Kürt sorununun barışçıl çözümü ve kadınların barış politikalarının hayata geçirilmesi amacıyla örgütlenen Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, Kuzey ve Doğu Suriye (Rojava) halklarıyla dayanışma amacıyla dün akşam (28 Ocak) Suruç’a doğru yola çıktı.
İnisiyatif, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İstanbul ve Ankara’dan yola çıkan kadın ve LGBTİ+’ların Suruç’a varmalarına yaklaşık bir saat kala durdurulduğunu ve Genel Bilgi Taraması (GBT) yapıldığını belirtti.
“Rojava’da yaşamı savunuyoruz”
İnisiyatif, bugün Suruç’ta düzenlediği açıklamasında özetle şöyle dedi:
“Birkaç kilometre ötemizdeki Kobanê, 11 yıl önce kimilerinin ‘düştü düşecek’ diye ellerini ovuşturduğu Kobanê, boğucu bir ablukaya alındı; öyle ki bebekler, gençler soğuktan, elektriksizlikten öldü, hastanelerdeki küvözler çalışmaz oldu. Bugün bu sınırın ötesinde, yanı başımızda, kadınlar kaçırılıyor, cinsel şiddete uğruyor, katlediliyor. Alevi kadınlar, Dürzi kadınlar, Kürt kadınlar, Ezidi kadınlar. HTŞ çarşaf dağıtıyor, giyilmesini zorunlu kılıyor. Çocuklar açlıkla, soğukla karşı karşıya bırakılıyor. Siviller yerlerinden ediliyor, evler bombalanıyor, yaşam alanları yok ediliyor. ‘Ateşkes’ söylemleriyle çelişen biçimde saldırılar ve öldürücü bir kuşatma sürüyor; kadınlar ve çocuklar korunmasız bırakılıyor. İşte tam da bugün Suruç’ta Mürşitpınar Sınır Kapısı açılsın diyoruz; kuşatma kaldırılsın, bu sınır kapısı açılsın ve Kobanê halkına yardımlar ulaştırılsın demek için bir aradayız.
Biz biliyoruz ki Rojava’da hedef alınan yalnızca bir coğrafya değil. Hedef alınan; halkların eşit, özgür ve bir arada yaşama iradesi. Hedef alınan; kadınların eşit olduğu bir yaşam ve kurucusu olduğu bir barış fikri. Dolayısıyla bu, özellikle biz kadınlar ve LGBTİ+lar için, nasıl bir dünyada yaşamak istediğimize dair bir savaş aynı zamanda: Sırf emperyalizm bölgede, Rojava gibi, inançların ve halkların kendi kaderi hakkında karar aldığı bir yer istemiyor, bunun yerine kendi idaresindeki İslamcıları seçiyor ve bu Türkiye’de AKP iktidarının kendi dünya görüşü ve bölgesel yayılmacılığına uyuyor diye cihatçılığın devletleştiği, katliamın cihatçılar eliyle yapıldığında meşru sayıldığı, hiçbir kadının, LGBTİ+nın güvende olmadığı bir dünya mı? Yoksa kimsenin kimliğinden ve inancından ötürü ayrımcılığa uğramadığı seküler bir düzende, eşitliğin emperyalist devletlerin bir lütfu olarak değil kendi mücadelemizle gerçekten mümkün olduğu bir dünya mı? Biz ikincisini seçiyoruz.
Gerçek, eşit ve onurlu bir barış talep etmek suç değildir; aksine, savaşa razı olmamak hepimizin sorumluluğu. Uluslararası toplumu, BM’yi, kadın örgütlerini, insan hakları savunucularını göreve çağırıyoruz. Rojava’da kadınlara yönelik şiddet acilen izlenmeli, belgelenmeli ve durdurulmalıdır. Siviller için insani yardım ve güvenli yaşam koşulları sağlanmalı. Savaşı derinleştiren tüm aktörler teşhir edilmeli, barış için sorumluluk almaya zorlanmalı. Biz kadınlar, barışı dayanışmamızla, ortak mücadelemizle sınırları aşarak kuranlarız. Rojava’da barış, bu coğrafyada barışın olmazsa olmazıdır. Bu topraklarda, hepimiz için, kadınların eşit yaşadığı bir gelecek ancak böyle mümkün.
Buradan bir kez daha, 30’a yakın ülkeden 216 kadın ve LGBTİ+ örgütünün imzasıyla duyurulan üç acil talebimizi hatırlatıyoruz. Biz, savaşa karşı barışı savunuyoruz. Rojava’da yaşamı savunuyoruz. Kadınların mücadelesiyle barışı büyütüyoruz. Jin, Jîyan, Azadî.”
216 kadın ve LGBTİ+ örgütünden imza
İnisiyatif, iki gün önce (27 Ocak) yayımladığı uluslararası metinde de aşağıda yer alan üç talebi sıralamış ve dünyanın her yerinde devletler, ABD, Türkiye ve Suriye konsoloslukları üzerinde baskı kurmaya çağırmıştı.
Acil talepler:
- Kürt halkına ve Suriye’deki tüm diğer halklara karşı saldırılar bir an önce durdurulsun. Kobanê kenti üzerindeki kuşatma kaldırılsın, yaşamsal ihtiyaçları karşılayacak malzemelerin girişi sağlansın.
- Suriye’de Kürtlerin ve diğer halkların kendi kaderlerini belirleme ve uygun gördükleri yöntemle kendi kendini yönetme hakkı tanınsın, dışarıdan bunu engellemek için kanlı müdahalelere son verilsin.
- Sivil halka, direnişçilere, kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik savaş suçları son bulsun. Bu suçları işleyen IŞİD ve HTŞ çeteleri (ve altındaki diğer gruplar) yaptıklarından sorumlu tutulsun, hesap verebilirlikleri sağlansın.
(TY)

