Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Beştepe'de Erdoğan başkanlığındaki toplantısı sonrasında bildiri yayımladı.
MGK bildirisinde, kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun"un (7595 sayılı Kanun) TBMM tarafından kabulü sonrasındaki ilk toplantısında, yasanın yürürlüğe girmesinin gerek şartı olan "PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiilî varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidi"ne ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmadı. Yasanın PKK hükümlülerinin serbest bırakılmasını içeren maddelerinin işlerlik kazanması açısından MGK'nin bu yükümlülüğü yerine getirmesi gerekiyor.
Bunun yerine "Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefleri istikametinde atılan adımlar ve katedilen mesafe[nin] değerlendirilmiş olduğu" belirtildi.
Bildirinin 1. Maddesi de her zaman olduğu gibi, feshedilmiş bulunan PKK ve Suriye Ordusu ve idari birimlerine entegre edilerek ortadan kalkmış olan PYD ve YPG'yi de "bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlike" arasında saydı.
MGK Bildirisi şöyle:
1. PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla yürütülen faaliyetler ile son dönemde meydana gelen uluslararası gelişmeler hakkında Kurula bilgi sunulmuştur.
2. Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefleri istikametinde atılan adımlar ve katedilen mesafe değerlendirilmiş; ülkemizin ve milletimizin yanı sıra bölgemizin güvenliği ile komşularımızın huzuru ve refahı için sarf edilen gayretlerin kararlılıkla sürdürüleceği ifade edilmiştir.
3. Suriye’nin birliğinin ve bütünlüğünün tahkimi ile devlet otoritesinin ülke sathına teşmili ve entegrasyon sürecindeki müspet gelişmeler ele alınmış; Suriye halkının, ülkelerini yeniden ayağa kaldırmasına ve uluslararası toplumla bağlarını kuvvetlendirmesine yönelik desteğimizin devam edeceği kaydedilmiştir.
4. Irak’ın huzur ve istikrarının tüm bölge için kritik önem arz ettiği vurgulanmış; Irak Hükûmeti’nin devlet egemenliğini ülke genelinde güçlendirme gayretlerinden memnuniyet duyulduğu belirtilerek, Irak ile stratejik iş birliğini ilerletme yönündeki irademiz teyit edilmiştir.
5. ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın, süregelen çatışmalarla bir kısır döngüye evrilerek bölgedeki kırılganlıkları tetiklediği ifade edilmiş; taraflara, müzakerelere dönme ve küresel neticeleri tedricen ağırlaşan ihtilafa son verme çağrısında bulunulmuştur.
6. İsrail Yönetimi’nin Gazze ve Lübnan’da barışın tesisi hususundaki taahhüt ve yükümlülüklerini yerine getirmeyerek saldırılarını sürdürdüğüne işaret edilmiş; uluslararası toplum, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini de ihlal ederek bölgede istikrar sağlanmasına engel olmaya çalışan İsrail Yönetimi karşısında somut adımlar atmaya davet edilmiştir.
7. Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki güncel durum ile sivil altyapılar ve seyrüsefer güzergâhları üzerinde yoğunlaşan saldırıların bölgesel ve küresel etkileri ele alınmış; müşahede edilen kontrolsüz tırmanma ve yayılma emareleri karşısında, taraflara itidal ve ateşkes çağrısında bulunulmuştur.
8. Yemen’de son dönemde tırmanan gerilimin başta komşu ülkeler olmak üzere bölgede güvenlik risklerini artırdığı vurgulanarak, küresel istikrar bakımından da önem arz eden sükûnetin ivedilikle sağlanması gerektiğinin altı çizilmiştir."
(AEK)

