Narin Güran dosyası için Meclis araştırması önergesi
8 yaşındaki Narin Güran’ın 21 Ağustos 2024’te Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde kaybolmasının üzerinden iki yıl geçti.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin soruşturma ve yargılama süreçlerinin araştırılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) Meclis araştırması önergesi sundu.
Çelenk, önergede dosyanın adil yargılanma hakkı, bilirkişilik sistemi, teknik delillerin güvenilirliği ve ceza yargılamalarının kamuoyu baskısı altında yürütülmesi bakımından incelenmesini talep etti.
Soruşturmanın başlangıcından itibaren Güran ailesinin bazı üyelerinin televizyon yayınları ve sosyal medyada “peşinen suçlu ilan edildiği” belirten Çelenk, masumiyet karinesinin zedelediğini kaydetti. Dolaşıma sokulan pek çok iddianın doğrulanmış bilgi gibi sunulduğunu söyledi.
Çelenk, önergede şunları kaydetti:
“Narin Güran davası Türkiye’nin son yıllarda en yoğun kamuoyu baskısı altında yürütülen ceza yargılamalarından biri haline gelmiştir. Süreç boyunca medya yayınları, sosyal medya kampanyaları ve kamuoyunda oluşturulan peşin hüküm ortamı, maddi gerçeğin sağlıklı biçimde araştırılmasını engellemiş, masumiyet karinesi ağır biçimde ihlal edilmiştir. Dava sürecinde aile üyelerini peşinen suçlu ilan eden yayınlar günlerce televizyon ekranlarında ve sosyal medyada dolaşıma sokulmuş, gerçekliği bulunmayan çok sayıda içerik kesinleşmiş olgular gibi sunulmuştur. “Karanlık aile”, “köyde çocuk mezarları”, “aile organize hareket etti” gibi başlıklarla yapılan yayınlar hukuki değerlendirmelerin önüne geçmiş ve kamuoyunda geri dönüşü zor bir algı oluşturmuştur.
Dosyanın bütününe bakıldığında, cesede fiziksel temas ettiği sabit olan tek kişi (Nevzat Bahtiyar) hakkında verilen hüküm ile aile üyelerine (anne Yüksel Güran, kardeş Enes Güran ve amca Salim Güran) verilen ağırlaştırılmış müebbet cezaları arasındaki çelişki kamu vicdanında ciddi soru işaretleri yaratmıştır.
İstinaf aşamasında Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı tarafından yazılan kapsamlı karşı oy yazısı ise dosyada ciddi hukuki ve teknik sorunlar bulunduğunu açık biçimde ortaya koymuştur. Karşı oyda delillerin eksik incelendiği, teknik raporların kesin kanaat oluşturacak nitelikte olmadığı ve “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin göz ardı edildiği vurgulanmıştır. Özellikle daraltılmış baz raporu ile Ulusal Kriminal Büro adlı özel şirket tarafından hazırlanan görüntü inceleme raporlarının bilimsel güvenilirliğine yönelik kapsamlı eleştiriler yapılmıştır.
UKB adlı özel şirket tarafından hazırlanan görüntü inceleme raporlarında düşük çözünürlüklü görüntüler üzerinden “karartı” tespitleri yapılmış, ancak bağımsız uzman incelemeleri bu görüntülerin insan hareketliliğini kesin biçimde doğrulayabilecek teknik yeterlilikten uzak olduğunu ortaya koymuştur. Buna rağmen söz konusu raporlar ağırlaştırılmış müebbet cezalarının temel teknik dayanaklarından biri haline getirilmiştir. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran siyasi ve sansasyonel davalarda sıkça öne çıkan şirketin, Narin Güran dosyasında da olay yerinde herhangi bir saha doğrulaması yapmadan yalnızca uzaktan analiz yöntemiyle kesin kanaat oluşturan değerlendirmelerde bulunması ciddi soru işaretleri yaratmıştır.
Dosyada hükme esas alınan daraltılmış baz analizlerinde ise kişilerin olay günü oda oda, metre metre ve dakika hassasiyetinde belirli noktalarda bulunduğu ileri sürülmüş, ancak bağımsız uzman incelemelerinde HTS ve baz istasyonu kayıtlarının teknik yetersizlikleri ayrıntılı biçimde ortaya konulmuştur. Geçmişe dönük biçimde oda oda ve adım adım konum belirlemenin mevcut telekomünikasyon teknolojileriyle mümkün olmadığı belirtilmesine rağmen bu analizlerin kesin delil gibi kabul edilmesi, yalnızca bu dosya bakımından değil, gelecekte bütün yurttaşlar açısından da ciddi hak ihlalleri yaratma potansiyeli taşımaktadır.
