TBMM Genel Kurulu'nda, kamuoyunda fon krizi olarak bilinen sermaye piyasası skandalının araştırılması için 5 muhalefet grubunun ayrı ayrı verdiği önergelerin gündeme alınması, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
Yeni Yol, İYİ Parti, CHP, DEM Parti ve Yeni Parti grupları, 8 Ekim Perşembe günkü görüşmelerde fonlardaki manipülasyon iddialarının, yatırımcıların zararlarının, siyasi bağlantıların, denetim kurumlarının sorumluluğunun ve şüpheli para transferlerinin araştırılmasını istedi.
Muhalefet milletvekilleri, 455 bin 758 yatırımcının doğrudan etkilendiğini belirttikleri krizde, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) ve diğer kamu kurumlarının zamanında müdahale etmediğini ileri sürdü.
AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, idari ve adli soruşturmaların sürdüğünü, suç işleyenlerin hesap vereceğini savunurken bazı siyasetçiler ve yakınları hakkındaki iddiaların iftira olduğunu öne sürdü.
Muhalefet ise adli soruşturmanın TBMM'nin denetim görevini ortadan kaldırmayacağını belirterek ayrı bir araştırma komisyonu kurulmasında ısrar etti.
Grup önerilerinin reddedilmesiyle fon işlemlerinin, kamu kurumlarının sorumluluğunun ve siyasi bağlantı iddialarının araştırılması amacıyla TBMM'de komisyon kurulması kararı alınamadı.
CHP: SPK 2020'den beri uyarıları biliyordu
CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, bağımsız denetim şirketlerinin 2020'den 2026'nın ilk çeyreğine kadar hazırladıkları raporlarda fonlardaki sorunlara dikkat çekildiğini ileri sürdü.
Bu raporların Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) yayımlandığını belirten Akay, dolayısıyla SPK'nin gelişmelerden haberdar olması gerektiğini söyledi.
Akay ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Şubat 2025'te SPK'ye iddialarla ilgili yazı gönderdiğini, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in de 2025'in son çeyreğinde soruna dikkat çektiğini öne sürdü.
CHP milletvekili, denetim kurumlarının bu uyarılara rağmen neden zamanında müdahale etmediğinin, SPK bünyesinde kurulan çalışma grubunun hangi işlemleri gerçekleştirdiğinin ve sorumlular hakkında neden önlem alınmadığının araştırılmasını istedi.
Akay'ın gündeme getirdiği iddialar, krizin yalnızca Eylül 2026'da ortaya çıkan bir sorun olmadığını, daha önce kamu kurumlarına ulaşan uyarıların da bulunabileceğini gösteriyor.
CHP'den milyarlarca dolarlık transfer sorusu
Akay, konuşmasında fon soruşturmasında adı geçen şirketlerden biri üzerinden gerçekleştirildiği ileri sürülen büyük tutarlı dijital varlık transferlerini de gündeme getirdi.
Bir şirketin 3 milyar ve 5 milyar dolar tutarında dijital varlık transferleri yapıp yapmadığını soran Akay, bunların soğuk cüzdanlara aktarılarak yurt dışına çıkarıldığı iddiasının açıklığa kavuşturulmasını istedi.
CHP milletvekili şu soruları yöneltti:
“Bu varlıkların soğuk cüzdanlara aktarılarak yurt dışına çıkarıldığı doğru mu? Bu firma Özata Denizcilik midir iddia edildiği gibi?”
Akay, bu işlemlerden Mali Suçları Araştırma Kurulunun (MASAK), SPK'nin ve diğer kamu kurumlarının haberdar olup olmadığının açıklanmasını istedi.
CHP, şüpheli kazançların izlenmesini, yurt dışına çıkarılmış olabilecek varlıkların araştırılmasını ve yatırımcı zararlarının karşılanmasını sağlayacak tedbirlerin belirlenmesini talep etti.
DEVA'lı Kısacık: SPK 23 gündür ne yapıyor?
Yeni Yol Grubu adına konuşan DEVA Partili Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, fon krizinin ortaya çıkmasının üzerinden 23 gün geçmesine rağmen SPK yönetiminin kamuoyuna yeterli açıklama yapmadığını söyledi.
