Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, İstanbul Beyoğlu’nda “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Dayanışma Merkezleri - Uluslararası Deneyimler” başlıklı bir konferans düzenledi.
MA'nın haberine göre, Konferansın “Dayanışma Merkezleri: Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Nasıl Bir Dönüşüm Yaşanıyor?” başlıklı ilk oturumunda Avrupa Şiddete Karşı Kadınlar Ağı (WAVE) temsilcisi Elena Floriani, Danimarka’daki Danner kadın örgütünden Ditte Specht ve Mor Çatı’dan Leyla Soydiç konuştu. Oturumu Mor Çatı gönüllüsü Elif Ege yönetti.
“Kadın örgütleri değişimin aktörleri”
WAVE temsilcisi Elena Floriani, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetle mücadelede uzman destek hizmetlerinin önemine dikkat çekti. Bu hizmetlerin kadınların ihtiyaçlarını merkeze aldığını ve kendi yaşamlarına ilişkin kararlarını desteklediğini söyledi.
Kadın örgütlerinin tarihsel mücadelesine değinen Floriani, 1970’lerde feminist aktivistlerin ilk kadın sığınaklarını açarak şiddeti siyasi gündeme taşıdığını hatırlattı.
Kadın örgütlerinin yalnızca destek hizmeti sunmadığını, toplumsal değişime de öncülük ettiğini belirten Floriani, şöyle konuştu:
“Kadın örgütlerinin kadına yönelik şiddetle mücadele politikalarının oluşmasında en önemli itici güç olduğunu araştırmalar gösteriyor. Bu nedenle kadınlara yönelik uzman destek hizmetlerini yalnızca hizmet sağlayıcılar olarak değil, değişimin aktörleri olarak ele alıyoruz.”
WAVE’nin bu yıl yayımladığı Değişimin Aktörleri (Agents of Change) başlıklı raporun bulgularını da paylaşan Floriani, kadın örgütlerinin kadınların güçlenmesinden yasal düzenlemelere ve kurumlar arası işbirliğine kadar birçok alanda etkili olduğunu söyledi.
Şiddete maruz bırakılan kadınlara destek vermenin yalnızca sığınakta bir yatak sağlamaktan ibaret olmadığını vurgulayan Floriani, “Kadınlara özgü bir yaklaşımı olmayan genel hizmetler, uzman destek hizmetlerinin yerini alamaz. Kadına ve kız çocuklarına yönelik şiddetle anlamlı bir mücadele için bu hizmetler vazgeçilmezdir” dedi.
Kadın haklarına yönelik tepkilerin, toplumsal cinsiyet karşıtı hareketlerin ve finansman kısıtlamalarının kadın örgütlerinin çalışmalarını zorlaştırdığını belirten Floriani, uzman destek hizmetlerinin korunması ve güçlendirilmesi çağrısı yaptı.
“Sığınaktan ayrılmakla mücadele sona ermiyor”
Danimarka’daki Danner kadın örgütünden Ditte Specht, kadına yönelik şiddetle mücadelede farklı sektörlerin ve meslek gruplarının işbirliği yapması gerektiğini söyledi.
Kadın sığınaklarında sunulan desteğin, kadınların sığınaktan ayrılmasıyla sona ermediğini vurgulayan Specht, şiddetten uzak bir yaşam kurmanın uzun bir süreç olduğunu belirtti.
Specht, “Kadın sığınaktan ayrıldığında da desteğimiz sona ermiyor; şiddetten uzak bir yaşama giden yol sığınaktan çıkmakla tamamlanmıyor. Hatta gerçek mücadelenin o zaman başladığını söyleyebiliriz” diye konuştu.
“Kadınlar kendi hayatlarının uzmanıdır”
Mor Çatı gönüllüsü Leyla Soydiç, şiddetin kadınların yaşamında uzun yıllar süren sosyal, ekonomik ve ruhsal sonuçlar yarattığını belirterek dayanışma merkezlerinin bu süreçte kadınlara eşlik ettiğini söyledi.
Erkek şiddetini yalnızca bireysel sorunlarla açıklamanın patriyarkayı ve güç ilişkilerini görünmez kıldığını ifade eden Soydiç, kadınların kendi yaşamlarına ilişkin kararları kendilerinin alması gerektiğini vurguladı.
“Zehirli ilişki” şiddeti görünmez kılıyor
Konferansın “Dayanışma Merkezlerini Çeşitlilikle Sürdürmek” başlıklı ikinci oturumunda Fransa, İspanya ve İtalya’dan kadın örgütlerinin temsilcileri deneyimlerini paylaştı. Oturumu Mor Çatı gönüllüsü Selime Büyükgöze yönetti.
Fransa Ulusal Kadın Dayanışma Federasyonu (FNSF) İletişim Birimi Sorumlusu Camille Lextray, kadınların maruz bırakıldığı şiddetin resmi istatistiklere bütünüyle yansımadığına dikkat çekti. Federasyonun Fransa genelinde 80’den fazla derneği bir araya getirdiğini belirten Lextray, yardım hatlarına başvuran kadınların ortalama üç farklı şiddet biçimi bildirdiğini, psikolojik şiddetin yüzde 85 ile ilk sırada yer aldığını söyledi.
Fransa’da aile içi şiddetin giderek “zehirli ilişki” olarak tanımlanmasına karşı çıkan Lextray, bu ifadenin şiddet uygulayan kişinin sorumluluğunu ve ilişkideki tahakkümü görünmez kıldığını belirtti.
Lextray, “Resmi istatistikler yaşananların yalnızca bir bölümünü gösteriyor. Biz resmi kayıtlarda görünmeyenleri ortaya çıkarmak istiyoruz” dedi.
Göçmen kadınlarla dayanışma
İtalya’daki Casa della Donna bünyesinde faaliyet gösteren Şiddet Karşıtı Merkez’in koordinatörü Dr. Francesca Pidone, örgütün gönüllülerin çalışmalarıyla ayakta durduğunu ve ayrım gözetmeden tüm kadınlara destek sunduğunu anlattı. Pidone, kadınlar tarafından kamusal bir alana dönüştürülen mekânlarında feminist çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
İspanya’nın Valencia kentindeki Senin İçin Kadın Derneği (Asociación Por Ti Mujer) temsilcisi ve insan hakları avukatı Dr. Lucía Ávila Carrillo ise göçmen kadınların haklara erişimi ve şiddetle mücadele alanındaki çalışmalarını aktardı.
Derneğin 2009’da göçmen kadınlar tarafından kurulduğunu belirten Carrillo, kadınlara vatandaşlık, yasal statü ve insan haklarından yararlanma süreçlerinde destek verdiklerini söyledi. Carrillo, çalışmalarında kesişimsel toplumsal cinsiyet, insan hakları ve kültürlerarası yaklaşımı esas aldıklarını ifade etti.
Konferans, ikinci oturumun soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

Erkek Şiddeti Çetelesi
(EMK)





