Nepal’de 5 Mart 2026’daki Temsilciler Meclisi seçiminin sonuçları netleşti. Seçimlerinin resmî sonuçları 12 Mart’ta Nepal Seçim Komisyonu'nca ilan edildi.
Seçim Komisyonu parlamentodaki dar bölge sistemine göre seçilen 165 sandalyenin hangi milletvekillerince kazanıldığını açıkladı. Ardından nispi temsil esasına göre 100 sandalyenin altı parti arasında nasıl dağıtılacağını belirledi ve partiler en son 16 Mart'ta bu sandalyelere kimleri oturtacaklarının listelrini Komisyon’a sundular ve Nepal parlamentosunun 265 sandalyesinin dağılımı dün akşam tamamlandı.
Ortaya çıkan tabloya göre Milli Bağımsızlık Partisi (Rastriya Swatantra Party [RSP]) 182 sandalye, Nepal Kongresi 38, Nepal Komünist Partisi-Birleşik Marksist Leninist [CPN-UML] 25, Nepal Komünist Partisi 17, Emek Kültürü Partisi (Shram Sanskriti Party) 7, Milli Demokratik Parti (Rastriya Prajatantra Party) 5 milletvekiliyle meclise girdi, bir de bağımsız milletvekili seçildi.
Böylece RSP, 275 üyeli Meclis’te çoğunluk eşiği 138 milletvekilinin çok üstüne çıkarak tek başına iktidara geldi ve hükümet kurma hakkını kazandı.
Balen Şah ve partisinin zaferi
Seçim sonuçlarının önemi yalnızca bir partinin seçim kazanmasında değil, kazanan partinin Nepal’de 1990 sonrası kurulan siyasal dengeyi kırmasında yatıyor. Reuters’ın haberinde vurguladığı gibi, üç yıllık bir partinin böylesi ezici çoğunluk elde etmesi, hem geleneksel koalisyon hükümetleri devrini hem de eskiden beri gelen "partiler arasında dönüşümlü iktidar” mantığını sarsıyor.
5 Mart seçimleri 2025 sonbaharındaki Z Kuşağı öncülüğündeki yolsuzluk karşıtı ayaklanmayı izleyen ilk genel seçimdi. Dolayısıyla RSP’nin zaferi yalnızca sandık başarısı değil, aynı zamanda genç kuşakların, kentli orta sınıfların ve mevcut düzenden bıkan geniş kesimlerin geleneksel seçkinlere yönelik bir cezalandırma oylaması olarak okunuyor.
Partinin popüler simgesi Balen Şah’ın kişiliğinde somutlaşan klasik ideolojik aidiyetlerden çok, “temiz yönetim, işleyen devlet, yolsuzluğun son bulması ve siyasi istikrar” vaadiydi. Bu yüzden RSP'nin zaferiyle, Nepal siyasetinde sadece yerleşik partiler arasında yer değiştimeye dayalı sistem değil, temsil biçimi de değişti. Kutuplaşma sol-sağ ayrımından çok, “eski kastlaşmış siyaset” ile “teknokratik-popülist yenilenme” arasındaki gerilimde öne çıktı.
Ancak bu zafer bir riskle yüzyüze. RSP ve Balen Şah, günümüze kadar bir itiraz ve temizlik hareketi olarak yükseldi; ancak şimdi devletin bütün ağırlığını omuzlaması gerekiyor. Mecliste ezici çoğunluğa sahip olması partiye reformları gerçekleştirme kapasitesi sağlıyor; aynı zamanda yürütmenin aşırı merkezileşmesi, muhalefetin zayıflaması ve “istikrar” uğruna kuvvetler ayrılığının daralması riskini de beraberinde getiriyor. 5 Mart seçiminin sonuçları Nepal için hem bir yenilenme fırsatını hem de yeni bir iktidar yoğunlaşması ihtimalini beraberinde getiriyor. Bu nedenle Balen’in zaferi sıradan bir hükümet değişiminin ötesinde önem kazanıyor.
