İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi LGBTİ+ Komisyonu, son günlerde LGBTİ+ fenomenlerin “uyuşturucu soruşturması” gerekçesiyle gözaltına alınıp tutuklanması ve LGBTİ+ hak savunucularına açılan davalarla ilgili yazılı bir açıklama yayımladı.

Sosyal medya fenomeni Mükremin Gezgin tutuklandı
“Yargı sopası”
Söz konusu uygulamaların, LGBTİ+’ları caydırma ve sindirme siyasetinin bir parçası olduğunu söyleyen İHD LGBTİ+ Komisyonu’nun açıklaması kısaca şöyle:
“Türkiye’de LGBTİ+’lara yönelik baskı, kriminalizasyon ve ‘yargı sopası’ ile susturma politikalarının son dönemde açık biçimde tırmandırıldığını bir kez daha kamuoyunun bilgisine sunuyoruz. İktidarın ve ona yakın medya-siyaset çevrelerinin yıllardır ürettiği nefret iklimi; soruşturma, tutuklama, dernek kapatma ve cezaevi uygulamalarıyla kurumsallaştırılmak istenmektedir. Bugün bu coğrafyada yalnızca düşüncesini ifade eden, örgütlenen, görünür olan, ‘varım’ diyen LGBTİ+’lar; keyfi soruşturmalarla, ölçüsüz tutuklamalarla, aşağılayıcı iddianamelerle ve cezaevi koşullarında ayrımcı muameleyle karşı karşıyadır.
“Aynı baskı dalgası, özellikle görünür olan ve geniş kitlelere erişen LGBTİ+ sosyal medya figürleri üzerinden ‘gözdağı’na dönüştürülmektedir. Bu süreçlerde, masumiyet karinesi çiğnenerek kişiler daha yargılama başlamadan ‘sapkın’ gibi nefret diliyle hedef gösterilmekte; soruşturmalar birer medya teşhirine çevrilmekte; LGBTİ+’lar topluma ‘ibret’ olsun diye kriminal bir vitrine yerleştirilmektedir. Bu, caydırma ve sindirme siyasetidir.
“Bu hukuksuzluklar yalnızca gözaltı ve tutuklama aşamasında kalmamakta; hapishanelerde ayrımcılık, tecrit ve kötü muamele riskiyle derinleşmektedir. LGBTİ+ mahpusların kimlikleri nedeniyle ayrı koğuşlara alınması, uzun süreli tecrit koşullarına itilmesi, sağlık hizmetlerine erişimde engellenmesi, ayrımcı disiplin uygulamalarına maruz bırakılması; Anayasa’nın eşitlik ilkesine (m.10), kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına (m.19) ve kötü muamele yasağına (m.17) açıkça aykırıdır. Hapishaneler, devletin ‘koruma yükümlülüğünün’ en yoğun olduğu yerlerdir; buna rağmen ihlallerin cezasızlıkla sürdürülmesi, yaşam hakkı bakımından ağır sonuçlar doğurmaktadır.

Sosyal medya fenomeni Murat Övüç hakkında 3 yıla kadar hapis istemi
“LGBTİ+ mahpuslara yönelik tecrit ve ayrımcı uygulamalara son verilmeli”
“Nitekim Ankara Sincan Cezaevi’nde ‘Poyraz’ isimli trans erkek mahpusun 1 Aralık 2025’te koğuşunda şüpheli şekilde ölü bulunduğu; olay sonrası savcılığın cezaevine iki gün sonra gittiği ve tanık beyanlarının alınmadığı iddialarının kamuoyuna yansıdığı bilinmektedir. Bu ölüm, LGBTİ+ mahpuslara yönelik tecrit ve ayrımcı uygulamaların ‘sonuçları’nı göstermektedir: cezaevi yönetimlerinin keyfiyeti ve etkisiz soruşturmalar, yaşam hakkını geri dönülmez biçimde ihlal edebilmektedir.
- Bu nedenle yetkililere ve yargı makamlarına çağrımız nettir:
- Defne Güzel hakkında açılan dava derhal düşürülmeli; LGBTİ+ örgütlenmesi ve hak savunuculuğu suç gibi gösterilmekten vazgeçilmelidir.
- Murat Övüç hakkında ayrımcı ifadelerle örülmüş iddianame anlayışı terk edilmeli; ifade özgürlüğü cezalandırılmamalıdır.
- Son dönemde gözaltına alınan ve tutuklanan LGBTİ+ sosyal medya figürleri bakımından masumiyet karinesi titizlikle uygulanmalı; tutuklama ‘peşin ceza’ haline getirilmemeli; kişi özgürlüğü keyfi biçimde kısıtlanmamalıdır.
- Hapishanelerde LGBTİ+ mahpuslara yönelik tecrit ve ayrımcı uygulamalara son verilmeli; Poyraz’ın şüpheli ölümü etkin, bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalı; sorumlular yargı önüne çıkarılmalıdır.
“LGBTİ+’ların yaşam hakkı, özgürlüğü ve onuru pazarlık konusu yapılamaz. İnsan hakları evrenseldir; ayrımcılık kabul edilemez. Kamuoyunu, baroları, meslek örgütlerini, demokratik kitle örgütlerini ve uluslararası insan hakları mekanizmalarını bu ağır hak ihlallerine karşı sorumluluk almaya; dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.” (TY)





