Millî Eğitim Bakanlığı, Ankara’daki kamu ve özel eğitim kurumlarını kapsayacak içerikteki “Ramazan Ayı Etkinlikleri” konulu bir yazıyı “Ramazan Ayı Etkinlikleri Kılavuzu” ekiyle okullara gönderdi.
19 Şubat-19 Mart tarihleri arasında resmî ve özel okullardaki faaliyetleri kapsayan ilgili yazıda, öğrencilerin “millî ve manevî değerlerini geliştirmek”; öğrencilerde “sabır, paylaşma ve dayanışma bilincini güçlendirmek” amacıyla çeşitli etkinliklerin gerçekleştirilmesine dair detaylar bulunuyor.

“Beslenmesini götüremediği için okula gitmek istemeyen çocuklar var”
Bakanlıktan "sağlıklı kişilik yapısı" savunusu
İlgili yazıda, “Oruç, namaz, zekât, yardımlaşma, dayanışma ve sabır değerleri” öne çıkarılırken, “okul içinde ve çevrede bulunan ihtiyaç sahibi öğrenci ve vatandaşlara ramazan paketlerinin hazırlanması ve dağıtılması”, toplu iftarların düzenlenmesi ve bu etkinliğe şehit yakınları, gaziler ve milli sporcuların katılması gibi etkinlikler öneriliyor. Okullara iletilen yazıda, gerçekleştirilmesi planlanan etkinliklerin “öğrencilerin sağlıklı kişilik yapısının geliştirilmesi” bağlamında ele alındığı ifade ediliyor.
Bakanlık yazıda, eğitim kurumlarının Ramazan etkinliklerini “üniversiteler, kamu kurumları, ilçe müftülükleri, gençlik ve spor ilçe müdürlükleri, sivil toplum kuruluşları” ile iş birliği yapılarak gerçekleştirilebileceğini ifade ediyor.

Eğitimde alarm zili çoktan çaldı
"Bu yaklaşım kamusal eğitim anlayışını bitiriyor"
Eğitim Sen 1 No’lu Şube Başkanı Mehmet Aydoğdu, bianet’e yaptığı değerlendirmede Türkiye’de eğitim sisteminin ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu hatırlatarak bu tarz etkinliklerin talep haline gelmesini “eğitimin ideolojik bir zemine çekilmek istemesi” olarak nitelendirdi.
Öğretmen açığı, kalabalık sınıflar, derinleşen yoksulluk, öğrencilerin beslenme ve barınma sorunları, bilimsel ve pedagojik bütünlüğü tartışmalı yeni müfredat uygulamaları gibi pek çok başlık çözüm beklerken, Bakanlığın, Ramazan etkinliklerini ayrıntılı bir kılavuzla okullara göndermesi masum bir “bilgilendirme” olarak görülemez. Burada amaç yalnızca dini bir konuyu öğretmek değil; eğitimi ideolojik bir zemine çekmek, okulları iktidarın değerler politikasının uygulama alanı haline getirmek. Bu yaklaşım, kamusal ve laik eğitim anlayışının sistemli biçimde bitirdiğini gösteriyor.

"MEB, MESEM'li öğrencilerin gece vardiyasında çalıştırılmasına izni veriyor"
"Öğretmenlere görev tanımları dışında sorumluluk yükleniyor"
Bakanlık tarafından düzenlenen yazıda yapılması istenen etkinliklerin Maarif Sistemine uygun olduğuna işaret edilirken, Aydoğdu bir “el yükseltme” olarak değerlendirdiği bu adımın öğrencilerin laik, bilimsel ve eşit eğitim hakkını zedelediğini savundu.
Bir milyon 500 bin çocuğun okul terki aşamasında olduğunu, MESEM uygulaması ile çocuk işçiliğine yönlendirilen 400 bin çocuğun okuldan koparıldığını vurgulayan Aydoğdu, mevcut sorunların yanında bu tarz taleplerin okulları kapsayıcı alanlar olmaktan çıkardığını da anlattı:
Okullar, farklı inançlardan ya da inançsız öğrenciler için güvenli ve kapsayıcı alanlar olmaktan uzaklaşıyor. Ramazan etkinliklerinin bu şekilde teşvik edilmesi, katılmak istemeyen öğrenciler açısından dolaylı baskı ve ayrımcılık yaratıyor. Eğitim emekçileri açısından da ciddi hak ihlalleri söz konusu. Öğretmenlere görev tanımlarının dışında, dini içerikli etkinliklerin organizasyonu yönünde fiilî sorumluluklar yükleniyor, bu durum hem vicdan özgürlüğünü hem de mesleki özerkliği ihlal eder.

Lütuf değil bir çocuk hakkı: Ücretsiz okul yemeği
"Okulların görevi bir inancı yaymak değil"
Bu uygulamaların uzantılarını okullarda farklı şekillerde gördüklerini de ifade eden Aydoğdu, “Mamak Ali Şir Nevai Orta Okulu’nda görevi olmamasına rağmen çarşaflı İHH görevlileri sınıf sınıf dolaşabilmekte, yardım kumbaralarını sınıfa dağıtılarak yoksul çocuklardan para toplamakta. Kesinlikle yasak olan bir uygulama normalleşmiş durumda.” dedi.
Bakanlığın yazısında belirttiği Ramazan etkinlikleri gibi eylemlerin pedagojik, bilimsel ve laik eğitim ilkeleriyle bağdaşmayan bir müdahale olduğunu söyleyen Aydoğdu, “Okulların görevi belirli bir inancı ya da yaşam biçimini yaymak değil; çocukların eleştirel düşünme becerilerini geliştirmek, özgür bireyler olarak yetişmelerini sağlamaktır. Eğitim politikalarının cemaatler yanlısı değil, bilimsel ve kamusal ihtiyaçlar temelinde belirlenmesi gerektiğini savunuyoruz.” ifadelerini kullandı.
(NÖ)







