Osman Kavala’nın avukatlarından Köksal Bayraktar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi’nin 25 Ağustos’ta verdiği “ihlal” ve “derhal serbest bırakılmalı” kararının ardından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu.
Köksal, Kavala hakkında kesinleşen mahkumiyet hükmünün infazının AİHM kararı uyarınca durdurulmasını talep etti.
Mahkeme bunun üzerinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık Muhabere Bürosu aracılığıyla Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Daire Başkanlığı’na yazarak bilgi istedi. Kararın Türkçe tercüme metninin veya onaylı bir örneğinin “ivedi olarak” mahkemeye gönderilmesini talep etti. Şöyle dedi:
“Yapılan talebin kabule değer olup olmadığının değerlendirilmesi amacıyla, hükümlü Osman Kavala hakkında AİHM tarafından verilmiş bir ihlal kararı bulunup bulunmadığının araştırılması, adı geçen hükümlü hakkında verilmiş bir ihlal kararı var ise söz konusu kararın Türkçe tercüme metninin veya onaylı bir örneğinin ivedi olarak Mahkememize gönderilmesi hususunda,
Bilgi ve gereği rica olunur.”
Bayraktar: Bu bir usul kararı
Kavala’nın avukatlarından Köksal Bayraktar, mahkeme bakanlığa AİHM kararını sormasının ardındna bianet’e yaptığı açıklamada yazının hukuki sürecin bir parçası olduğunu söyledi. Şunları ekledi:
“Mahkemenin talebi, kararın resmi nüshasının mahkeme dosyasına getirtilmesiyle ilgili bir usul işlemi niteliğinde. Mahkemenin elinde henüz karar yok. Yetkili merci Adalet Bakanlığı ve mahkemeye kararı göndermesi gerekli. Ayrıca Bakanlığın kararı Türkçeye tercüme etmesi gerekli. AİHM’in daha önce verdiği iki ihlal kararında da süreç benzer işlemişti ve uzun sürmüştü.”
AİHM kararı mahkemeye nasıl ulaşıyor?
AİHM kararları, Türkiye’de Yargıtay veya istinaf mahkemesinin verdiği bir bozma kararı gibi doğrudan ilk derece mahkemesine gönderilmiyor. AİHM, ulusal mahkemelerin üzerinde yer alan ve dosyayı bozarak yeniden görülmek üzere geri gönderen bir temyiz mahkemesi değil.
AİHM’in kesinleşen kararlarının uygulanmasından ilgili devlet sorumlu. Kararın uygulanmasını ise Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetliyor. AİHS’nin 46. maddesine göre kesinleşen AİHM kararı Bakanlar Komitesi’ne iletiliyor ve devletin ihlali gidermek için aldığı bireysel ve genel tedbirler burada takip ediliyor.
Türkiye’de AİHM kararlarının uygulanmasına ilişkin işlemleri Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı yürütüyor. Başkanlığın görevleri arasında AİHM kararlarının ilgili kurumlara ve mahkemelere dağıtılması da bulunuyor.
Bu nedenle bir AİHM kararının iç hukukta yeniden yargılama veya infazın durdurulması gibi bir işleme dayanak yapılması halinde mahkeme, kararın Türkçe tercümesini veya onaylı örneğini Adalet Bakanlığı’ndan isteyebiliyor.
Adalet Bakanlığı kararın Türkçe tercümesini veya onaylı örneğini mahkemeye gönderdiğinde belge dosyaya girecek. Bundan sonra İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Kavala’nın avukatlarının talebini değerlendirecek.
Ceza Muhakemesi Kanunu, kesinleşmiş bir ceza hükmünün AİHS’ye aykırı şekilde verildiğinin AİHM’in kesin kararıyla tespit edilmesini yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul ediyor.
CMK’nın 312. maddesine göre mahkeme ayrıca infazın geri bırakılmasına veya durdurulması konusunda hüküm sahibi.
AİHM: Kavala serbest bırakılmalı, mahkumiyetin sonuçları ortadan kaldırılmalı
AİHM Büyük Dairesi, 25 Ağustos 2026’da açıkladığı Kavala/Türkiye (No. 2) kararında, Kavala’nın 2019’dan sonraki özgürlüğünden yoksun bırakılmasını, Gezi Davası’ndaki yargılamasını ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını inceledi.
Mahkeme, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, ifade ve örgütlenme özgürlükleri ile haklara getirilen sınırlamaların amaç dışı kullanılmasını yasaklayan maddeler dahil olmak üzere Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin çeşitli hükümlerinin ihlal edildiğine karar verdi. Tahliye olanağı bulunmayan ağırlaştırılmış müebbet cezası bakımından da işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine hükmetti.
AİHM, Türkiye’nin Kavala’nın mümkün olan en erken tarihte serbest bırakılmasını sağlaması ve mahkumiyetinin doğurduğu sonuçları ortadan kaldırması gerektiğini belirtti. AİHM’in resmi açıklamasında, Kavala’nın mahkumiyetinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) hukuku bakımından “hükümsüz” kabul edilmesi gerektiği de kaydedildi.
Kavala hakkında AİHM ilk olarak 10 Aralık 2019’da ihlal kararı vermiş ve derhal serbest bırakılmasını istemişti. Kararın uygulanmaması üzerine Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ihlal prosedürünü başlatmış, AİHM 11 Temmuz 2022’de Türkiye’nin AİHS’den kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğine hükmetmişti.
Kavala 10 Eylül 2026 itibarıyla 8 yıl 10 ay 9 gündür hapiste.

AİHM Büyük Daire’den ikinci Kavala kararı: “Derhal serbest bırakılmalı”

Osman Kavala dosyasında 2017’den bugüne ne oldu?
(HA)












