Aralarında “Toplumsal Cinsiyet ve Eşitsizlikler: Brezilya'da Demokrasinin Sınırları” başlıklı kitabının da yer aldığı birçok yapıtın yazarı Brasilia Üniversitesi (UnB) Siyaset Bilimi Profesörü Flávia Biroli başkanlık seçimlerini ülkenin popüler gazetelerinden Folha de São Paulo'da "Lula'yı zafere toplumsal taban, kitle seferberliği ve demokrasi taşıdı" başlıklı makalesiyle değerlendirdi. Biroli, Lula'nın kampanyasının Brezilyalıların irkilerek baba ve oğul Bolsonarolar'ın pandemi günlerine geri dönüşü temsil ettiklerini hatırlamalarına yardımcı olarak başarıya ulaştığına dikkat çekti.
Siyaset bilimci, tarihçi ve feminist kuramcı Biroli, 2005'ten bu yana Brasília Üniversitesi'nde (UnB) ders veriyor ve halen Siyaset Bilimi Enstitüsü'nde profesör olarak görev yapıyor. 2018–2020 arasında Brezilya Siyaset Bilimi Derneğinin (ABCP) başkanlığını üstlendi; 2009–2017 arasında Revista Brasileira de Ciência Política dergisinin editörlüğünü yürüttü. Araştırmaları özellikle demokrasi, toplumsal eşitsizlikler, feminist siyaset teorisi, neoliberalizm ve yeni muhafazakârlık üzerinde yoğunlaşıyor. Önemli eserleri arasında Feminizm ve Demokrasi (Luis Felipe Miguel ile, 2014), Toplumsal Cinsiyet ve Eşitsizlikler: Brezilya'da Demokrasinin Sınırları (2018) ve Toplumsal Cinsiyet, Yeni Muhafazakârlık ve Demokrasi (Maria das Dores Campos Machado ve Juan Marco Vaggione ile, 2020) de yer alıyor.
Bu pazar (25 Ekim) tanık olduğumuz şey, son iki haftada giderek büyüyen bir dalganın sonucuydu. Lula ikinci turu kazandı, çünkü İşçi Partisi (PT) hâlâ geniş bir toplumsal tabana sahip. Bu taban, tarihsel olarak örgütlü kesimlerin, 2013'ten bu yana daha güçlü bir örgütsel varlık kazanan toplumsal hareketlerin ve o ana kadar potansiyeli bilinmeyen bir gücün birleşiminden oluşuyor: Bu ülkenin dört bir yanında sokaklara çıkan, aralarında oldukça genç öğrencilerin de önemli bir yer tuttuğu gençliğin gücü. Bu toplumsal taban aşırı sağı durdurmaya kararlı olduğu için Milletvekili André Janones'in sosyal medya atağı karşılık buldu.
PT'nin zaferi, bir siyasal programa sahip olmanın fark yarattığını da gösteriyor. Flávio Bolsonaro (Liberal Parti - PL), PT karşıtlığına bel bağladı; halk karşıtı tutumlarının artık savunulamaz hâle geldiğini anlamıştı. Ancak yeterince açıklanmayan bir “büyük kesinti” programıyla bir tür sağcı Lulacılığı birleştirmeye çalışan, inandırıcı görünmeyen bir taklidin ötesine geçemedi. Bu kez geniş cephe aşağıdan kuruldu. Birleşik Sağlık Sistemi'nin (SUS), asgari ücrette reel artışın, iş dışında bir yaşamın, kamusal eğitimin, Bolsa Família aile yardımı programının ve altyapı yatırımlarının (elektrik, su sarnıçları) savunulması, somut bir içeriğe sahip demokrasi savunusu olarak yaygınlaştı. Soyut bir kavramın ötesine geçti.
Demokrasiyi kitle seferberliğiyle savunurken, nelerin söz konusu olduğunun kavranması, hep bir arada oy kullanmayanların oranını ve geçersiz oyları azaltarak seçim sonucunu değiştirdi. Birinci ve ikinci tur arasında boş oyların oranı yüzde 1,84'ten yüzde 1,12'ye; geçersiz oyların oranı yüzde 2,93'ten yüzde 2,12'ye geriledi. Asıl etki, sandığa gitmeme oranının yüzde 21,08'den yüzde 19,21'e düşmesinde görüldü. Ancak Lula'nın oylarındaki artış bu farkı da aşıyor; bu da seçmenlerin oy tercihlerini değiştirdiğini gösteriyor.
Evet, ülke bölünmüş durumda. Ulusal Kongre de aşırı sağın gücünü ortaya koyuyor. Ancak nispi temsil sistemiyle belirlenen parlamento üyelikleri için kullanılan oylarla cumhurbaşkanlığı için kullanılan oylar arasında önemli bir fark var. İnsanların günlük yaşamlarını etkileyecek bir tehdidin açıkça ortaya konması, baba Jair Bolsonaro hükümetinin keyfî uygulamalarını yeniden hatırlattı. Haberler, halkla yapılan söyleşiler ve internet mizahı, pandemi felaketini yeniden gündeme getirdi. Baba Bolsonaro'nun gerçek ve olası şiddet örnekleri olarak hafızalarda yer etmiş kabalıkları, oğulun alaycı davranışlarıyla yeniden canlandı.
Öğleden sonra ülkede, seçmenlerin oy kullanmasının engellenmesine yönelik girişimlere tanık olundu. Bu son derece ağır bir durum ve seçim suçu oluşturuyor. Bu yazıyı bitirdiğim sırada, Bolsonaro yanlısı kesimden seçilmiş bazı parlamenterler, bir kez daha seçim sonuçlarını kabul etmeyeceklerinin işaretlerini veriyor. Önümüzde hareketli günler var ve demokratik kurumlar bir kez daha sınanacak.
Ancak bu kez iş başında, son haftalardaki sokak gösterilerinden güç alan, solda seferber olmuş bir siyasal hareket var.
(FB/EK)


