11. Yargı Paketi’nden son anda çıkarıldığı söylenen LGBTİ+ karşıtı düzenlemeler yeniden gündemde.
AKP’ye yakınlığıyla bilinen Türkiye Gazetesi’nin haberine göre Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı taslakta cinsiyet uyum operasyonlarının yaşının 18’den 25’e yükseltilmesi, “genel ahlâka aykırı” tutum ve davranışlarda bulunan veya bunları alenen teşvik eden, öven ya da özendiren kişilere 1-3 yıl hapis cezası getirilmesi öngörülüyor.
Haberin ardından açıklama yapan 15 LGBTİ+ derneği “İktidar, yargı paketleriyle yapamadıklarını bu sefer müstakil bir yasayla yapmayı hedefliyor,” dedi.

Türkiye Gazetesi duyurdu: LGBTİ+’lara hapis öngören taslak yeniden gündemde
“Korku gerçek ama sinecek değiliz”
Diyarbakır ve Ankara’dan LGBTİ+ hak savunucuları Evin ve Rodi, gündeme gelen yasa iddialarının ardından hissettiklerini ve değerlendirmelerini bianet’e anlattı.
“Bu iddialar bir hukuki düzenlemenin ötesinde LGBTİ+’ları kamusal alandan silmeyi hedefleyen politik bir müdahale,” diyen Evin, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Tedirgin olduğumu söylemeden geçmek istemiyorum. Sokakta yürürken, bir arkadaşımın omzuna dokunurken ya da sevdiğim kişiyle yan yana dururken hedef olma korkusu duyma ihtimali bile ruhumu daraltıyor. Bu gündem yalnızca hukuki bir tehdit değil aynı zamanda sevme, ait olma ve güvende hissetme duygusunu zedeleyen bir atmosfer de yaratıyor. Ancak inanıyorum ki korku bizi yalnızlaştırmak yerine daha güçlü dayanışmalar kurmamıza yol açacak.
“LGBTİ+ var oluşu, bastırıldıkça büyüyen bir direniş geleneğine sahip. Bu geleneğin bir parçasıyım. Evet, korku gerçek ama sinecek değiliz. Homofobi ve transfobi yalnızca bireysel önyargılar değil devlet politikaları, medya dili ve patriyarkal düzen tarafından yeniden üretilen yapısal bir şiddet biçimi. Bu nedenle mücadele de bireysel değil kolektif olmak zorunda. Kolektif mücadele haricinde bir çözüm yolu göremiyorum. Yaşamak için çabalamak zorundayız ve çabalarken de asla yalnız olmadığımızı bilmeliyiz. Bugün yapılması gereken şey yalnızlaşmak değil örgütlenmek, geri çekilmek değil dayanışmayı büyütmek, korkuya teslim olmak değil daha cesur adımlar atmak.”
“Asıl kurtuluş burada kalıp mücadele etmekte”
“Söz konusu yasa tasarısı her ne kadar bir iddia bile olsa, ilgili yasa 10 ve 11. Yargı Paketlerinde Meclis’e sunuldu ve kamuoyunun baskısıyla geri çekildi. Eğer bu yasa çıkarsa hayatımız ciddi anlamda etkilenecek. Sosyal alanlarda kendimiz olarak var olmamız daha zor hâle gelecek,” diyen Rodi ise şöyle konuştu:
“2026 Türkiyesi’nde LGBTİ+ olmayı ‘hastalık’ olarak gören veya psikolojik nedenlere bağlayan insan sayısı azımsanmayacak derecede fazla. Devletin halihazırda bu yönde bir politikası var. Bu yasanın geçmesi demek, yasal bir düzenlemenin ötesinde homofobik-transfobik kitlelerin elinin daha da güçlenmesi demek. Sırf eşcinsel olduğu için ailesi ve arkadaşları tarafından dışlanın nice insan var. Şehir, hatta ülke değiştirenler var. Ancak asıl kurtuluş gitmekte değil burada kalıp mücadele etmekte. Ben buna inanıyorum.
“Türkiye’de homofobi ve transfobi karşıtı daha fazla panelin, eğitimin düzenlenmesi lazım. Son olarak biz kimsenin izniyle var olmadık, getirecekleri yasalarla da yok olmayacağız. Buradaydık, buradayız, burada olmaya devam edeceğiz.” (YAH/TY)







