Medya Özgürlüğü Hızlı Müdahale (MFRR), 2025’te Avrupa genelinde basın ve medya özgürlüğüne yönelik 1.481 ihlali belgeledi. Mapping Media Freedom (MapMF) veritabanına dayanan rapora göre ihlaller 2.377 medya çalışanı ve kurumu etkiledi.
Raporda, AB üyesi ülkelerde 740, AB aday ülkelerde 741 ihlal kayda geçtiği belirtilirken, 2025’in Avrupa’da gazetecilik açısından bir kez daha “ölümcül” bir yıl olduğu vurgulandı: Ukrayna’da üç (Aliona Hramova, Yevhen Karmazin, Oleksandr Kolychev), Türkiye’de bir (Hakan Tosun) olmak üzere dört gazeteci/medya çalışanı öldürüldü.

BİA MEDYA GÖZLEM RAPORU 2025
Gazeteci susturmak isteyenler artık daha fütursuz!
En yaygın saldırı: Sözlü saldırılar ve ölüm tehditleri
Raporun genel bulgularına göre 2025’te en yaygın ihlal türü sözlü saldırılar oldu (yüzde 40). MapMF, yıl boyunca 88 ölüm tehdidi kaydetti; ayrıca gazetecilik faaliyetlerine müdahale, hukuki saldırılar, fiziksel saldırılar ve mülke yönelik saldırılar da öne çıkan ihlal türleri arasında yer aldı.
Fail profiline bakıldığında “şahıslar” ilk sırada görünse de, hükümet ve kamu görevlilerinin payının (yüzde 18) yükseldiği ve bunun “endişe verici” olduğu not edildi.
Sırbistan, 2025’te kaydedilen en fazla ihlalin yaşandığı ülke oldu. 358 medya ile ilgili kişi veya kuruluşu etkileyen 208 medya özgürlüğü vakası ile Sırbistan, bölgedeki medya özgürlüğü krizinin odak noktası haline geldi.
Ayrıca yabancı ajan yasaları ve dış finansmanla ilgili söylemler, Avrupa genelinde bağımsız medyayı tehdit etmeye devam etti. Gürcistan, Macaristan, Bosna Hersek, Bulgaristan, Çekya ve Slovakya'da bu konularla ilgili 12 yasal girişim kaydedildi.
MFRR raporda “Avrupa genel olarak küresel basında özgürlük açısından nispeten güvenli bir liman olmaya devam ederken, birçok ülke bağımsız gazetecilik için dünyanın en sağlıklı ortamlarından birine sahip olsa da, bölge aynı zamanda acil uluslararası müdahale gerektiren çok sayıda medya özgürlüğü kriziyle de dikkat çekiyor” yorumunu düştü.
Türkiye’de 137 vaka
Raporun Türkiye bölümünde, “giderek kısıtlayıcı hale gelen siyasi iklimde” basın özgürlüğünün 2025’te daha da kötüleştiği tespiti yapıldı. İzleme döneminde MapMF, Türkiye’de 259 gazeteci ve medya kuruluşunu etkileyen 137 ihlal belgeledi.
“Bu olaylar, eleştirel haberciliğin giderek suç veya güvenlik sorunu olarak yeniden çerçevelendirildiği sistematik bir eğilimi ortaya koymaktadır.” dedi.
Rapora göre eleştirel gazetecilik, sistematik biçimde “suç” ya da “güvenlik sorunu” olarak yeniden çerçeveleniyor. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun hapsedilmesinin ardından yaşanan kitlesel protestolar sırasında gazetecilerin gözaltına alınması, basın haberlerinin kısıtlanması ve polis şiddeti gibi uygulamalar öne çıktı.
“En yaygın baskı aracı” hukuk: İhlallerin yüzde 70,8’i
Türkiye’de kayda geçen ihlallerin yüzde 70,8’ini “yasal olaylar” oluşturdu. Rapora göre toplam 97 vaka, 200 gazeteci/medya kuruluşunu etkiledi. Yetkililerin “dezenformasyon yasası”, terör mevzuatı ve hakaret suçlamaları (özellikle “cumhurbaşkanına hakaret”) gibi geniş kapsamlı düzenlemelere dayandığı belirtiliyor.
En sık görülen ihlal türü ise tutuklama, gözaltı ve hapis oldu: 68 vakada 131 gazetecinin dahil olduğu bildirildi. Raporda ayrıca, rutin gazetecilik faaliyetlerinin (yolsuzluk, mahkeme süreçleri, protestolar, seçimler, kamu kurumları) “defalarca suç sayıldığı” ve en az 22 gazetecinin haberleri temelinde mahkûm edildiği ifade edildi.
Kurumsal hedef alma, RTÜK ve dijital baskı
Raporda baskının yalnızca bireysel gazetecilerle sınırlı kalmadığı; eleştirel medya kuruluşlarının kurumsal varlığının da hedef alındığı vurgulanıyor. TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’a yönelik casusluk soruşturması ve kanala kayyım atanması, Leman dergisine yönelik kapsamlı baskı ve toplatma süreçleri örnekler arasında sayılıyor.
Düzenleyici baskının 2025’te belirgin biçimde arttığı; RTÜK’ün özellikle sınırlı sayıda eleştirel yayıncıyı hedef aldığı, para cezaları ve program durdurmaların yanı sıra geçici yayın yasaklarının (raporda SZC TV ve TELE1 örnekleri) devreye girdiği belirtiliyor.
Dijital alanda ise erişim engelleri, hesap kapatmalar ve protesto/siyasi kriz dönemlerinde bant daraltma uygulamalarıyla X, Instagram, YouTube, TikTok, WhatsApp, Telegram ve Signal gibi platformlara erişimin kesintiye uğratıldığı aktarılıyor.
“Buzdağının görünen kısmı”
Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF) Medya Özgürlüğü İzleme Görevlisi Gürkan Özturan, raporun Türkiye’deki tabloyu “ciddi ve devam eden bir gerileme” olarak ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi:
“2025 MFRR Medya Özgürlüğü İzleme Raporu, Türkiye’de medya özgürlüğü alanında ciddi ve devam eden gerilemeyi ortaya koyuyor; gazetecilere yönelik keyfi gözaltı, cezai soruşturmalar ve sansür vakaları sıklıkla kayıt altına alındı, bağımsız habercilik baskı altında kalmaya devam ediyor.
Adli ve idari baskılar, eleştirel sesleri sustururken medya çoğulculuğunu zayıflatıyor ve Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerini zedeleyen bir ortam yaratıyor. Bu rapor aracılığıyla, Türkiye’deki yetkililere uluslararası standartlarla uyumlu ifade hürriyeti ve medya özgürlüğünü güvence altına alınması çağrımızı yineliyoruz.”
Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Türkiye Program Koordinatörü Emre İlkan Saklıca ise kayıt altına alınan vakaların, yaşananların tamamını yansıtmadığını vurguladı:
“Belgelediğimiz vakalar buzdağının yalnızca görünen kısmı, her gün karşılaştığımız haber engelleri gibi ihlallerin tamamını takip etmek her zaman mümkün değil. Buna rağmen, elimizdeki veri seti de Türkiye’de basın özgürlüğünün vahametini ortaya koymaya yeterli.”
Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
(HA)