Kısacık, yatırımcıların fonlara giriş ve çıkış tarihlerinin, kazançlarının ve para hareketlerinin elektronik kayıtlarda bulunduğunu hatırlatarak işlemlerin incelenmesinin haftalar sürmemesi gerektiğini savundu.
SPK'nin çalışmalarını eleştiren Kısacık, hesapların kısa sürede incelenebileceğini belirterek şu soruyu yöneltti:
“İki saatlik işi yirmi üç günde bitiremediniz, iki saatlik iş ya.”
Kısacık, AKP'nin araştırma komisyonuna karşı çıkmasına da tepki gösterdi. Yeni Yol'un önergesi, fon işlemlerindeki organize suç ve dolandırıcılık iddialarının, kriz öncesinde para çekerek kazanç sağladığı ileri sürülen kişilerin, siyasi ve idari bağlantıların ve tasfiye işlemlerinin araştırılmasını öngörüyordu.
Kısacık, kamuoyuna hangi işlemlerin yapıldığının açıklanmasını ve mağdurların zararlarının karşılanmasını istedi.
Yeni Parti: "İlk girenler sonradan gelenlerin parasıyla mı kazandı?"
Yeni Parti Muğla Milletvekili Gizem Özcan, fon krizinin ortaya çıkmasına yol açmış olabilecek manipülasyon mekanizmasının araştırılmasını istedi.
Özcan, işlem hacmi düşük hisselerin belirli fonlar üzerinden koordineli biçimde yükseltilmesi, ardından bu hisseleri taşıyan fonların yüksek getirilerle yatırımcılara pazarlanması ihtimaline dikkat çekti.
Bu yöntemde, fonlara ilk giren yatırımcıların daha sonra sisteme katılanların parasıyla olağanüstü kazanç elde ederek ayrılmış olabileceklerini söyledi.
Özcan, fonların ilk finansmanını kimlerin sağladığının, hisselerin hangi hesaplardan alındığının ve kimlerin hangi tarihlerde ne kadar kazanç elde ederek sistemden çıktığının belirlenmesini istedi.
Yeni Parti milletvekili, Meclis araştırmasının kapsamını şöyle açıkladı:
“İşlem kayıtları, denetim raporları, ihbarlar, şikâyetler incelensin; kurumların hangi tarihte ne bildiği, bildirdiği ortaya çıkarılsın.”
Özcan, adli soruşturmaların sürmesinin Meclisin idari, kurumsal ve siyasi sorumlulukları araştırmasına engel olmadığını belirtti.
Yatırımcıların tasarruflarını denetlendiğine inandıkları lisanslı kuruluşlara emanet ettiğini hatırlatarak devletin yatırımcıları koruma yükümlülüğünün de araştırılmasını istedi.
DEM Parti: Haksız kazançlar mağdurlara aktarılmalı
DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, fon krizini iktidarın ekonomi politikaları, gelir eşitsizliği ve kamu kaynaklarının kullanım biçimiyle birlikte değerlendirdi.
Hükümeti küçük yatırımcıların zarar görmesine yol açan işlemlere zamanında müdahale etmemekle suçlayan Konukçu, fonların yönetiminden ve denetiminden sorumlu kişilerin hesap vermesini istedi.
Konukçu, sorumluların mal varlıklarına el konularak yatırımcıların zararlarının karşılanmasını savundu:
“Bu fonları işleten, bunlardan fahiş kârlar elde edenlerin mal varlıklarına el konmalı ve fon mağdurlarına bu aktarılmalıdır.”
DEM Partili milletvekili, fon krizini yalnızca finansal işlemlerle açıklamanın yetersiz olduğunu belirterek siyasi sorumluların da araştırılmasını istedi.
Konukçu ayrıca Türkiye Varlık Fonu'nun kapatılması gerektiğini savundu. Kamu kaynaklarının kullanımını ve özelleştirme politikalarını eleştirerek fon krizini daha geniş bir ekonomik düzenin sonucu olarak değerlendirdi.
Haksız kazançların mağdurlara aktarılması talebi, bu kazançların tespit edilmesini ve gerekli yargı kararlarının alınmasını gerektiriyor.
İYİ Parti: 455 bin yatırımcının mağduriyeti sınırlı etki mi?
