Louvre müzesi soygununun üzerinden üç ay geçmesinin ardından TF1 televizyonunda yayınlanan "Sept à Huit" adlı yapımda ilk kez müzeye ait güvenlik kamerası kayıtları yayınlandı.
19 Ekim Pazar sabahı, bir seyyar merdiven aracı kullanarak müzeye giren soyguncular 90 milyon Euro değerindeki eserleri çalarak ortadan kayboldu.
Olaydan bu yana ilk kez, bir tv ekibi müzenin dekoratif sanatlar bölümü direktörü Olivier Gabet'in "neyse ki ölüm veya yaralanma olmayan bir savaş alanı " olarak tanımladığı olayın izlerini hâlâ taşıyan odaya davet edildi.
"Yüzyılın soygunu" olarak nitelendirilen olayda müzenin girişine iki kamyon park ettikten sonra, dört soyguncudan ikisi, gün ışığında binanın cephesine çıkmak için bir yük asansörü kullandı. Soyguncuları gören bir bisikletçi televzyon programında polisleri uyardığını "Uzaktan yük asansörünü gördüm. 'Pazar günü böyle bir şey yapmak garip' diye düşündüm. Yaklaştıkça, iki kişinin çömeldiğini ve yük asansörünün balkona doğru yükseldiğini gördüm... Yerdeki iki kişi de asansörün etrafına inşaat konileri yerleştiriyordu." diyerek anlattı.
Soyguncuların içeri girmesinin ardından yaşananlar güvenlik kamerası kayıtlarında görülebiliyor Programda ismini vermek istemeyen bir güvenlik görevlisi. "Günün başlangıcıydı, birkaç ziyaretçi geliyordu. Aniden, yere metal bir plaka düşmesi gibi yüksek bir ses duyduk. Açılı taşlama makinesiyle bir kişinin bize doğru döndüğünü gördüm. Büyük bir açılı taşlama makinesiydi. Hemen bunun bir soygun girişimi olduğunu anladım. Ama galeride olmayan meslektaşlarımın çok korktuğunu biliyorum. Terör saldırısı olduğunu düşündüler. Yüzlerinden dehşete kapılmış olduğunu gördüğümüz ziyaretçilerin bize doğru koştuğunu gördük." diye anlattı.
"Sept à Huit" belgeseli ilk kez Apollo Galerisi'nin içinden güvenlik kamerası görüntülerini gösteriyor. Görüntülerde iki soyguncunun zırhlı vitrinleri tahrip ettiği görülüyor. İlk soyguncu camın yüzeyini kestikten sonra, camı yumruklarıyla kırıyor ve mücevherleri alıyor. Diğer soyguncu zorlanırken, ona yardım ediyor. Saat 9:38'de, iki soyguncu platforma geri iniyor ve cep telefonuyla çekilen görüntülerde görüldüğü gibi çetenin diğer iki üyesine katılıyor. Müzenin özel güvenlik ekibi polisi uyardığında, soyguncular çoktan motosikletlerle olay yerinden ayrılmış oluyorlar…
Hırsızlık olayından birkaç gün sonra yayınlanan Kültür Bakanlığı raporu, Louvre'un güvenlik açıklarını vurguladı. Rıhtım boyunca dışarıda bulunan iki kameradan sadece biri çalışıyordu. Galeri içindeki kameralara gelince, güvenlik kontrol odasında monitör olmaması nedeniyle kimse canlı görüntüleri izleyemiyordu
Soygunun ardından, Paris Ceza Soruşturma Dairesi'nden (PJ) yaklaşık yüz müfettiş, soyguncuları takip etmeye başladı ve yük asansörünün on gün önce Val-d'Oise bölgesindeki bir kasabada çalındığını keşfetti. Bir adam, ev taşıma bahanesiyle kamyon kiralama şirketinden bir teknisyenle buluşmuş ve onu silah zoruyla soymuştu. Bu, 19 Ekim'de Louvre'un önünde kullanılan aynı kamyondu. Soyguncular kaçmadan önce onu ateşe vermeye vakit bulamamışlardı. Platformda ve vitrinlerin içinde DNA bulundu. Bu ipuçları, biri Cezayir'e uçmak üzere olan dört adamın tutuklanmasına yol açtı. 35 ile 39 yaşları arasında olan bu kişiler, trafik suçları, uyuşturucu kaçakçılığı, ağırlaştırılmış hırsızlık ve fuhuşa aracılık suçlarından polis tarafından tanınıyordu.
Hırsızlardan biri ne çaldığını bilmediğini söyleyerek pişmanlığını dile getirse de, sorgulama sırasında yeterli ipucu vermediler. Güvenlik kamerası kayıtları sayesinde, müfettişler Aubervilliers'deki bir otoparkın bodrum katından geçtiklerine ve motosikletlerin ve ikinci minibüsün orada park halinde olduğuna inanıyorlar. Ancak Kasım ayında yapılan aramada her şey ortadan kaybolmuştu. Paris Başsavcısı Laurence Beccuau, "Soruşturmanın bu aşamasında, mücevherlerin son izi bu" dedi.
(Mİ)