Komünistlerin ve Kongre muhalefetinin durumu
Muhalefet cephesinin iki büyük bloku ağır bir sarsıntı geçirdi. Komünist hareketin ana gövdesi CPN-UML, yenilgiyi açıkça kabul etmek zorunda kaldı; parti içinde asıl tartışma, seçim sonucunu inkardan çok, neden bu kadar çöktükleri ve bunda liderliğin sorumluluğunun payı çevresinde dönüyor. Komünistlerin önündeki temel sorun, yalnızca sandalye kaybı değil; özellikle genç seçmen nezdinde “değişimin taşıyıcısı” olma iddialarını yitirmiş olmaları. Buna karşılık daha küçük komünist güçlerin ve Maoist unsurların, mevcut federal cumhuriyeti, sosyal hakları ve yerel dengeleri savunma yönünde tutum takınmaları muhtemel. Başka bir deyişle Nepal solu şu anda taarruz değil, savunma ve yeniden mevzilenme halinde.
Nepal Kongresi açısından tablo daha da sarsıcı. Partinin meclisteki sandalye sayısı 38'e düşerek tarihî bir gerilemeye uğradı. Parti yönetimi seçim sonuçlarını değerlendirmek için merkez komitesi toplantısına giderken, Gagan Thapa başta olmak üzere üst yönetim üzerinde ciddi bir sorumluluk baskısı oluşmuştu. Kongre’nin kısa vadede hükümet alternatifi olması gerçekçi görünmüyor; çünkü ortada koalisyon pazarlığıyla aşılabilecek bir denklem değil, açık bir tek parti çoğunluğu var. Bu nedenle Kongre’nin önündeki esas görev, kendisini “eski düzenin bir parçası” olmaktan çıkarıp yeniden anayasal-demokratik merkez muhalefet olarak kurabilmek. Başarabilirse RSP’ye karşı kurumsal denge, hukukun üstünlüğü ve çoğulculuk adına bir hat kurabilir; başaramazsa, Nepal’de muhalefet uzun süre etkisizleşebilir.
Nepal’i kısa vadede neler bekliyor?
Kısa sürede Nepal’i bekleyen ilk konu, seçim sonrası anayasal takvimin tamamlanması. Anayasa’ya göre Cumhurbaşkanının, nihai sonuçların ilanından itibaren 30 gün içinde Federal Parlamento’yu toplantıya çağırması gerekiyor. İlk oturumdan sonra da 15 gün içinde Meclis Başkanı ve Başkanvekilinin seçilmesi gerekiyor. Bunun ardından yeni çoğunluğun liderinim başbakan olarak atanması geliyor. Seçim bitmiş olsa da devletin yeni siyasal mimarisi önümüzdeki haftalarda şekillenecek.
4 sınav
Ama asıl büyük mesele anayasal prosedürlerden ibaret değil. Nepal’in önünde dört yakın sınav var: Birincisi, RSP’nin protesto enerjisini kurumsal yönetime dönüştürüp dönüştüremeyeceği; ikincisi, ekonomik krizin, işsizliğin ve genç göçünün frenlenip frenlenemeyeceği; üçüncüsü, 2025 ayaklanmasında ölen 77 kişiyle simgelenen adalet ve hesap verme talebinin nasıl karşılanacağı; dördüncüsü de muhalefetin çöküşünün sistemde bir boşluk yaratıp yaratmayacağı.
Balen Şah yönetiminin yolsuzlukla mücadele ve ekonomik iyileşme konusunda hızlı sonuç üretmesi halinde Nepal’de yeni bir hegemonya doğabilir. Ama beklenti çok yükselir buna karşılık sonuç alınması gecikirse, aynı toplumsal enerji bu kez yeni iktidara karşı da dönebilir. Bu yüzden Nepal’in yakın geleceği, sadece “güçlü bir hükümet dönemi” değil; aynı zamanda yüksek toplumsal beklentiyle kuşatılmış kırılgan bir yeniden kuruluş dönemi olacak.