Dosyada teknik raporların güvenilirliğine ilişkin tartışmalar sürerken, delillere erişim konusunda yaşanan gelişmeler de adil yargılanma hakkına ilişkin kaygıları iyice artırmıştır. Nitekim, Arif Güran vekili tarafından talep edilen ve dosyada delil niteliği taşıyan otopsi fotoğraf ve video kayıtlarının kendisine verilmesi talebi Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Mahkeme, ret gerekçesi olarak “maktulün lekelenmeme hakkını ve özel hayatın gizliliğini” gerekçe göstermiştir.
Türkiye’de toplumsal barışın, demokratikleşmenin ve hukuka güvenin yeniden tesis edilmesinin tartışıldığı bu yeni süreçte, Narin Güran dosyasında aile üyelerinin adil yargılanma hakkına ilişkin ortaya çıkan ağır tartışmaların görmezden gelinmesi mümkün değildir. Toplumsal barışın kalıcı hale gelmesi, ancak adaletin herkes için eşit biçimde güvence altına alınmasıyla mümkündür.
Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi kapsamında hiçbir dosyanın üzerinin örtülmesine ve hiçbir delilin karartılmasına izin verilmeyeceği, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için çalışılacağı yönünde açıklamalar yapılmıştır. Narin Güran dosyasında aile üyelerinin adil yargılanma hakkına ilişkin ortaya çıkan ağır tartışmalar dikkate alındığında, aynı adalet ve hakikat arayışının Güran ailesi bakımından da eksiksiz biçimde işletilmesi gerekmektedir.
Dosyanın bütününe bakıldığında, medya baskısıyla şekillenen peşin hüküm ortamı, bilimsel güvenilirliği tartışmalı teknik raporlar, hızlı yargılama süreci ve kapsamlı teknik değerlendirmelerin dikkate alınmaması nedeniyle Türkiye’de adil yargılanma hakkı ve hukuk devleti ilkesi bakımından çok ağır bir tablo ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Narin Güran dosyasında ortaya çıkan teknik, hukuki ve toplumsal sorunların bütün yönleriyle araştırılması amacıyla bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmalıdır.”
Narin Güran cinayeti
Narin Güran 21 Ağustos 2024’te Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde kayboldu. 8 yaşındaydı. Cenazesi 19 gün sonra 8 Eylül’de Eğertutmaz Deresi’nde bulundu.
Adli Tıp Kurumu 19 Eylül’de Güran’ın ölümünü "ağız burun kapanması ve boyuna baskı sonucu oksijensiz bırakılmasına bağlı ölüm" şeklinde raporladı. Cinayet olduğu kesinleşti.
Aile üyelerine Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Yargılama 7 Kasım’da başladı. Karar ise 28 Aralık’ta çıktı.
Anne Yüksel Güran, kardeş Enes Güran ve amca Salim Güran “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Narin Güran’ın cansız bedenini dere yatağına taşıdığı ve cesede temas ettiği sabit olan tek kişi Nevzat Bahtiyar ise ilk aşamada yalnızca “suç delillerini yok etme” suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Yargıtay'ın bozma kararının ardından ise “nitelikli olarak çocuğu kasten öldürmeye yardım” suçundan takdiri indirim olmaksızın 17 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Dava, boyutu itibari ile Türkiye’nin gördüğü en hızlı yargılamalardan biri oldu.
Sevilay Çelenk'in Narin Güran cinayeti üzerine bianet'te kaleme aldığı yazılara aşağıdaki linklere tıklayarak ulaşabilirsiniz:
Narin'e hakikat borcumuz var: Olaylar nasıl Güran ailesinin aleyhine döndü?
NARİN: ÇAĞIN KARANLIK YÜZÜ - 1
Birinci yıl sona ererken Narin Davası
NARİN: ÇAĞIN KARANLIK YÜZÜ - 2
Erzincan’da Yüksel ve Enes’le...
NARİN: ÇAĞIN KARANLIK YÜZÜ - 3
Linç haberciliği, kumpas yargısı ve Güranlar
NARİN: ÇAĞIN KARANLIK YÜZÜ - 4
Sırrı Süreyya Önder, hayat bilgisi ve Narin
NARİN: ÇAĞIN KARANLIK YÜZÜ - 5
Sonuç yerine: Güran Ailesi ne anlatsın?
(HA)