İYİ Parti adına konuşan Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, fon krizinin etkisinin kamuoyuna olduğundan küçük gösterildiğini savundu.
Türkeş Taş, sermaye piyasalarında yaklaşık 6,5 milyon yatırımcı bulunduğunu, bunların 455 bininin fon krizinden doğrudan etkilendiğini belirterek hükümetten sorunun boyutlarını açıklamasını istedi.
Kriz karşısında yatırımcılara vaat değil, somut sonuç sunulması gerektiğini söyledi.
İYİ Parti'nin önergesi, manipülasyon, içeriden öğrenenlerin ticareti, siyasi nüfuz kullanılarak haksız kazanç sağlanması ve yatırımcı mağduriyetleri iddialarının araştırılmasını amaçlıyordu.
Parti ayrıca kamu makamlarının idari ve siyasi sorumluluklarının belirlenmesini ve benzer olayların tekrarlanmasını önleyecek düzenlemelerin hazırlanmasını talep etti.
AKP: Araştırma komisyonu iftira aracı yapılmamalı
Muhalefetin taleplerine yanıt veren AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, fon işlemleriyle ilgili idari ve adli soruşturmaların sürdüğünü belirtti.
Akbaşoğlu, suç işleyenlerin korunmadığını savunurken bazı siyasetçiler ve yakınları hakkında ortaya atılan iddiaların gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın haklarındaki iddiaları reddettiklerini hatırlatan Akbaşoğlu, isimleri kamuoyunda tartışılan kişilere yönelik suçlamaların kanıtlanması gerektiğini söyledi.
Meclis araştırma komisyonunun suçsuz kişileri hedef almanın aracı haline getirilmemesi gerektiğini savundu.
Muhalefet milletvekilleri ise komisyonun görevinin tam da iddiaların doğruluğunu veya yanlışlığını ortaya çıkarmak olduğunu belirterek bu gerekçeye karşı çıktı.
Yeni Yol Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen, şüpheli kazançların kimler tarafından elde edildiğinin açıklanmasını istedi.
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır da Meclis'in geçmişte Susurluk gibi büyük skandalları araştırdığını hatırlatarak fon krizinin neden parlamenter denetime açılmadığını sordu.
Meclis araştırması yapılmayacak mı?
Görüşmelerin sonunda Yeni Yol, İYİ Parti, CHP, DEM Parti ve Yeni Parti gruplarının fon krizine ilişkin araştırma önergelerinin görüşülmesini öne almayı amaçlayan beş ayrı grup önerisi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.
Ret kararları, savcılık soruşturmalarını veya SPK'nin idari incelemelerini durdurmuyor. Ancak Meclisin kendi denetim yetkisini kullanarak fon işlemlerini, kamu kurumlarının sorumluluğunu ve siyasi bağlantı iddialarını araştırması talebi bu aşamada karşılık bulmadı.
Görüşmeler, TBMM çoğunluğunun üç temel sorunun yanıtını ortaya çıkarmaktan kendisini sorumlu saymadığını ortaya çıkardı: Denetim kurumları usulsüzlük iddialarından ne zaman haberdar oldu? Kimler krizden önce yüksek kârla fonlardan çıktı? Mağdurların zararları hangi kaynaklardan karşılanacak?
Arka plan | Meclis araştırması neyi ortaya çıkarabilir?
Meclis araştırması, suçluları yargılayan veya cezalandıran bir süreç değil. Amacı kamuoyunu ilgilendiren bir konunun parlamenter denetim yoluyla incelenmesi.
Fon krizi konusunda kurulacak bir komisyon, SPK ve diğer denetim kurumlarının hangi tarihlerde uyarı aldığını, bu uyarılar üzerine hangi işlemleri yaptığını, tasfiye kararlarının nasıl alındığını ve yatırımcıların zararlarının karşılanması için hangi önlemlerin gerektiğini araştırabilir.
Komisyonun, adli soruşturmalardan farklı olarak, idari ve siyasi sorumluluklar üzerinde durması da mümkün. Bu kapsamda Meclis araştırmasının reddi, çoğunluğun suç iddialarının yargıda soruşturulması dışında bir denetim yolunun kullanılmasını kendi çıkarına uygun bulmadığı anlamına geliyor.
(AEK)







