. Sergide gördüğünüz motiflerin çoğu büyük teyzemle alakalı. Onun çeyizlerini, evindeki perdeleri, masa örtülerini kullandım. Bir yandan da yöresel unsurlar olduğu için yöreyi de (Giresun, Bulancak) araştırdım.
“Sonrasında, anneannem vefat etmeden kısa bir süre önce bana fotoğraf arşivini gönderdi. Aslında o arşivi gönderirken tek istediği, onun hayatını bir şekilde çalışmamı istemesiydi. Ben de bu amaçla, üç sene sonra ALİKEV Genç Sanatçı Fonu’na başvurdum. Babası 9 köyün muhtarı bir adamdı ve o dönem bildiğim üç eşi vardı. Sergide iki yaşmaklı kadın var örneğin, bunlar kumalar. Biraz o ailenin hikâyesine odaklanmak istiyordum. Köyü gezmeye başladım ve araştırmam sırasında o köyün, bir Alevi köyü olduğunu öğrendim. Sonrasında da annemin köklerinin Alevi olduğunu öğrendim. Araştırmam anneannemle başladı ve onun annesine doğru gitti. Bir video da denedim. Şeyh Musa Köyü’nde ve yayla’da çektim bunu ve anneannemin anneme anlattığı bir hikâyeyi seslendirdim. Sergiye paralel bir yayın da yapıyoruz, yedi yazarın bulunduğu. Daha kuir bir yayın bu tabii ki.”

Gülün altına söylenen sır
Çamcı, Sub Rosa’nın anlamını şöyle açıkladı:
“Sub Rosa, gülün altına söylenen sır; açığa çıkmayan, odada konuşulan ve odadan çıkmayan şeyin, gülün dalında kalması gerektiğini sembolize ediyor. Biraz bu sergi de 2015 itibarıyla yaptığım araştırmaların son çıktısı gibi. Artık konuştuğum ve gösterdiğim, yaptığım o parça parça işlerin seyircinin karşısına çıkan bir hâli aslında. İlk solo sergim. Bu nedenle tabii ki çok heyecanlı hissediyorum, sekiz aydır küratörüm Görkem İmrek’le büyük bir özveriyle çalıştık ve şimdi de emeğimizin karşılığını görmeyi umuyoruz.”
Sanatçı, Depo İstanbul’un kendisi için nasıl bir alan olduğunu ve ona nasıl bir imkân sağladığını ise şöyle anlattı:
“Depo, biz bağımsız sanatçılar açısından çok kıymetli bir alan. Bize böyle bir imkân sağladıkları için onlara minnettarım, öncelikle bunu belirteyim. Daha önce de Depo’da Sınır/sız’ların kürate ettiği Eksilerek Biriken isimli grup sergisinde yer almıştım. Aslında bu sergide de o serginin izleri var. Mesela orada tekil kelebek figürü vardı, bu sefer dayanışan ve çoğalan, bir arada olan çoğul kompozisyonlar var. Bu sefer yan yana duran bacılar, kadınlar var diyebilirim. Kendi sürecim de seçilmiş ailemin oluşması, İstanbul’daki sürecin o dayanışmaya ortak olma hâli diyebilirim. Serginin değdiği yer biraz da bu aslında. Tekil olma hâlinden çoğul olmaya, dayanışmaya ve mücadeleye doğru ilerledi. Bunu yansıtmak istedik Sub Rosa’da.
“Bu vesileyle odadaki fil tamamen ortadan kalkmadı; ama fil için bir ışık yandı ve o filin orada olduğunu artık biliyor herkes. Şimdi sanırım, fil o odadan çıkmanın yollarını arayacak. Ama bu yollar aile ile kesişmek zorunda değil. Belki aşkla ilgili bir yerden açılacak. Belki politik bir düzlemde karşılığını bulacak. Örneğin şu anda hayratlarla ilgili bir çalışma yürütüyorum. Bambaşka bir yerden. Ama bulunduğum noktada biraz anmakla ilgili bir yerdeyim.”

Sergi, pazar ve pazartesi günleri dışında her gün 11.00-19.00 saatleri arasında, 11 Nisan’a kadar ziyaret edilebilir. (TY)

