Kamuoyunda kuyu tipi olarak bilinen yüksek güvenlikli cezaevlerinden biri olan Erzurum Dumlu 2 Nolu Ceza İnfaz Kurumu'nda, hak ihlalleri bitmiyor. Dumlu'da yaşanan tecrit, sadece hücrelerin dar, güneş ışığı almayan ve insan onuruna aykırı mimari yapısı ile sınırlı değil. Cezaevi idaresinin uygulamaları da mahpusların yaşadığı hak ihlallerini derinleştiriyor. Mahpuslar, yaşadıkları ihlallerin giderek daha da ağırlaştığını ve sistematik hale geldiğini söylüyor.
"Isınma sistemi bozuk"
Cezaevinin bozuk olan ve uzun zamandır tamir edilmeyen ısıtma sistemi mahpusların aktardığı en çarpıcı ihlaller arasında. Üstelik ülkenin en soğuk şehirlerinden olan Erzurum'da bu sorunun çözülmemesi bir çok hastalığa davetiye çıkarıyor. Mahpuslar, kurumun yeterince ısınmadığı, kalorifer sisteminin eski ve yetersiz olduğu konusunda sık sık şikayette bulunsalar da henüz bir geri dönüş alabilmiş değiller.
Mahpuslar muhatap bulamıyor
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği'ne (CISST) mektup yazarak yaşadıkları ihlalleri aktaran iki ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü mahpus, idare tarafından sorunlarını dinlemekle görevlendirilen 'sözcü'nün kendilerini ayakta konuşmaya zorlandığını aktardı. Anlattıkları sorunların 15 farklı kuruma iletildiğini ancak hiçbirine yanıt alınmadıklarını belirttiler.
"Ekmek almadın" cezası
Ayrıca hapishane idaresi, çeşitli gerekçelerle mahpusları cezalandırıyor. Bu cezalar, çoğu zaman mahpusların elinden haklarının alınması ya da kısıtlanması şeklinde uygulanıyor. Örneğin mahpusun sosyal faaliyetlere katılmaması cezalandırma nedeni olabiliyor. Mahpuslar, dağıtılan ekmekleri almadıkları gerekçesiyle bile günlük iki saat olan havalandırma sürelerinin yarıya indirildiğini söylüyor.
Mahpuslar, ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olmayanların da benzer tecrit koşullarında tutulduğunu belirtiyor. Aynı suç tipindeki mahpuslar, farklı modüllere yerleştirilirken; aynı modülde kalan mahpusların açık görüş hakkı kısıtlanıyor. Bu doğrudan değil, açık görüş tarihlerinin farklı günlere verilmesi şeklinde fiili olarak uygulanıyor.
Mahpuslar, bu koşulların tecrit uygulamalarını ağırlaştırdığı, insan onurunu zedelediği ve uluslararası cezaevi standartlarına aykırı olduğunu belirterek yetkilileri göreve çağırıyor.
İhlaller
Mahpuslar, yaşadıkları diğer sorunları şöyle aktarıyor:
- Havalandırmaya çıkış ve dönüşlerde toplam dört kez üst araması yapılılıyor.
- Yatakhane dışındaki tüm alanların kamera ile izlenmesi nedeniyle mahremiyet ortadan kalkıyor.
- Diğer mahpuslarla iletişim kurabilmemiz büyük ölçüde engelleniyor.
- Pencere önlerinin tel ile kapatılması nedeniyle temiz hava ve ışık girişi de mümkün değil.
- Kurum genelinde hijyen koşulları oldukça kötü durumda.
- İki ila üç yıldır atölye, kurs ve herhangi bir üretim faaliyeti yapılmıyor.
- Kütüphaneye fiziksel olarak çıkamıyoruz, yalnızca liste üzerinden kitap talep edebiliyoruz.
- Verilen yemekler yetersiz, tekdüze ve çoğunlukla yağlı. Vejetaryen mahpuslar için uygun beslenme sağlanmıyor.
- Psikososyal servisi mahpuslara destekleyici değil, "suçlu" olarak bakıyor.
- Hastane sevkleri düzenli yapılmıyor, kelepçeli muayene dayatılıyor.
Mandela Kuralları'na aykırı
CISST Ağırlaştırılmış Müebbet Tematik Alan Uzmanı Heval Zelal Avcı, Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) ve Birleşmiş Milletler Mandela Kuralları'nı hatırlatıyor. Buna göre, mahpusların gün ışığı ve temiz havadan yararlanmasının temel bir hak; pencere önlerinin kapatılması ise insan onuruna aykırı ve kötü muamele yasağının ihlali niteliğinde.
Avcı, söz konusu uygulamaların temel hak ihlali niteliği taşıdığını belirtiyor:
"Hücrelerin temizlenmesi, havalandırılması ve spor yapılması için yeterli alan da zaman da sağlanmıyor. Bu durum mahpusları sağlık sorunları ve salgın hastalıklar açısından risk altında bırakıyor. Uzun süreli tecrit, spor ve sosyal faaliyetlerin engellenmesi ise mahpusların ruhsal ve sosyal sağlığını ağır biçimde zedeliyor."
(AB)







